İstanbul'un Maltepe ilçesinde bir binanın alt üç katında meydana gelen çökme ve ilk açıklamalara göre iki kişinin hayatını kaybetmesi, binaların güvenliği konusundaki endişeleri artırdı. Olayın ardından vatandaşlar, yaşadıkları binaların daha önce riskli yapı olarak değerlendirilip değerlendirilmediğini öğrenmek için araştırmalara başladı. e-Devlet üzerinden erişilebilen tapu kayıtları, binalar hakkında gerçekleştirilen resmi işlemlerin kontrol edilmesine olanak sağlıyor.
e-Devlet'te riskli yapı sorgulaması nasıl yapılır?
6306 sayılı Kanun kapsamında yetkili kuruluşlar tarafından riskli olduğu belirlenen yapılarla ilgili bilgiler, tapu kayıtlarına şerh olarak işlenebiliyor. Vatandaşlar, e-Devlet sistemine giriş yaparak kendilerine ait taşınmazların kayıtlarında riskli yapı şerhi bulunup bulunmadığını kontrol edebiliyor.
Bunun için e-Devlet'teki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne ait Tapu Bilgileri Sorgulama hizmetine girilmesi gerekiyor. Burada taşınmaza ilişkin şerh ve beyanlar incelenebiliyor.
Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının riskli yapı tespitine ilişkin hizmetleri üzerinden de ilgili süreçler takip edilebiliyor.
Ancak tapu kayıtlarında riskli yapı şerhinin bulunmaması, binanın depreme dayanıklı olduğunu göstermiyor. Bir yapının güvenli olup olmadığının belirlenmesi için teknik inceleme yapılması gerekiyor.
Bina sağlamlığı nasıl anlaşılır?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) önerileri arasında, binanın yapı ruhsatı ile yapı kullanma izin belgesinin kontrol edilmesi bulunuyor.
Halk arasında iskan belgesi olarak bilinen yapı kullanma izin belgesi, yapının resmi izin süreçleri açısından önem taşıyor. Bununla birlikte, söz konusu belgelerin mevcut olması binanın güncel deprem performansının yeterli olduğu anlamına gelmiyor.
Yapının mevcut durumunun belirlenmesinde inşaat sonrasında gerçekleştirilen değişikliklerin de incelenmesi gerekiyor.
Binada kolon kesilmesi neden tehlikeli?
Binaların taşıyıcı sistemini oluşturan kolonlar ve taşıyıcı duvarlar, yapı güvenliği açısından kritik öneme sahip. İnşaatın tamamlanmasının ardından bu bölümlerde gerçekleştirilen müdahaleler, binanın dayanıklılığını olumsuz etkileyebiliyor.
Özellikle kolon kesilmesi veya taşıyıcı sistemin zarar görmesine neden olan tadilatlar, deprem ve çökme riskini artırabiliyor.
Bu nedenle bina sakinlerinin, geçmiş yıllarda yapılan tadilatlar hakkında bilgi edinmesi ve taşıyıcı sisteme müdahale edildiğinden şüphelenilmesi durumunda uzman kuruluşlara başvurması önem taşıyor.
Binaların çevresindeki yapılar da kontrol edilmeli
Bina güvenliğinin değerlendirilmesinde yalnızca yapının kendisi değil, yakın çevresindeki yapılaşma da dikkate alınmalı.
AFAD'ın önerileri doğrultusunda binaların ön, arka ve yan cephelerinde bulunan kaçak yapılar ile sonradan gerçekleştirilen eklemelerin incelenmesi gerekiyor.
Özellikle çevredeki yapıların mevcut binayı olumsuz etkileyebilecek özelliklerinin bulunması, güvenlik değerlendirmesinde göz önünde bulundurulması gereken unsurlar arasında yer alıyor.
Riskli bina tespiti için nereye başvurulur?
Oturduğu binanın güvenliğinden şüphelenen vatandaşların, yalnızca gözle yapılan incelemelere dayanarak karar vermemesi gerekiyor.
AFAD, bu tür durumlarda yetkin ve yetkili kuruluşlar tarafından teknik ölçüm ve test yapılmasını öneriyor. İncelemeler sonucunda binanın depreme dayanıklı olmadığının belirlenmesi halinde yapının durumuna göre güçlendirme veya kentsel dönüşüm kapsamında yenileme seçenekleri değerlendirilebiliyor.
Kiracıların da yaşadıkları binanın güvenliği konusunda bilgi edinmesi önem taşıyor. Yapının güvenli olmadığının tespit edilmesi durumunda daha güvenli bir binaya taşınmak alınabilecek önlemler arasında bulunuyor.
Depremde evdeki eşyalar da tehlike oluşturuyor
Deprem sırasında yaralanmalara neden olan unsurlar yalnızca binaların taşıyıcı sistemleriyle sınırlı kalmıyor. Sabitlenmemiş dolaplar, raflar, televizyonlar ve diğer ev eşyaları da sarsıntı sırasında devrilerek tehlike oluşturabiliyor.
AFAD'ın paylaştığı bilgilere göre Türkiye'deki depremlerde yaralanmaların yüzde 50'den fazlası, can kayıplarının ise yüzde 3'ü yapısal olmayan risklerden kaynaklanıyor.
Bu nedenle bina güvenliğine yönelik kontrollerin yanı sıra ev ve iş yerlerindeki devrilebilecek eşyaların sabitlenmesi de deprem hazırlıklarının önemli bir parçasını oluşturuyor.





