MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Askeri hastanelerin yeniden açılması için çağrı yapan Bahçeli, meselenin "Milli beka meselesi" olduğunu vurguladı.
Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Toplantımızın hayırlara vesileme olmasını temenni ediyorum. Bizleri takip eden izleyen vatandaşlarımıza şükranlarımızı iletiyorum. Şerefli bir hayatın mücadelesini veren tüm kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum. Sizlerle bir araya gelmekten bahtiyarlık duyuyorum. Hepinizi hürmetle kucaklıyorum.
"SİYONİST ODAK BARIŞA ENGEL OLUYOR"
Uluslararası nizam hamlelerin yalnızca masa üzerinde yapılmadığı bir durum ortaya çıkmıştır. Gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandaları ortaya çıkmaktadır. Bölgenin göğsüne hançer gibi saplanmış siyonist odak, barışa engel olmaktadır ve çıkar sağlamaya çalışmaktadır. Barış iklimini baltalamak isteyen ajanlar sahnede. Ateşkes mülahazaları baltalanıyor. Bugün küresel güvenlik sahnesinde perdeler araladığında kanlı bir zincir ortaya çıkmaktadır. Karadeniz'de sulh sağlanmamış, Orta Doğu'da savaşlar sürmektedir.
ABD ve İran arasında müzakerelerin olması dikkatle takip ettiğimiz gelişmeleridir. Siyonist vahşetin bombaları sahada hala görünmektedir. Bu şekilde nasıl masa kurulacak. Bu korsan yapı arkadan hançer saplıyor ve yeni saldırılar kurguluyor. Netanyahu, barışı amaçlayan mutabakatları engellenme gayretindedir. Siyonist şebeke mutabakatları kendi çıkarlarına göre eğip bükmektedir.
"ANKARA'DAKİ NATO ZİRVESİ ÖNEMLİDİR"
Karadeniz'de sular durulmuyor. Ukrayna ve Rusya savaşı da bölgesel istikrarın önünde engel olarak da durmaktadır. Ne zaman barışı esintisi olsa başka olaylar gelişmektedir.
Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO zirvesi önemli bir toplantıdır. Stratejik akıl kendini gösterecektir. NATO Türkiye için bir biat merkezi değildir. Karadeniz'de sular durulmuyor. Ukrayna ve Rusya savaşı da bölgesel istikrarın önünde engel olarak da durmaktadır. Ne zaman barışı esintisi olsa başka olaylar gelişmektedir. Böyle bir dönemde Ankara'da yapılacak NATO zirvesi önemli bir toplantıdır. Stratejik akıl kendini gösterecektir. NATO Türkiye için bir biat merkezi değildir. Türkiye NATO'da temel kaldıraçtır.
Türk ordusu büyük bir ordudur. Aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum, gazilerimizi selamlıyorum. bu vatan sizin sayenizde hepimizindir. Türk ordusu Karadeniz'in kilidini muhafaze edendir.
Türk ordusu sahada gücünü göstermiştir. Türk hava kuvvetleri üzerine düşeni yapmıştır. Türk ordusu hiçbir zorluktan kaçmayacağını dosta ve düşmana göstermiştir. Türkiye NATO masasına otururken mahcubiyetle değil muazzam bir sicil ile oturmaktadır. NATO yeni dönemin başındadır.
"ASKERİ HASTANELER YENİDEN AÇILMALIDIR"
Ne hazindir ki, bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye'dir. Bu durum şanlı ordumuzun büyüklüğü ve hareket kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer, ancak cephe gerisinde kurulan köklü ve askeri tıbbın tüm imkan ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir.
Bu sebeple askeri hastanelerinin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askeri tıp; askeri iklimin görev koşullarının, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirinin içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır.
Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında; askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgar değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması milli beka meselesidir.
Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes kıta geleneği; cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçiğe adanmış fedakar hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının da kendisidir.
Sivil sağlık sistemlerinin, hastanelerin; savaş cerrahisinin ve cephe gerisi lojistiğinin, ordumuzun bu kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir. Şüphesiz her hastanemiz kıymetlidir. Şehir hastanelerimiz, eğitim araştırma hastanelerimiz ve üniversite hastanelerimiz aziz milletimize büyük hizmetler sunmaktadır. Fakat askeri sağlık sistemi, savaş ve çatışma anında apayrı bir refleks ve seferberlik hazırlığı ortaya koymaktadır.
Bir ordunun topu kadar tabibi, tüfeği kadar tıbbı, zırhı kadar sıhhiyesi de o ordunun şanındandır, caydırıcılığındandır. Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması, Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesini tekraren ifade ediyorum; milli beka meselesidir.
Gençliğinin baharını, mesleğinin yarınını, anasının duasını, babasının ocağını, yarinin hasretini geride bırakıp vatan nöbetinde duran Mehmetçiğimize, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize karşı borcumuz, askeri hastanelerin yeniden açılmasıdır. Bu borç, cepheden ameliyathaneye ve rehabilitasyon hizmetlerine dek uzanan güçlü, disiplinli ve uzmanlaşmış bir askeri nizamla tamamlanmak zorundadır."




