DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası’nda basın mensupları ile bir araya geldi. Bu kapsamda İzmir ve Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, bir süredir İzmir gündemini meşgul eden Tarihi Meslek Fabrikası ve Elektrik Fabrikası konusunda: “ Bir şehir tarihiyle, kültürüyle ve insanlarıyla topyekun değerlidir. Tarih ve kültür mirasını yok ettiğinizde o şehri yok edersiniz. Bu nedenle son zamanlarda İzmir için alınan bu kararlar yerel otoriteler tarafından verilmeli” şeklinde konuştu.

Whatsapp Image 2026 03 13 At 12.57.40

"RANT DEĞİL ŞEHİR ÇIKARLARI ÖNCELİK OLMALI"

Tarihi Meslek Fabrikası ve Elektrik Fabrikası tartışmalarına ilişkin Babacan, “ Bir şehir tarihiyle, kültürüyle ve insanlarıyla topyekun değerlidir. Tarih ve kültür mirasını yok ettiğinizde o şehri yok edersiniz.
Bu nedenle son zamanlarda İzmir için alınan bu kararlar yerel otoriteler tarafından verilmeli. Bir şehrin kültür mirasını Ankara’dan verilen kararla değiştirmek doğru değil. O kararlar yerelde alınmalı ve yaşayan vatandaşların talepleriyle şekillendirilmeli. Elektrik tesisinin yıkılmış, metruk olmasına izin vermemeliyiz, restore etmeliyiz. Ama kullanış olarak rantı değil şehir kültürünü önceleyen şekilde kullanmalıyız” diye konuştu.

"TÜRKİYE ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR"

Türkiye’nin iç ve dış politika kaynaklı zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Babacan, İran-İsrail savaşının ülkemize etkilerine dikkat çekerek “ Türkiye zor bir dönemden geçiriyor. Kendi içimizde yoksulluğun, hayat pahalılığının ve geçim sıkıntısının zirvede olduğu dönemdeyiz. Helalinden kazanma mücadelesi veren herkes şu anda Türkiye’de büyük bir sıkıntı ile karşı karşıya. Halkımızın en önemli sıkıntıyı sorduğumuzda ekonomiyi dillendiriyorlar. Ama son birkaç yıldır hukuk ve adaletle ilgili sıkıntılar dillendiriliyor. Sağlıkla, eğitimle ilgili sorunlar her ay katlanarak devam ediyor. ‘Şurada işler toparlanıyor’ diyeceğimiz alanları mumla arayasınız ki bulasınız… İçinde bulunduğumuz bölgeyle ilgili de sıkıntılar yaşıyoruz. Askeri operasyonlar, uluslararası hukuk normlarına aykırı. Önleyici savaş diye uydurdukları şeyin uluslararası hukukta yeri yok. Bu büyük bir yanlış. Operasyonun başladığı ilk gün şiddetle kınadık. İran’ın sonrasında ülkeleri hedef alan saldırıların da doğru olmadığını vurguladık. Geçici bir ateşkes ile durmazsa her geçen gün bölgede güvenlik saygısını arttıracağı, genel olarak halkın tedirginliğinin artacağını ve ekonominin olumsuz etkileneceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Tarım ve gıda fiyatlarının artacağı bir döneme girdik. Haftalarca tanımlarsa etkisi geçici olur ama aylarca dersek derin bir etki yaşanır. Biz Türkiye olarak her zaman diplomasiden, barıştan yana olmalıyız. Her zaman insani kaygılarımız yüksek olmalı. Tek bir sivilin hayatını kaybetmesi kabul edilebilir bir şey değil” dedi.

"NİHAİ HESABİ SEÇMEN YAPMALI"

Açılış konuşmasının ardından basından gelen soruları yanıtlayan Babacan, DEVA Partisi’nden CHP’ye geçen İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen hakkında, “Biz partisinden ayrılan arkadaşlarımızın arkasından konuşmuyoruz. Ama ayrılma gerekçelerine katılmıyoruz. Partimizde vaktiyle çalışmış, katkı vermiş arkadaşlarımızın emeğine saygımız var. Bunu da bu çerçevede insani ilişkileri koruyoruz. Parti değiştirme meselesi her ilde, her bölgede seçmenlerin değerlendirmesi gereken bir konu. Seçmenler belli beklentilerle oylarını kullanıyor. Türkiye’de partinin karşısına oy veriliyor. Nihai vicdani hesabı oy verenler yapmalı. DEVA Partisi’nde bayrak yere düşmez, değişimler olur. Bayrağı hemen yere düşmeden başkası alır ve çalışmaya devam eder. Şu anda il başkanımız Aybar Bey partimizi İzmir’de temsil etmektedir” dedi.

"ADİL VE HUKUK BAZLI BİR YÖNETİM OLMAZ"

“İzmir Türkiye’mizin en kıymetli illerinden birisi. İktidarın ‘ben bir türlü İzmir’den destek alamıyorum’ bakışıyla İzmir ile ilgili sıkıntılar çıkartması, yapıcı projelere sıcak bakmaması ya da İzmir halkına rağmen inadına işler yapması çok üzücü” diyerek sözlerine devam eden Babacan, “Demokrasilerde seçimden önce herkesin desteğini istersiniz verenler olur, vermeyenler olur. İktidar seçildiğinde kendisine destek versin ya da vermesin eşit ve adil desteği herkese sunmak zorunda. Şehirler arasında adaletle hareket etmek zorunda. İktidar halk desteğini kaybettikçe yanlış içine girdi. ‘Bana kim destek verirse hizmeti ona götürürüm’ dedi. Bunu yaparsanız bu adil ve hukuk bazlı bir yönetim olmaz. Ve insanları haksızlık ve eşitsizliğin içine sürüklemiş olursunuz” dedi.

Yerel seçimlerden sonra Türkiye iktidar eliyle çok yanlış bir yola girdiğini belirten Babacan, “İktidar kayyım uygulamalarıyla seçimlerde kazanamadığı belediyeleri kayyım mekanizması ile kontrol almaya çalıştı. Biz kayyıma da karşıyız, bağımsız bir yargı kararı olmadan hiçbir belediye başkanı görevden alınamamalı. Başkan görevden alınacaksa da yerine meclisten birisi seçilmeli. Özellikle DEM Partili belediyelerde bu kayyım uygulamasını çok gördük ve hata olduğunu söylüyorduk. CHP’li belediyelerde yargı devrede. Ancak yargı bağımsız mı siyasi talimatla mı yürüyor halkımız görüyor. Biz bu belediyelere yapılan operasyonları usul oalrak değerlendirdiğimizde siyasi olduğunu görüyoruz. Ancak esasi olarak konuyu bilmiyoruz. İşini düzgün yapandır. vardık ancak kötü işlere bulaşan da vardır. Bu durum açıklığa kavuşturulmalı. İddianameler hazırlanıyor, yayınlandığında hukukçu ve hesap bilen arkadaşlarımız bakıyor. Her ne kadar usul açısından yanlış görsek de esası konusunda belediye başkanları yüzde 100 suçsuzdur diyemeyiz. Çünkü bilmiyoruz. Belediyelere şeffaf çalışmalı, her zaman hesap vermeli” ifadelerini kullandı.

"BİZ DOĞRU BULMUYORUZ"

Buca Cezaevi ve Basmane Çukuru’na ilişkin değerlendirmede bulunan Babacan, “İzmir’in nefes almaya ihtiyacı var. Uydu haritasına bakın, beton yığınına dönmüş durumda. Deprem anında da toplanma alanları için çaba olmalı. Rant rüzgarı, çevreymiş ya da toplanma alanıymış hepsini yıkıp geçiyor. Biz bu projenin doğru olmadığını düşünüyoruz” diye konuştu.

Muhabir: Ayselin Uzun