İzmir’in kurtuluşunun 104. yıl dönümü dolayısıyla yayımlanan mesajda, 9 Eylül’ün yalnızca takvimde yer alan bir tarih olmadığı, bir milletin hafızasında yaşayan ve bağımsızlık mücadelesini simgeleyen özel günlerden biri olduğu belirtildi. Mesajda, 15 Mayıs 1919’da başlayan işgalin ardından üç yıl boyunca devam eden mücadelenin, 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ile sonuca ulaştığı ve Türk ordusunun 9 Eylül 1922’de İzmir’e girmesiyle yalnızca bir şehrin kurtarılmadığı, aynı zamanda bir milletin bağımsızlık iradesinin yeniden ayağa kalktığı ifade edildi.

Büyük Taarruz’dan 9 Eylül’e uzanan mücadele

Açıklamada, 15 Mayıs 1919’da başlayan işgal sürecinin ardından verilen üç yıllık mücadelenin, 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ile belirleyici aşamaya ulaştığı kaydedildi. Türk ordusunun 9 Eylül 1922’de İzmir’e girmesiyle birlikte işgalin sona erdiği belirtilirken, bu gelişmenin yalnızca bir şehrin kurtuluşu olarak değerlendirilmediği, milletin bağımsızlık iradesinin yeniden ortaya konulduğu tarihi bir dönüm noktası olduğu vurgulandı.

Mesajda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtuluşun yalnızca askerî zaferle tamamlanmadığını bildiğine dikkat çekildi. Bu anlayış doğrultusunda Türkiye İktisat Kongresi’nin, İzmir’in işgalden kurtuluşunun üzerinden yalnızca beş ay geçmişken yine İzmir’de toplandığı hatırlatıldı. Siyasi bağımsızlığın ancak ekonomik bağımsızlıkla kalıcı hale gelebileceği düşüncesinin de İzmir’de ilan edildiği ifade edildi.

Ekonomik bağımsızlık vurgusu

Türkiye İktisat Kongresi’ne yapılan vurgu üzerinden siyasi ve ekonomik bağımsızlık arasındaki ilişkiye dikkat çekilen mesajda, askerî başarıyla kazanılan bağımsızlığın ekonomik alanda da güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. İzmir’in bu süreçte yalnızca kurtuluşun simge şehirlerinden biri olmadığı, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik bağımsızlık düşüncesinin güçlü biçimde ortaya konulduğu kentlerden biri olduğu ifade edildi.

Açıklamada, bugün Kordon’da dalgalanan her bayrakta, Cumhuriyetin ışığında büyüyen her çocukta ve alın teriyle üretim yapan her insanda verilen büyük mücadelenin izlerinin görüldüğü belirtildi. İzmir’in kurtuluşunun ardından yalnızca yeniden kurulmadığı; üretim yaptığı, büyüdüğü, dünyaya açıldığı ve Türkiye’nin kalkınma mücadelesinin öncü kentlerinden biri haline geldiği kaydedildi.

İzmir sanayisinin dönüşüm kararlılığı

Mesajda, İzmir’in tarihsel süreç içerisinde üretim ve kalkınma alanında üstlendiği role de değinildi. Kentin kurtuluşun ardından üretim kapasitesini geliştirdiği, büyüdüğü ve dünyaya açıldığı ifade edilirken, İzmir sanayisinin günümüzde de dijital dönüşüm ve yeşil üretim çağında aynı öncülüğü sürdürme kararlılığında olduğu belirtildi.

Bu çerçevede 9 Eylül’ün taşıdığı tarihi mirasın yalnızca gururla kutlanmasının yeterli olmadığı vurgulandı. Söz konusu mirasa layık olmanın üretmekten, katma değer oluşturmaktan ve Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını daha da güçlendirmekten geçtiği ifade edildi.

“9 Eylül’ü sadece kutlamak yetmez”

Mesajda, 9 Eylül’ün anlamının geçmişte kazanılan askerî başarının hatırlanmasının ötesinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilerek, “Bu nedenle 9 Eylül’ün mirasını gururla kutlamak yetmez; o mirasa layık olmak gerekir. Layık olmak; üretmek, katma değer yaratmak ve ülkemizin ekonomik bağımsızlığını güçlendirmektir” ifadelerine yer verildi.

İzmir’in kurtuluşunun 104. yıl dönümü dolayısıyla yayımlanan mesajın sonunda ise başta Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları vatan kılan tüm şehitlerin rahmetle, gazilerin ise minnetle anıldığı belirtilerek 9 Eylül kutlandı.

Kaynak: Bülten