DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İzmir İl Başkanlığı binasında düzenlediği basın toplantısında Türkiye gündemindeki ekonomik ve siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Sermaye piyasalarında yaşanan fon krizinden 2027 yılı bütçesindeki faiz ödemelerine, İzmir'in depreme hazırlık çalışmalarından belediyelerdeki imar rantlarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulunan Babacan, iktidarın uygulamalarını eleştirdi. Fon krizinin siyasi iktidar ve bürokrasinin desteği olmadan bu boyuta ulaşamayacağını öne süren Babacan, ilgili kurumların yöneticilerinin görevden alınması gerektiğini söyledi.
Konuşmasına 30 Ekim İzmir Depremi'nde hayatını kaybeden 117 kişiyi anarak başlayan Babacan, kentteki deprem hazırlıklarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı. İzmir'in 30 ilçesinden yalnızca 3'ünde hasar tespiti yapıldığını belirten Babacan, kentsel dönüşüm çalışmalarında insan hayatının öncelikli olması gerektiğini ifade etti. Babacan, bütçedeki faiz yükü, belediyelerin hizmet anlayışı, Basmane Çukuru ihalesi ve basın özgürlüğü konularında da değerlendirmelerde bulundu.
Fon krizinde yöneticilerin görevden alınmasını istedi
Sermaye piyasalarında yaşanan fon krizini değerlendiren Babacan, Türkiye'nin büyük bir piyasa dolandırıcılığıyla karşı karşıya olduğunu savundu. Yaşanan gelişmeleri deprem benzetmesiyle anlatan Babacan, bunun doğal değil, insan kaynaklı bir olay olduğunu söyledi. Piyasa dolandırıcılığı ifadesinin Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107'nci maddesinde yer aldığını hatırlatan Babacan, olayın uzun süre devam edebilmesini siyasi iktidar ve bürokrasiden sağlandığını ileri sürdüğü desteğe bağladı.
Finansal piyasalardaki denetim altyapısına dikkat çeken Babacan, küçük tutarlı işlemlerin bile tespit edilebileceği bir sistem bulunduğunu belirtti. Buna rağmen büyük miktarlı işlemlerin uzun süre devam etmesini eleştiren Babacan, kurumların yönetiminde görev alan kişilerin dürüst ve işinin ehli olması gerektiğini vurguladı.
Fon krizinin 31 fonla ilgili bölümünün yaklaşık 800 milyar TL, yani 16 milyar dolar düzeyinde olduğunu ifade eden Babacan, olayın sermaye piyasalarında güven kaybına neden olduğunu savundu. Eylül ayından bu yana piyasalardaki değer kaybının 150 milyar doları aştığını ileri süren Babacan, kaybın devam ettiğini söyledi.
Bireysel yatırımcı sayısındaki düşüşe dikkat çekti
Fon krizinin yatırımcılar üzerindeki etkilerine değinen Babacan, eylül ayının başında sermaye piyasalarında yaklaşık 7 milyon bireysel yatırımcı bulunduğunu belirtti. Bu sayının 4,5 milyon seviyesine gerilemiş olabileceğini ifade eden Babacan, bazı yatırımcıların hesaplarını kapatarak piyasalardan çekildiğini söyledi.
Türkiye'de yaklaşık 27 milyon hane bulunduğunu hatırlatan Babacan, yaşanan gelişmelerin 7 milyon haneyi doğrudan etkilediğini savundu. Krizin ulaştığı boyut nedeniyle olayın üzerinin örtülemeyeceğini belirten Babacan, ilgili kuruluşların başındaki yöneticilerin derhal görevden alınması çağrısında bulundu.
Bütçedeki faiz ödemelerini eleştirdi
TBMM'de görüşülen bütçeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, faiz ödemeleri için ayrılan kaynağın büyüklüğüne dikkat çekti. Bütçede faiz giderleri için 3 trilyon 975 milyar TL ödenek ayrıldığını belirten Babacan, bu rakamın gelecek yıl yeniden artırılabileceğini öne sürdü.
Bütçedeki faiz giderlerini bir bakanlığın ödeneğine benzeten Babacan, "Şu anda Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesine baktığımızda en büyük bakanlık, olmuş faiz bakanlığı" ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 4 trilyon TL'lik faiz ödemesinin gelecek yılın ortalama döviz kuruyla 70 milyar dolara karşılık geldiğini söyleyen Babacan, bu kaynağın kamu bütçesi üzerinde önemli bir yük oluşturduğunu savundu. Devletin yaptığı faiz ödemelerinin vatandaşlar tarafından karşılandığını belirten Babacan, söz konusu kaynağın farklı alanlarda değerlendirilmesi durumunda Türkiye'nin kalkınma açısından daha fazla imkâna sahip olabileceğini ifade etti.
İzmir'in deprem hazırlıkları için çağrı yaptı
30 Ekim İzmir Depremi'nin altıncı yıl dönümünde özellikle İzmir'e geldiklerini belirten Babacan, depremde yaşamını yitiren 117 kişiyi andı. İzmir'in deprem riski taşıyan bir kent olduğunu vurgulayan Babacan, hazırlık çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini söyledi.
Kentteki 30 ilçenin yalnızca 3'ünde, altı yıl önceki depremle ilgili bina hasar tespitinin yapılabildiğini ifade eden Babacan, diğer 27 ilçede henüz çalışma gerçekleştirilmediğini aktardı. Kentsel dönüşüm ve yerinde dönüşüm uygulamalarının gerekli olduğunu belirten Babacan, mevcut uygulamalarda ciddi sorunlar bulunduğunu savundu.
Depreme hazırlık çalışmalarının rant beklentilerinden bağımsız yürütülmesi gerektiğini dile getiren Babacan, merkezi yönetim ve belediyelere seslendi. Babacan, "Rant gözlüğünü çıkart kardeşim. Memleket için bak. İnsan canı için bak. Önce insan de, öyle bak şu meseleye" sözleriyle insan hayatının öncelenmesi gerektiğini vurguladı.
Belediyelere hizmette eşitlik vurgusu
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişi ve merkezi yönetimin belediyelere sağladığı destekler hakkındaki değerlendirmesinde Babacan, seçimlerin ardından kamu hizmetlerinde adalet ve eşitliğin esas alınması gerektiğini söyledi.
Belediyelere yönelik hizmet anlayışı üzerinden iktidarı eleştiren Babacan, vatandaşların seçimlerde ortaya koyduğu iradenin korunması gerektiğini belirtti. Siyasi rekabetin seçim döneminde yaşanabileceğini ancak seçimlerin ardından vatandaşlara sunulan hizmetlerde ayrım yapılmaması gerektiğini ifade etti.
Belediye başkanlarının kendilerini seçen vatandaşların iradesine bağlı kalması gerektiğini savunan Babacan, seçildikleri dönemde mensubu oldukları siyasi partinin ve siyasi ortamın da seçmen tercihi açısından önem taşıdığını dile getirdi. Siyasi tercihlerin farklı yöntemlerle değiştirilmesini doğru bulmadıklarını belirten Babacan, bu uygulamaların seçimlerde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini öne sürdü.
Basmane Çukuru üzerinden imar rantlarını gündeme getirdi
Basın toplantısında Basmane Çukuru ihalesine ilişkin soruları da yanıtlayan Babacan, belediyelerde yaşanan siyasi gelişmeler ile imar rantları arasında bağlantı bulunduğunu savundu.
Rantın yüksek olduğu yerlerde belediye başkanlarının parti değiştirmesiyle ilgili tartışmaların da yoğunlaştığını ileri süren Babacan, konunun yalnızca siyasi açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. İmar rantlarına ilişkin sorunların kalıcı biçimde çözülebilmesi için kapsamlı yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Belediyelerin faaliyetlerini düzenleyen hukuki çerçevenin güçlendirilmesi gerektiğini savunan Babacan, mevcut yapının yolsuzluk ve rant tartışmalarını önlemekte yetersiz kaldığını öne sürdü. Bu tür sorunların siyasi partilerden bağımsız olarak yaşanabildiğini belirten Babacan, belediye yönetimlerinde daha sağlam bir yasal denetim mekanizması oluşturulması çağrısında bulundu.
Gazetecilere yönelik uygulamalara tepki gösterdi
Basın özgürlüğünün kamu denetimindeki önemine değinen Babacan, gazetecilerin ve sivil toplum kuruluşlarının özgürce faaliyet gösterebildiği bir ortamda usulsüzlüklerin daha erken ortaya çıkarılabileceğini söyledi.
Deprem riski bulunan alanlardaki kaçak yapılaşmaların ve finansal piyasalardaki usulsüzlüklerin basın aracılığıyla kamuoyuna duyurulmasının önem taşıdığını belirten Babacan, özgür haberciliğin sorunların büyümeden tespit edilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Fon krizi sonrasında bazı gazetecilerin gözaltına alındığını, tutuklandığını ve ev hapsine tabi tutulduğunu söyleyen Babacan, bu uygulamaları eleştirdi. Gazeteciliğin caydırılmaya çalışıldığını savunan Babacan, finansal piyasalardaki olayların şeffaf biçimde araştırılması gerektiğini belirtti.
Babacan, usulsüzlükleri haberleştiren gazeteciler yerine suç işleyen kişilere yönelik caydırıcı adımlar atılması gerektiğini ifade ederek basın ve ifade özgürlüğünün korunması çağrısında bulundu.





