Miras hukukunda yapılan yeni düzenlemeyle birlikte, artık mirasçıların kendi aralarında yaptığı yazılı anlaşma, taşınmazların devri için yeterli sayılacak. Noter zorunluluğunun kaldırılması ve resmi kurum denetiminin devre dışı bırakılmasının, özellikle kadınlar açısından ciddi hak kayıplarına yol açabileceği endişesini doğurdu. ‘Anlaşmalı paylaşım’ adı altında getirilen sistemde, eşit miras paylaşımı ilkesi fiilen ortadan kalkarken, uzmanlar bu uygulamanın baskı, zorlama ve şiddet ortamında kadınların mirastan feragat etmeye zorlanmalarına neden olabileceği uyarısında bulunuyor.

Tülin Osmanoğulları 3

‘Toplum yapısını bozar’

Bu düzenlemenin açıkça Medeni Kanun’un ve Anayasa’nın ihlali olduğunu belirten Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, “Medeni Kanun’da çok net belirtiliyor. Miras paylaşımı eşittir. Anayasada da eşitlik ilkesi var. Kadınlara ve kadınların sahip olduğu haklara sistematik bir saldırı yürütülüyor. Medeni Kanun’da değişiklik yapma arzularını hep dile getirdiler. Ama biz zaten ataerkil bir toplumuz. Geçtiğimiz gün İzmir Menderes’ten gelen bir hukukçu arkadaşımız anlattı; ailesi yedi kuşaktır orada yaşıyor ama hâlâ kadınla erkek arasında miras paylaşımında eşitlik fikri tam oturmamış. Kadınlar bu hakları sadece yasa ve anayasadan aldıkları güçle talep edebiliyorlar. Böyle bir değişiklik toplum yapısını ciddi şekilde sarsar. Ailelerin felaketi olur. İnsanlar eşit paylaşmak ister; herkes kendi mal hakkını korumak ister. Bu yasa huzuru bozar. Medeni Kanun’a ve eşitlik ilkesine tamamen aykırıdır. Biliyoruz ki bu eşitsizlikten yine kadınlar zarar görecektir. Bu, kadın düşmanı politikanın sonucudur. Medeni Kanun’a vurulmuş doğrudan bir darbedir” dedi.

‘Eşitlik yok’

Kadınların aile içinde baskı ve şiddet gördüklerinde, mirastan feragat etmeye zorlanabileceğini aktaran Osmanoğulları, “Bu, toplumsal bir felakete dönüşür. Zaten her gün üç kadın cinayeti haberine uyanıyoruz. Ev ve mal paylaşımı hâlâ kadınlar açısından tam anlamıyla eşit değil. Kadınlar bu eşitliği yasadan aldığı güçle talep edebiliyor. Şimdi diyorlar ki ‘arabulucuyla çözülsün’. Arabulucu nasıl çözecek? Eğer taraflar eşitse, elbette arabulucu olur. Ama burada eşitlik yok. Ataerkil bir toplumda kadın, ailedeki erkek fertleriyle aynı masaya eşit koşullarda oturmaz. Bu, aile içindeki şiddeti artırır, hatta cinayetlere kadar gidebilir. Biz bu düzenlemenin geçmesine asla izin vermeyeceğiz. Mücadele kararımızı aldık” diye konuştu.

Huriye Serter-1

‘Aile içi baskı artar’

Yeni düzenlemenin, özellikle kadınlar açısından ciddi hak kayıplarına ve mağduriyetlere yol açabilecek son derece tehlikeli bir adım olduğunu vurgulayan Girişimci İş Kadınları Federasyonu (GİFED) Kurucu Başkanı Huriye Serter, “Bizim kadınlar olarak yıllardır mücadele verdiğimiz temel haklardan biri, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını sağlayacak miras ve mülkiyet haklarının korunmasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün yüz yıl önce kadınlar için getirdiği devrimleri düşününce bugün ne kadar geriye gittiğimizi içimiz acıyarak görüyoruz. Türkiye'de özellikle kırsal kesimlerde, kadınların miras hakkı zaten aile içi baskı, ataerkil değer yargıları ve çeşitli şiddet biçimleri nedeniyle fiilen kullanılamaz durumdadır. Şimdi getirilen bu uygulama, var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirme riski taşımaktadır. Kadınların mirastan feragat etmeye ‘razı’ olması, çoğu zaman gerçek bir irade beyanı değil; aile içi baskı, duygusal manipülasyon ve hatta açık tehditlerin sonucudur. Kadınların aleyhine yapılan bu sessiz ve görünmez feragatler, kadınlar için hatta belki de engelliler, yaşlılar gibi tüm dezavantajlı kesimler için ileride geri dönüşü olmayan mağduriyetlere neden olabilir” ifadelerini kullandı.

Nesibe Gençer (3)

‘Mirasta adaletsizlik’

Mülkiyetin, miras hakkının, göz göre göre, bir kez daha risk altında olduğunu belirten İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gencer, “Uygulanmak istenen ‘anlaşmalı paylaşım’ sistemi, miras hukuku açısından ciddi tehlikeler barındırıyor. Özellikle kadının ikinci sınıf vatandaş konumuna itildiği toplumsal yapımızda, adil miras paylaşımını daha da zorlaştıracağı açık. Geçmişte tarıma elverişsiz sayılan, bu nedenle kız çocuklarına bırakılan deniz kenarındaki taşınmazların bugün değerlenmesiyle birlikte, mirasta adaletsizliğin nasıl şekil değiştirdiğine tanık oluyoruz. Yeni düzenleme, özellikle kadınlara yönelik aba altından sopa göstererek, diğer mirasçıları borçlandırarak ya da kandırarak yapılan paylaşımların önünü açacaktır. Bu durum, zaten miras hakkına ulaşmakta zorlanan kadınlar için yeni bir eşitsizlik kapısı aralayacaktır. Torba Yasa teklifiyle zeytinlik alanların “kamu yararı” adı altında madenciliğe açılması gibi, bu anlaşmalı paylaşım sistemi de mülkiyet hakkını zedeleyecek bir uygulamadır. Toplumsal eşitsizlikleri derinleştirecek, miras hukukunun temelini sarsacak bu girişim karşısında, özellikle kadınların miras hakkını güvence altına alan yasal zeminin korunması hayati önem taşımaktadır” sözlerine yer verdi.

‘Şeffaflık ve denetim şart’

Kadınların miras hakkını riske atan bu uygulamanın derhal gözden geçirilmesi gerektiğini aktaran GİFED Kurucu Başkanı Huriye Serter, “Miras paylaşımlarında noter veya resmi bir makamın denetimi zorunlu tutulmalıdır. Kadınların rızasının gerçekten özgür ve bilinçli şekilde verilmesini garanti altına alacak düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Ayrıca bunların yanı sıra, kadınların miras ve mülkiyet haklarına dair bilinçlendirme ve hukuki destek mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Ve bütün bunların, kadın hareketine emek vermiş STK’lar ile görüşülerek en etkin bir şekilde uygulanması sağlanmalıdır. Şeffaflık, denetim ve hukuki güvence şarttır ve kadınların hakları kolaylık kisvesi altında yok sayılamaz” dedi.

Kaynak: Filiz Erol