İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği yönündeki uzun süredir devam eden iddialar, kentte siyaset ve hizmet tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. “AK Parti’ye geçerse İzmir daha fazla hizmet alır mı?” sorusu kamuoyunda tartışılırken, Tugay’ın olası parti değişikliğinin hem siyasi geleceği hem de İzmir seçmeni açısından önemli sonuçlar doğuracağı değerlendirildi. Uzmanlara göre ise İzmir’in siyasi dinamikleri, iktidar desteği karşılığında parti değiştirme formülünün kentte karşılık bulup bulmayacağı konusunda belirleyici olacağı, Tugay’ın vereceği kararın yalnızca belediye hizmetleri açısından değil, İzmir’in yıllardır kemikleşen siyasi kimliği bakımından da kritik bir dönüm noktası olabileceği vurgulandı.

Zekiye Seda Sönmez-1

"İzmir AKP karşıtlığıyla özdeşleşti”

İzmir halkının son derece politize bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan siyaset Bilimci Zekiye Seda Sönmez, kentteki CHP hakimiyetinin temel sebebinin iktidar karşıtlığı olduğunun altını çizdi: “İzmir AK Parti’nin kurulduğu dönemden bu yana CHP’den vazgeçmeyen bir şehir. 'Burası CHP’nin kalesidir' demek bana kalırsa abartılı bir yaklaşım olur ancak CHP’nin kalesi olarak görülmesinin nedenlerini araştırırsak altında yatan en önemli unsurun AK Parti ve Tayyip Erdoğan karşıtlığı olduğunu görürüz. İzmir; özgürlükçü, kısıtlanmak istemeyen ve yaşam düzeninin bozulmasına karşı duran bir şehir. Dolayısıyla İzmirlilik kavramı CHP ile özdeşleştiyse, bunun temel nedeni AK Parti karşıtlığı, demokrasi ve özgürlük düşkünlüğüdür. Bu kentte seçmenlerin büyük çoğunluğu için isimler geçicidir; Cemil Tugay gelir geçer. Yükselişler ve düşüşler yaşanır ama neticede CHP’nin gücü bu karşıtlıktan beslenir.”

"Seçimi Tugay değil, CHP kazandı”

31 Mart yerel seçimlerinde elde edilen başarının kişisel değil, partisel bir başarı olduğunu dile getiren Sönmez, “Cemil Bey Karşıyaka’da çok başarılı bir sınav veremediği hâlde siyasi bir kumar oynayarak Özgür Özel’i destekledi. Bu desteğin neticesinde de Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapıldı ve kazandı. Fakat 'İzmir’de kazanan Cemil Tugay mı yoksa CHP mi?' diye sorarsak, cevap elbette CHP’dir. Seçmen; kentin yapısı, özgürlükçü duruşu ve AKP karşıtlığı nedeniyle partiye oy verdi. Bu nedenle Tugay’ın bu faktörü göz ardı ederek bir yol çizmesine seçmen olumlu yaklaşmaz” dedi.

“Zikzaklar kafa karıştırıyor”

Tugay'ın CHP’de istifa ettikten sonra sergilediği tavrın kamuoyunda belirsizlik yarattığının altını çizen Zekiye Seda Sönmez, hizmet vurgusu yaparak, “Cemil Tugay’ın son dönemdeki zikzaklı tutumu çok dikkat çekici. Özgür Özel’in 'İstifa etme' demesine rağmen CHP’den istifa ediyor; mantıklı görünmeyen gerekçeler öne sürüyor. Ardından 'Yeni partiye geçecek' söylentileri çıkıyor ama geçmiyor, telefonlara bakmıyor. Siyasetteki bu baskılar psikolojik olarak insanı etkileyebilir, neticede herkes etten kemikten. Ancak sonrasında AK Parti ile flörtleştiği iddiaları gündeme geliyor, hatta MHP’ye geçeceği dahi konuşuluyor. Tüm bunlar insanları kafa karışıklığı ve belirsizlik içinde bırakıyor. Cemil Tugay’ın kendine has bir sessizliği var ama artık net bir karar vermesi ya da bağımsız olarak kente iyi hizmet etmesi gerekiyor. Çünkü İzmir; altyapı, barınma ve deprem gibi ciddi sorunları olan, hizmete aç bir şehir” ifadelerini kullandı.

“Hizmet gelse dahi tarih affetmez”

Siyasette kulislerde konuşulan "İzmir hizmet almak için AK Parti'ye geçilsin" düşüncesini eleştiren Sönmez, olası bir transferin sonuçlarını şöyle açıkladı: “Günümüzde kamuoyunda '3 yıl AK Parti gelse, hizmet getirse, sonra tekrar CHP’ye dönülse' gibi bir düşünce var. Bana kalırsa bu çok yanlış bir yaklaşım. CHP oylarıyla seçilip ardından partini değiştirerek burayı bir AK Parti belediyesine dönüştürürsen, seçmen nezdindeki inandırıcılığını kaybedersin ve bir siyasi figür olmaktan çıkarsın. AK Parti'ye geçtiği takdirde bu durum bence Cemil Tugay'ın siyasi anlamda tamamen yok oluşu demektir. Bir sonraki seçimde, eğer o 3 yıl boyunca AK Parti'den ve hükümetten destek alarak çok iyi hizmetler yapsa bile netice itibarıyla bence çok olumlu şeyler olmaz. İyi hizmet etse bile sırf AK Parti’ye geçtiği için bunu tarih de affetmez. Cemil Tugay için bu durum çok kötü bir sonuç doğurur.”

"Erdoğan İzmir'in muhalif kalmasını istiyor”

Ankara'daki güç dengelerine ilişkin çarpıcı bir iddiayı gündeme getiren Siyaset Bilimci Zekiye Seda Sönmez, “Bana kalırsa Tayyip Erdoğan da bu kentin AK Parti’ye geçmesini istemiyor gibi. Çünkü burası bir anlamda demokrasinin emniyet supabı, demokrasinin başkenti ve kalesi konumunda. Tüm Türkiye’nin tektipleşmesi doğru bir şey değil. Bir yerlerde birilerinin muhalefette kalması gerekiyorsa, İzmir de bunun öncü kentlerinden biri olduğu için 'O zaman İzmir öyle kalsın' diye düşünülüyor olabilir. Tayyip Erdoğan’ın da burayı bir anlamda bıraktığına dair bir algı var kafamda. Nitekim en son Savcı Sayan’ın yaptığı açıklamada da Tayyip Erdoğan’ın Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişini kabul etmediği ifade edilmişti” şeklinde konuştu.

“Riskleri gözeterek pozisyon alacaktır”

İzmir’in de geçtiğimiz yıllarda Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde olduğu gibi bir dönem iktidar partisine geçmesi halinde şehrin daha fazla hizmet alacağı düşüncesini değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzamanı ve CHP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ruhisu Can Al, “Son yıllarda iktidarın yarattığı siyasi iklim, siyasetçileri kendilerinden beklemediğimiz alanlara ve kutuplara doğru sürüklüyor. İzmir özelinde böylesi bir siyasi ortamda Başkan Tugay’ın kendi siyasal geleceği açısından rasyonel hareket ettiğini düşünüyorum. Kentin kronik sorunlarının had safhaya ulaştığı, hizmet beklentisinin yükseldiği ve en önemlisi İzmir seçmeninin ideolojik direnç kapasitesinin zayıfladığı tabloda Tugay; içinde bulunduğu koşulları, elindeki imkânları ve karşılaşabileceği riskleri gözeterek pozisyon alacaktır. Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi ihtimali üzerinden yapılacak bir değerlendirmede, Antalya ile İzmir’in siyasi dinamiklerinin aynı olmadığını baştan belirtmek gerekir. Bir sonraki seçimde Yeni Parti–CHP rekabetinin AK Parti açısından önemli bir avantaj yaratabileceği düşünülse de Kürt seçmenin sandıktaki tavrının, özellikle metropol ilçeler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi açısından belirleyici olacağı kanaatindeyim. Sürecin nasıl şekilleneceğini zaman gösterecek” dedi.

Kaynak: Ayselin Uzun