Manifest grubunun eski üyesi Mina Solak ile ilişkisini sonlandıran Anıl Emre Daldal, hakkında çıkan taciz iddialarına sert çıktı.

Manifest üyesi Mina Solak hakkında suç duyurusu

Son günlerde adımın karıştığı asılsız iddialar nedeniyle hem şahsım hem de ailem derin bir manevi zarar görmüş, özel ve profesyonel hayatım ciddi şekilde etkilenmiştir. Bu sebeple kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına sessizliğimi bozmak zorunda kaldım.

Hakkımdaki iddialar ve hukuki süreç

Sosyal medyada dolaşıma sokulan, tarafıma ait olmayan, sahte uygulamalar aracılığıyla üretilmiş görüntü ve mesajlar; itibarımı, özel hayatımı ve mesleki saygınlığımı hedef almıştır. Bu içerikler, Türk Ceza Kanunu’nun çeşitli maddeleri kapsamında açıkça suç teşkil etmektedir:

  • TCK 125 – Hakaret
  • TCK 267 – İftira
  • TCK 132 – Haberleşmenin gizliliğini ihlal
  • TCK 134 – Özel hayatın gizliliğini ihlal
  • TCK 136 – Kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşımı

Avukatım aracılığıyla Melisa Çevik, Mina Solak ve Tolga Akış hakkında Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuş, 2025/8437 numaralı soruşturma dosyası kapsamında yasal süreç başlatılmıştır. Hukukun üstünlüğüne olan inancımızla, bu iftira kampanyasına karşı tüm yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı kamuoyuna bildiririz.

Mina Solak ile yaşanan süreç

Birlikte çok fazla şey yaşadığım, sevdiğim ve hayatımın merkezine koyduğum bir insanla olan ilişkim, ne yazık ki dışsal baskılar, şirket müdahaleleri ve manipülasyonlar nedeniyle son bulmuştur. Taciz iddialarının ilişki bitişiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu iddialar, ayrılık sonrası oluşturulan bir algı operasyonunun parçasıdır.

Şirketler, kişisel duygulara değil yalnızca PR yönetimine göre hareket etmiş, sevdiğim insanın yanında durmak yerine kariyer hesaplarını öne koymuştur. Mina Solak ile yaşadığımız ilişkinin sonlanması, tarafların özel hayatına dair bir durumken, kamuoyuna tek taraflı ve yönlendirilmiş bir anlatımla servis edilmiştir.

Kırgınlıklarım ve hayal kırıklığım

En çok güvendiğim insanlardan birinden gelen bu kırılmayı, yaşadığım ihaneti tarif etmek güç. Suskun kalmayı seçtim çünkü onun zarar görmesini istemedim. Ancak kamuoyunun önünde yargısız infaz edilmeme de sessiz kalmam mümkün değildi.

İlişki boyunca onun yanında durdum, linç yediğinde savundum, zor zamanlarında destek oldum. Fakat iş ayrılığa geldiğinde, tek taraflı bir açıklamayla ve "şirketin yönlendirmesi"yle hareket edildi. Önceden ortak kararla hazırladığımız cümle, şirket müdahalesiyle değiştirildi ve bu durum bile kamuoyuna manipüle edilmiş şekilde yansıtıldı.

Son sözlerim

Bu süreçte beni tanımadan yargılayan, iftiralar üzerinden hüküm veren herkese sesleniyorum: Ben suçsuzum. Ve bunu yalnızca ben değil, yargı süreci de ortaya koyacaktır. Elimde tüm gerçeklerin belgeleri, kanıtları bulunmakta ancak özel hayata olan saygımdan ötürü bunları paylaşmıyorum.

Hayatta kimse sevdiği tarafından bu şekilde bir yalnızlığa itilmeyi hak etmez. Ben kimseye düşman değilim ama yaşadığım haksızlığı da affetmeyeceğim. Gücünü kamuoyundan alan hiçbir yapı, bir bireyin hayatını bu şekilde karartma hakkına sahip değildir.

Kaynak: Haber Merkezi