Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) 1 Kasım 2026 itibarıyla hayata geçirilmesi planlanan uzaktan sağlık hizmeti uygulaması, aile hekimliği çalışanlarının iş yükü, hasta güvenliği ve hukuki sorumlulukları açısından tartışma konusu oldu. Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN), uygulamanın mevcut haliyle başlatılmasının sağlık hizmetlerinin sunumunda çeşitli sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu. AHESEN Yönetim Kurulu Üyesi ve Hukuk ve Mevzuat Sekreteri Dr. İlkay Eren, uzaktan sağlık hizmetlerinin özellikle sağlık kuruluşlarına erişimde güçlük yaşayan vatandaşlar açısından önemli kolaylıklar sağlayabileceğini ancak bunun için hasta önceliklendirmesi, tıbbi değerlendirme, hukuki güvence ve teknik altyapı konularında gerekli düzenlemelerin tamamlanması gerektiğini belirtti. Eren, günlük zorunlu randevu kotasına dayalı bir sistem yerine hastaların ihtiyaçlarının ve aile sağlığı merkezlerinin çalışma koşullarının dikkate alındığı esnek bir model oluşturulmasını talep etti.

Uzaktan sağlık hizmetinde öncelik ihtiyaç sahibi hastaların olmalı

Uzaktan sağlık hizmetlerinin doğru planlanması halinde yaşlı, yatağa bağımlı, hareket kısıtlılığı bulunan ve kronik hastalığı olan kişilerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırabileceğini ifade eden Dr. İlkay Eren, uygulamanın amacına ulaşabilmesi için öncelikle hizmetten yararlanacak hasta gruplarının doğru belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Tüm kayıtlı nüfusa açık ve günlük zorunlu randevu kotasına dayalı bir sistemin, uzaktan sağlık hizmetine daha fazla ihtiyaç duyan vatandaşların bu hizmetten yararlanmasını zorlaştırabileceğine dikkati çekti.

Eren, sistemde hastaların sağlık durumlarını ve hizmete erişim ihtiyaçlarını değerlendiren akıllı bir triyaj mekanizmasının bulunmamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi. Dijital okuryazarlığı yüksek olan ve randevu sistemlerine daha hızlı erişebilen kişilerin mevcut kontenjanları öncelikle doldurması durumunda, sağlık hizmetlerine ulaşmakta daha fazla desteğe ihtiyaç duyan yaşlı ve engelli vatandaşların geri planda kalabileceğini belirtti. Bu nedenle uzaktan muayene randevularının yalnızca başvuru sırasına göre değil, hastaların sağlık durumları ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanması gerektiğini ifade etti.

Uzaktan sağlık hizmetlerinin Evde Sağlık Hizmetleri birimlerine kayıtlı hastalar, yatağa bağımlı kişiler, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların ihtiyaçlarını dikkate alan bir algoritmayla yürütülmesini öneren Eren, uygulamanın yüz yüze muayenenin yerini alan genel bir hizmet modeline dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi. Eren, uzaktan muayenenin gerekli durumlarda sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıran, mevcut sağlık hizmetlerini tamamlayıcı bir uygulama olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Fiziksel muayene gerektiren durumlar açıkça belirlenmeli

Dr. İlkay Eren, uzaktan sağlık hizmetlerinin tıbbi değerlendirme süreçlerine ilişkin belirsizliklerin de giderilmesi gerektiğini belirtti. Görüntülü görüşme yoluyla gerçekleştirilen değerlendirmenin her hastalığın tanı ve tedavi süreci açısından yeterli olmayacağını ifade eden Eren, hangi durumlarda fiziksel muayene yapılmasının zorunlu olduğunun açık biçimde tanımlanmasını istedi. Uzaktan değerlendirme sırasında hastanın yüz yüze muayene edilmesi gerektiğine karar veren hekimlerin, hastayı ilgili sağlık kuruluşuna yönlendirme ve uzaktan görüşmeyi sonlandırma yetkisinin mevzuatla güvence altına alınması gerektiğini bildirdi.

Eren, görüntülü görüşme sırasında bazı akut sağlık sorunlarının gözden kaçabileceğine dikkati çekerek, fiziksel muayene yapılmadan düzenlenen reçete ve raporların doğurabileceği tıbbi ve hukuki sonuçların da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Uzaktan sağlık hizmeti sunan hekimlerin hangi koşullarda değerlendirme yapabileceğinin, hangi durumlarda yüz yüze muayene kararı vereceğinin ve bu süreçlerde üstlenecekleri sorumlulukların açık biçimde belirlenmesini talep etti.

Hasta güvenliği açısından hekimlerin mesleki değerlendirmelerini bağımsız biçimde yapabilmesinin önemini vurgulayan Eren, uzaktan görüşmenin tıbben yeterli olmadığı durumlarda yüz yüze muayeneye yönlendirme kararının hukuki güvence altında olması gerektiğini belirtti. Eren, sağlık çalışanlarının karşılaşabilecekleri hukuki sorumlulukların açıkça tanımlanmasını ve mesleki kararlarını hasta güvenliği doğrultusunda verebilmelerini sağlayacak tıbbi ve hukuki rehberlerin hazırlanmasını istedi.

Hasta bilgileri ve görüşme güvenliği için düzenleme talebi

Uzaktan sağlık hizmetlerinde kişisel verilerin korunması ve hasta-hekim mahremiyetinin sağlanmasının da önemli olduğunu belirten Eren, uygulamanın bu yönüyle açık kurallara dayanması gerektiğini ifade etti. Görüntülü görüşmelerde hastaların kimliklerinin nasıl doğrulanacağı, kişisel sağlık bilgilerinin hangi koşullarda korunacağı ve görüşmelerin güvenliğinin nasıl sağlanacağı konularının netleştirilmesini istedi.

Eren, uzaktan sağlık görüşmelerinin izinsiz kaydedilmesi, kişisel sağlık bilgilerinin yetkisiz kişilerle paylaşılması ve hasta-hekim mahremiyetinin ihlal edilmesi gibi risklere karşı etkili güvenceler oluşturulması gerektiğine dikkati çekti. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında sağlık verilerinin korunmasına yönelik yükümlülüklerin uzaktan sağlık hizmetinin işleyişiyle uyumlu biçimde ele alınması gerektiğini belirterek, hem hastaların hem de sağlık çalışanlarının haklarını koruyacak düzenlemeler yapılmasını talep etti.

Sağlık Bakanlığı ve SGK mevzuatı uyumlu hale getirilmeli

Dr. İlkay Eren, uygulamanın hukuki boyutunda Sağlık Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) mevzuatı arasındaki uyumun da sağlanması gerektiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığının uzaktan sağlık hizmeti uygulamasına ilişkin düzenlemeleri ile SGK'nin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve denetim süreçlerinin birbirleriyle uyumlu olması gerektiğini ifade eden Eren, özellikle uzaktan değerlendirme sonucunda düzenlenen reçete ve raporların geçerlilik koşullarının açık biçimde belirlenmesini istedi.

Uzaktan muayene sonrasında reçete edilen ilaçlara erişim, iş göremezlik raporlarının düzenlenmesi ve sağlık hizmetlerine ilişkin geri ödeme uygulamalarında belirsizlik yaşanmaması gerektiğine dikkati çeken Eren, söz konusu işlemlerin hangi koşullarda geçerli kabul edileceğinin mevzuatta açıkça yer almasını talep etti. Sağlık çalışanlarının uzaktan değerlendirme sonucunda gerçekleştirdikleri işlemler nedeniyle mali kesintiler veya hukuki uyuşmazlıklarla karşı karşıya kalmaması için ilgili kurumların ortak düzenleme yapması gerektiğini belirtti.

Eren, Sağlık Bakanlığı ile SGK arasında gerekli mevzuat uyumunun sağlanmaması halinde, uzaktan sağlık hizmeti kapsamında düzenlenen reçete ve raporlara ilişkin uygulamalarda sorunlar yaşanabileceğini ifade etti. Bu nedenle yeni sistemin başlatılmasından önce ilaç temini, rapor düzenleme, geri ödeme ve denetim süreçlerine ilişkin kuralların netleştirilmesinin önemini vurguladı.

Günlük en az üç randevu zorunluluğuna itiraz

Uzaktan sağlık hizmeti kapsamında aile sağlığı merkezlerinde günlük en az üç uzaktan muayene randevusu açılmasının planlanmasına da değinen Eren, zorunlu randevu kotasına dayalı uygulamaya karşı olduklarını açıkladı. Sağlık hizmetinin niteliğinin yalnızca gerçekleştirilen muayene sayısıyla değerlendirilemeyeceğini belirten Eren, aile sağlığı merkezlerinde mevcut hizmetlerin devam ettiği sırada yeni randevu yükümlülüklerinin çalışanların iş yükünü artırabileceğine dikkati çekti.

Aile sağlığı merkezlerinde yüz yüze hasta başvurularının karşılanmasının yanı sıra aşı uygulamalarının, gebe ve bebek izlemlerinin ve kronik hastalık takiplerinin sürdürüldüğünü hatırlatan Eren, uzaktan muayene randevularının mevcut işleyişe eklenmesinin hizmet sunumunda aksamalara neden olabileceğini belirtti. Eren, sağlık çalışanlarının aynı anda farklı hizmetleri yürütmek durumunda kaldığını, yeni uygulamanın bu koşullar dikkate alınmadan planlanmasının hasta ve sağlık çalışanları arasında gerilime de yol açabileceğini ifade etti.

Uzaktan sağlık hizmetinin günlük zorunlu randevu sayıları üzerinden yürütülmesi yerine, aile sağlığı merkezlerinin hasta yoğunluğuna, sağlık çalışanlarının mesleki değerlendirmelerine ve hastaların sağlık ihtiyaçlarına göre esnek biçimde planlanmasını öneren Eren, her merkezin çalışma koşullarının dikkate alınması gerektiğini bildirdi.

Çalışan vatandaşların sağlık hizmetlerine erişim konusunda yaşadığı sorunlara da değinen Eren, bu sorunların yalnızca uzaktan muayene kontenjanları oluşturularak çözülemeyeceğini ifade etti. Çalışma hayatında vatandaşların yasal sağlık izinlerini kullanabilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılması gerektiğini belirten Eren, sağlık hizmetine erişimin bu yönüyle de ele alınmasını istedi.

AHESEN'den beş maddelik çözüm önerisi

AHESEN Yönetim Kurulu Üyesi ve Hukuk ve Mevzuat Sekreteri Dr. İlkay Eren, uzaktan sağlık hizmetlerinin hem vatandaşların hem de sağlık çalışanlarının haklarını koruyacak biçimde yürütülebilmesi için beş temel konuda düzenleme yapılmasını talep etti. Eren'in önerilerinin ilk sırasında, uzaktan muayene randevularında yaşlı, yatağa bağımlı, engelli ve kronik hastalığı bulunan kişilerin ihtiyaçlarını önceliklendiren akıllı bir triyaj sisteminin kurulması yer aldı. Bu sistemle uzaktan sağlık hizmetine daha fazla ihtiyaç duyan vatandaşların randevu süreçlerinde öncelikli olarak değerlendirilmesi istendi.

İkinci olarak, uzaktan muayene sırasında fiziksel muayenenin gerekli olduğu durumların açıkça belirlenmesini sağlayacak tıbbi ve hukuki rehberlerin hazırlanması talep edildi. Hastayı yüz yüze değerlendirmeye yönlendiren hekimlerin yetkilerinin ve sorumluluklarının netleştirilmesi gerektiği vurgulandı. Eren, bu düzenlemelerin hem hastaların güvenliğini hem de sağlık çalışanlarının mesleki kararlarını koruyacak biçimde hazırlanmasını istedi.

Üçüncü öneride, Sağlık Bakanlığı ile SGK mevzuatının uyumlu hale getirilmesi gerektiği belirtildi. Uzaktan sağlık hizmeti sonucunda düzenlenecek reçeteler, raporlar, ilaç erişimi ve geri ödeme süreçlerine ilişkin kuralların açık biçimde belirlenmesi istendi. Böylece sağlık çalışanlarının uygulama sırasında karşılaşabilecekleri mali ve hukuki belirsizliklerin giderilmesi talep edildi.

Dördüncü öneri, kişisel sağlık verilerinin korunması ve uzaktan görüşmelerin güvenliğinin sağlanmasına yönelik düzenlemeleri kapsadı. Hasta kimliğinin doğrulanması, görüntülü görüşmelerin güvenliği, kişisel sağlık bilgilerinin korunması ve hasta-hekim mahremiyetinin sağlanması konularında etkili güvenceler oluşturulması gerektiği ifade edildi.

Beşinci öneride ise günlük zorunlu uzaktan muayene randevu kotasının yeniden değerlendirilmesi istendi. Uzaktan sağlık hizmetinin yalnızca sayısal hedefler doğrultusunda değil, tıbbi gereklilikler, aile sağlığı merkezlerinin mevcut iş yükü ve hastaların ihtiyaçları dikkate alınarak planlanması gerektiği belirtildi.

Dr. İlkay Eren, uzaktan sağlık hizmetlerinin doğru planlanması halinde birinci basamak sağlık hizmetlerine katkı sağlayabileceğini ancak teknik altyapı, mevzuat ve işleyişe ilişkin sorunlar çözülmeden uygulamaya geçilmesinin yeni sorunlara neden olabileceğini savundu. Eren, sağlık çalışanlarının sahadaki deneyimlerinin dikkate alınmasını, hasta güvenliğinin önceliklendirilmesini ve uzun vadede sürdürülebilir bir hizmet modeli oluşturulmasını istedi.

Ahmet Kandemir: Öncelikle mevcut aksaklıklar giderilmeli

AHESEN Genel Başkanı Ahmet Kandemir de 1 Kasım 2026 itibarıyla uygulanması planlanan uzaktan sağlık hizmetlerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Aile hekimliği sisteminde mevcut sorunlar giderilmeden yeni uygulamaların devreye alınmasının birinci basamak sağlık hizmetlerinin işleyişini daha da zorlaştırabileceğini belirten Kandemir, yeni düzenlemeler hazırlanırken sağlık çalışanlarının mevcut iş yükünün ve hasta güvenliğinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Aile hekimliği sisteminde düzeltilmesi gereken uygulamalar bulunduğunu ifade eden Kandemir, mevcut aksaklıkların üzerine yeni yükümlülükler eklenmesinin sorunların çözümünü güçleştirebileceğini belirtti. Yeni uygulamaların hayata geçirilmesi sürecinde sahadaki çalışma koşullarının göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getiren Kandemir, önceliğin aile hekimliği sistemindeki mevcut sorunların giderilmesi olması gerektiğini söyledi.

Kandemir, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Aile hekimliği sisteminde düzeltilmesi gereken pek çok hatalı uygulama varken, yanlışların üzerine yenilerini eklemek sorunları çözmek bir yana, sistemin çöküşünü hızlandırır. Yeni uygulamalar hayata geçirilirken sahadaki gerçekler, sağlık çalışanlarının mevcut iş yükü ve en önemlisi hasta güvenliği göz ardı edilmemeli. Aile hekimliğini güçlendirmek için yeni yükümlülükler getirmek yerine, öncelikle mevcut aksaklıkları gideren, uygulanabilir ve sürdürülebilir çözümler üretilmeli.”

AHESEN, uzaktan sağlık hizmetlerinin uygulanmasına ilişkin taleplerinde hasta güvenliği, sağlık çalışanlarının mesleki ve hukuki güvenceleri, kişisel verilerin korunması, SGK mevzuatıyla uyum ve zorunlu randevu kotasının yeniden değerlendirilmesi konularını öne çıkardı. Sendika, 1 Kasım'da başlaması planlanan uygulamanın sağlık çalışanlarının sahadaki deneyimleri dikkate alınarak, mevcut hizmetlerin işleyişini aksatmayacak ve sağlık hizmetlerine erişimde öncelikli desteğe ihtiyaç duyan vatandaşları gözeten bir modelle yürütülmesi çağrısında bulundu.

Kaynak: Haber Merkezi