ABD’nin Venezuela’da Devlet Başkanı **Nicolas Maduro**ya yönelik müdahalesi, yalnızca Latin Amerika’yı değil, bu ülkeyle yakın siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmuş ülkeleri de doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye açısından bakıldığında yaşananlar, dış politika, egemenlik vurgusu ve çok taraflı diplomasi başlıklarını yeniden gündeme taşıyor.

Türkiye–Venezuela İlişkilerinin Arka Planı

Türkiye ile Venezuela arasındaki ilişkiler son yıllarda belirgin şekilde güçlendi. Karşılıklı üst düzey ziyaretler, siyasi dayanışma mesajları ve ekonomik iş birliği adımları iki ülkeyi stratejik ortaklık zeminine taşıdı. Ankara, özellikle Venezuela’ya yönelik dış baskılara karşı “egemenlik” ve “uluslararası hukuk” vurgusu yapan ülkeler arasında yer aldı.

Bu yaklaşım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarında da net biçimde görülürken, Türkiye’nin dış politikada bağımsız ve çok yönlü bir çizgi izleme isteğinin yansıması olarak değerlendirildi.

ABD Müdahalesi Ankara’yı Nasıl Bir Konuma Getiriyor?

ABD’nin doğrudan müdahalesi, Türkiye’yi zor bir dengeyle karşı karşıya bırakıyor. Bir yanda NATO müttefiki olan Washington ile ilişkiler, diğer yanda Venezuela ile kurulan siyasi ve ekonomik bağlar bulunuyor. Ankara’nın bu noktada açık bir taraflaşmadan ziyade, uluslararası hukuk ve egemenlik ilkeleri üzerinden pozisyon alması bekleniyor.

Türkiye’nin söylem düzeyinde müdahalelere karşı duruş sergilemesi, Caracas ile ilişkilerin korunması açısından önemli görülürken, fiili adımların daha temkinli atılması öngörülüyor. Bu da ilişkilerin tamamen kopması yerine kontrollü bir şekilde devam edeceğine işaret ediyor.

Maduro’nun Devre Dışı Kalması Senaryosu

Maduro’nun iktidardan uzaklaştırılması veya siyasi etkisinin zayıflaması durumunda, Türkiye–Venezuela ilişkilerinin yeni bir döneme girmesi kaçınılmaz olabilir. Böyle bir senaryoda Ankara’nın, Venezuela’daki yeni yönetimle ilişki kurma konusunda pragmatik bir yaklaşım benimsemesi beklenir.

Ancak mevcut yönetimle kurulan yakın siyasi bağlar nedeniyle, geçiş sürecinin kısa vadede ilişkilerde belirsizlik yaratması olası. Özellikle ekonomik ve ticari iş birliklerinin akıbeti, Venezuela’daki iç siyasi gelişmelere bağlı olarak şekillenecek.

Enerji ve Jeopolitik Boyut

Venezuela’nın sahip olduğu enerji kaynakları, bu ülkeyi küresel güç mücadelesinin merkezlerinden biri haline getiriyor. ABD müdahalesinin arkasındaki temel motivasyonlardan biri olarak enerji jeopolitiği öne çıkarken, Türkiye açısından bu durum Latin Amerika politikasının daha dikkatli yürütülmesini gerektiriyor.

Ankara’nın uzun vadede bölgeyle ilişkilerini tamamen tek bir siyasi figüre bağlı olmadan sürdürme eğilimi, bu tür krizlerin etkisini sınırlamayı amaçlıyor. ABD müdahalesi, Türkiye–Venezuela ilişkilerini doğrudan kopma noktasına getirmese de, ilişkilerin tonunu ve önceliklerini yeniden şekillendirecek bir kırılma yaratıyor. Türkiye’nin bu süreçte denge politikası, egemenlik vurgusu ve diplomatik esneklik üzerinden hareket etmesi bekleniyor. Yaşananlar, Ankara’nın Latin Amerika açılımının ne ölçüde kurumsallaştığını da test eden bir süreç olarak öne çıkıyor.

Kaynak: BBC