İzmir Elektronikçiler Odası (İZELKO) Başkanı Çetin Akbıyık, Ahilik Haftası öncesinde yaptığı değerlendirmede, yüzyıllardır dürüst ticaret, güven ve meslek ahlakıyla özdeşleşen Ahilik anlayışının teknoloji çağının üretim ve ticaret düzenine de taşınması gerektiğini söyledi. Akbıyık, geçmişte terazinin doğruluğuyla ölçülen ticaret ahlakının günümüzde algoritmalar, yapay zekâ sistemleri, dijital fiyatlama modelleri ve çevrim içi ticaret uygulamaları açısından yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.
Ahiliğin yalnızca geleneksel törenler, esnaf ziyaretleri ve kültürel ritüeller üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Akbıyık, temel meselenin dürüst kazanç, güvenilirlik, kaliteli üretim, emeğe saygı, tüketicinin korunması, liyakat ve haksız rekabetten kaçınmak olduğunu kaydetti.
Ahilik yalnızca ritüellerle sınırlı kalmamalı
Ahiliğin tarih boyunca yalnızca esnafı bir araya getiren bir yapı olmadığını, aynı zamanda üretim ve ticaret hayatının ahlaki çerçevesini belirleyen köklü bir meslek düzeni olduğunu dile getiren Akbıyık, Ahilik Haftası kapsamında bu yönün daha güçlü biçimde anlatılması gerektiğini söyledi.
Akbıyık, şed kuşanma törenlerinin, geleneksel etkinliklerin ve esnaf ziyaretlerinin kültürel açıdan değer taşıdığını ancak Ahiliğin yalnızca bu unsurlar üzerinden tarif edilmesinin anlayışın özünü eksik bırakacağını belirtti.
Akbıyık, “Şed kuşanmanın, geleneksel törenlerin ve esnaf ziyaretlerinin elbette kültürel bir değeri vardır. Ancak Ahiliği yalnızca bunlarla tarif edersek özünü eksik bırakırız. Esas miras; işini doğru yapmak, müşterinin hakkını gözetmek ve kazancı ahlakla buluşturmaktır. Ahilik dükkânın kapısında başlayıp tezgâhta bitmemeli; yazılımın koduna, yapay zekânın algoritmasına kadar girmelidir” dedi.

“Dün mesele doğru tartmaktı, bugün doğru yönlendirmek”
Ticaretin kullandığı araçların yüzyıllar içinde değiştiğine dikkat çeken Akbıyık, geçmişte çarşıdaki terazinin doğruluğunun ticari ahlak açısından belirleyici olduğunu, bugün ise benzer sorumluluğun dijital sistemler açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Akbıyık, dijital platformlarda kullanılan fiyatlama, sıralama ve öneri sistemlerinin tüketiciyi yanıltmaması gerektiğini belirterek, algoritmaların insanların bilgisizliğini veya zaaflarını ticari avantaja dönüştürmesinin de meslek ahlakı açısından tartışılması gerektiğini söyledi.
Akbıyık, “13’üncü yüzyılın çarşısında ahlak teraziyi doğru tutuyordu; bugün aynı ölçü algoritmalarda olmalı. Bir Ahi müşterisini tartıda kandırmıyorsa, dijital platform da fiyatlama, sıralama ve öneri sistemleriyle tüketiciyi yanıltmamalı. Esnaf müşterisinin bilgisizliğini kazanca çevirmiyorsa, algoritma da insanın zaaflarını ticari avantaja dönüştürmemeli. Dün mesele doğru tartmaktı, bugün doğru yönlendirmek. Yapay zekâda şeffaflık, veri güvenliği, insan denetimi ve hesap verebilirlik artık meslek ahlakının da konusudur” ifadelerini kullandı.
“Yapay zekânın vicdanı yok”
Teknolojinin kendi başına ahlaki bir iradeye sahip olmadığını vurgulayan Akbıyık, asıl sorumluluğun teknolojiyi geliştiren ve kullanan insanlarda bulunduğunu belirtti. Teknolojik kapasite arttıkça toplumsal ve mesleki sorumluluğun da büyümesi gerektiğini kaydeden Akbıyık, veri kullanımı, fiyatlandırma, reklam ve tüketici davranışlarının analiz edilmesinin yeni bir meslek etiği anlayışını gerekli hale getirdiğini ifade etti.
Akbıyık, “Yapay zekânın vicdanı yok; vicdanı onu yazan ve kullanan insan taşır. Teknoloji büyüdükçe sorumluluk da büyümeli. Veri, fiyatlama, reklam ve tüketici davranışlarının kullanımı yeni bir meslek etiği gerektiriyor. Teknolojik güç, toplumsal sorumluluktan ayrı düşünülemez” dedi.
Elektronikçi esnafında Ahilik anlayışı
Ahilik ilkelerinin elektronik sektöründe faaliyet gösteren esnaf açısından doğrudan karşılığı bulunduğunu belirten Akbıyık, müşterilerin telefon veya bilgisayarlarını teknik servise teslim ederken yalnızca cihazlarını değil, kişisel verilerini ve özel hayatlarına ilişkin bilgileri de emanet ettiğine dikkat çekti.
Akbıyık, bu nedenle müşteri verilerinin korunması, ihtiyaç olmayan ürünlerin satılmaması, değiştirilmeyen bir parçanın değiştirilmiş gibi gösterilmemesi, kaliteli parça kullanılması, fiyatların açık biçimde belirtilmesi ve satış sonrasında verilen hizmetin arkasında durulmasının Ahilik anlayışının günümüzdeki karşılığı olduğunu ifade etti.
Elektronik atıkların doğru biçimde değerlendirilmesinin de aynı sorumluluğun parçası olduğunu belirten Akbıyık, elektronikçi esnafının sorumluluğunun yalnızca müşteriye karşı değil, çevreye karşı da devam ettiğini söyledi.

Usta-kalfa-çırak ilişkisi teknolojiye taşındı
Ahilik kültürünün temel unsurlarından biri olan usta-kalfa-çırak ilişkisinin teknoloji çağında farklı biçimlerde sürdüğünü ifade eden Akbıyık, geçmişte ustaların çıraklarını tezgâh başında yetiştirdiğini, bugün ise teknisyenlerin genç elektronikçilere, deneyimli yazılımcıların da genç geliştiricilere bilgi aktardığını söyledi.
Bilginin aktarılmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Akbıyık, bu bilginin hangi amaçlarla ve hangi sınırlar içerisinde kullanılacağının da yeni kuşaklara öğretilmesi gerektiğini kaydetti.
Akbıyık, geleceğin ustalarının yalnızca geleneksel el becerilerine sahip kişilerden oluşmayacağını, kod yazan gençlerin, yapay zekâ geliştiren mühendislerin ve bu teknolojileri yöneten şirketlerin de güçlü bir etik anlayışa ihtiyaç duyacağını ifade etti.
“Ahiliği geleceğe taşımak için teslim aldık”
Ahilik Haftası’nın yalnızca geçmişin hatırlanacağı bir dönem olarak görülmemesi gerektiğini belirten Akbıyık, haftanın aynı zamanda geleceğin çalışma hayatı ve meslek ahlakının tartışılması için bir fırsat sunduğunu söyledi.
Akbıyık değerlendirmesini, “Teknolojiyi geliştireceğiz, yazılım üreteceğiz, yapay zekâyı daha ileriye taşıyacağız. Ama insanı ve hakkı merkezin dışına çıkarmayacağız. Ahiliği geçmişten teslim aldık; geçmişte bırakmak için değil, geleceğe taşımak için” sözleriyle tamamladı.





