İstanbul’da kültür-sanat gündemine yeni bir sergi eklendi. Doğu Akdeniz’den Körfez Bölgesi’ne uzanan geniş bir coğrafyayı odağına alan “Barajdan Sızanlar” sergisi, arazi, hafıza ve arşiv kavramlarını bir araya getirerek izleyicilere çok katmanlı bir deneyim sunuyor. Farklı coğrafyalardan sanatçıların katkılarıyla şekillenen sergi, bölgesel tarih ve kolektif hafızaya dair güçlü bir anlatı kuruyor.
Salt Beyoğlu’nda sanatseverlerle buluştu
Basın ön gösterimi gerçekleştirilen sergi, Salt Beyoğlu’nda ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Türkiye’den Filistin’e, Lübnan’dan Tunus’a uzanan bir coğrafyanın kültürel ve tarihsel katmanlarını ele alan eserler, izleyicilere farklı bakış açıları sunuyor. Sergi, modernite ile gelenek arasındaki kesişim noktalarını incelerken, bölgenin görsel ve kültürel hafızasını yeniden yorumluyor.
Arazi ve hafıza ilişkisi merkeze alındı
Serginin küratöryel yaklaşımını oluşturan temel unsur, arazi kavramının bir hafıza alanı olarak ele alınması oldu. Programlayıcı Gülce Özkara, çalışmanın doktora araştırmasının bir uzantısı olarak ortaya çıktığını belirterek, projenin “araziye bir hafıza olarak bakılabilir mi?” sorusundan doğduğunu ifade etti. Bu yaklaşım, sergideki tüm eserlerin ortak bir düşünsel zeminde buluşmasını sağladı.
Sömürgecilik sonrası yeni bir “yerdeşlik” arayışı
Sergi, yalnızca geçmişi belgelemekle kalmıyor, aynı zamanda yeni bir birlikte var olma biçimini de tartışmaya açıyor. Özkara’ya göre proje:
- Ulus-devlet sınırlarını aşan bir perspektif sunuyor
- Ortak tarihsel deneyimleri görünür kılıyor
- Sömürgecilik sonrası yeni bir “yerdeşlik” kavramını tartışıyor
Bu bağlamda sergi, farklı coğrafyalar arasında dayanışma ve ortaklık fikrini güçlendiren bir yaklaşım benimsiyor.
Fiziksel mekanlar kültürel arşivlere dönüşüyor
Sergide yer alan eserler, yalnızca fiziksel peyzajı değil, bu peyzajın taşıdığı sosyal ve kültürel anlamları da inceliyor. Barajlar, petrol kuyuları, iletişim ağları gibi altyapılar:
- Doğal çevreyi dönüştürürken
- Aynı zamanda toplumsal hafızayı da şekillendiriyor
Bu çerçevede nehirler, sokaklar ve gündelik yaşam alanları birer “hafıza arşivi” olarak yeniden yorumlanıyor.
Hafıza çatlaklardan sızıyor
Serginin adı olan “Barajdan Sızanlar”, hafızanın bastırılamayan ve sürekli yeniden ortaya çıkan doğasına gönderme yapıyor. İnsan hakları avukatı Noura Erakat’ın sözlerinden ilhamla belirlenen bu başlık, hafızanın durağan değil, akışkan ve dirençli bir yapı olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşım, serginin ana anlatısını oluşturan direniş ve süreklilik temalarını güçlendiriyor.
Farklı anlatılar ortak zeminde buluşuyor
Sergide, farklı coğrafyalardan gelen çok sayıda anlatı bir araya geliyor.
- Sahra’daki çevresel dönüşümler
- Batı Asya’daki enerji politikaları
- Göç deneyimleri ve kolektif hafıza
- Filistin’de yok edilen köylerin izleri
gibi farklı temalar, tek bir mekânda birleşerek izleyiciye çok katmanlı bir anlatı sunuyor.
Uluslararası sanatçı kadrosu dikkat çekiyor
Sergi, farklı disiplinlerden birçok sanatçının katkısıyla oluşturuldu. Haig Aivazian, Monira Al Qadiri, Mehmet Ali Boran, Can Candan, Aslıhan Demirtaş, Emre Hüner, Evrim Kaya ve Merve Ünsal gibi isimlerin eserleri, serginin zengin içeriğini oluşturuyor. Bu çeşitlilik, serginin çok sesli yapısını güçlendiriyor.
Sergi yaz sonuna kadar ziyaret edilebilecek
Sanatseverlerin yoğun ilgi göstermesi beklenen sergi, yaz dönemi boyunca ziyaret edilebilecek. Uluslararası iş birlikleri ve kurumsal desteklerle hayata geçirilen proje, İstanbul’un kültür-sanat takviminde önemli bir yer edinmeye aday görünüyor. Genel görünüm: sanatla hafıza ve coğrafya yeniden yorumlanıyor “Barajdan Sızanlar” sergisi, günümüz sanatında öne çıkan temaları bir araya getiriyor:
- Hafıza ve arşiv ilişkisi
- Coğrafyanın kültürel anlamı
- Jeopolitik etkilerin sanata yansıması
Bu yönüyle sergi, yalnızca bir sanat etkinliği değil, aynı zamanda düşünsel bir tartışma alanı sunuyor.





