Tarihte geriye baktıkça, hali hazırda süregelen ve mutlak doğrulaştırılan bilgi ve anlatılanların eksikliklerini ortaya çıkaran beklenmedik keşifler ile karşılaşıyoruz. Sınıflandırma oltasına fazlasıyla takılabilen yaklaşımlar nedeniyle bazı yeni tezatlıklar daha belirgin hale gelse de, birçoğu normalize edilmiş olanı yenemeden sessizliğe bürünmek zorunda kalabiliyor. Benzer bir bağlamda, İrlanda’da bulunan tarih öncesi yerleşimler hakkında kabul edilen yaklaşım uzun bir süre boyunca bu yerleşimlerin küçük ve dağınık topluluklar halinde var olmuş olduğu üzerineydi. Tepelere kurulmuş ve savunma altyapısı merkezli alanlar genellikle geçici sığınaklar ya da sınırlı nüfusa sahip merkezler olarak yorumlandı. Ancak Wicklow bölgesindeki Baltinglass tepe yerleşimleri arasında yer alan Brusselstown Ring, bu yaklaşımların yeniden düşünülmesini gerektiren bulgular sunuyor olabilir.
Ülkenin doğusunda bulunmakta olan Baltinglass civarları, İrlanda’da tarih öncesi anıtsal yapıların en yoğun biçimde bir araya geldiği alanlardan biri olarak bilinmektedir ve sayısı bazı büyük turistik merkezlere göre çok az olsa da, ilgili ve maceraperest bireyleri cezbeden bir yapıya sahip taş kalıntılara yer vermektedir. Erken Neolitik Dönem’den Tunç Çağı sonlarına kadar uzanan uzun bir kullanım geçmişine sahip bu araziler içinde “Brusselstown Ring” adlı bir “tepe kalesi”, hem fiziksel büyüklüğü hem de içindeki yerleşim yoğunluğuyla ayrışıyor ve yeni araştırmalar ışığında çok kapsamlı ve önemli bir konum olabileceğini gösteriyor.
İçinde 13 ayrı büyük alana yer veren Baltinglass bölgesindeki Brusselstown Ring yerleşimi (veya tepe kalesi) uzun yıllardan beri toprak üstünde kalmış kalıntıları ve hatlarıyla bilinmesine rağmen, yakın zamanda yapılan araştırmalar sayesinde devasa boyutu ve içerdiği tahmin edilen 600 civarı evsel yapı kalıntısıyla öne çıktı. Brusselstown Ring, yapısındaki iki geniş toprak setle çevrili ana hatlarıyla yaklaşık 41 hektarlık bir merkezi alanı kapsıyor ve daha dış sınır hatlarıyla bu alan 130 hektarın üzerine çıkıyor. Birden fazla tepeyi içine alan bu ölçekte bir yerleşim, İrlanda ve Britanya’da son derece nadir görülen bir yerleşke tipi olarak kendini ayrıştırıyor. LiDAR ve fotogrametri çalışmaları sayesinde daha net gözlemlenen ve yüzeyde yalnızca hafif yükseltiler olarak görülen birçok izin, şekilleri, çapları ve düzenleri itibarıyla tarih öncesi yuvarlak ev platformlarına karşılık geldiği düşünülüyor. Alandaki bu yoğunluk, Brusselstown Ring’i yalnızca bir tepe kalesi yerleşkesi değil, Tunç Çağı’nda uzun süreli ve kalabalık biçimde kullanılmış, beklenenin çok üstünde çekirdekleşmiş bir yerleşim adayı hâline getiriyor. Radyokarbon tarihleme sonuçları, ana kullanım evresinin MÖ 1200 yıllarına yani Geç Tunç Çağı’na uzandığını, bazı yapıların ise Erken Demir Çağı’nda da kullanılmaya devam ettiğini gösteriyor.
Yerleşimin büyüklüğü, bir başka önemli soruyu da gündeme getiriyor: Bu kadar kalabalık bir topluluk nasıl organize oluyordu? Bu kapsamda tespit edilen ve genellikle gözlemlenen yuvarlak ev tipleriyle örtüşmeyen tekne biçimli büyük bir yapının, Avrupa’daki bazı Demir Çağı yerleşkelerinde benzerleriyle karşılaşılmış olduğundan ötürü, bir sarnıç olabileceği düşünülüyor ve bu yapıya aktığı tespit edilmiş olan bazı su kaynaklarıyla bu fikir güçleniyor. Eğer bu yapı gerçekten kontrollü bir su toplama sistemi ise, bu durum İrlanda’daki tepe yerleşimlerinde şimdiye dek bilinmeyen ölçekte bir ortak altyapı ve planlama anlayışına işaret ediyor olabilir.
Tüm bu detaylara rağmen bu alanı değişik kılan başka faktörler de mevcut. Boyutunca ve tahmin edilen yaşantı kapasitesince beklenenin aksine bir sosyal statü ayrımına işaret edecek belirgin unsurlarla karşılaşılmamış oluşu bunlardan biri. Bir diğeri ise genellikle taş ve topraktan oluşan ana çeper duvarının kalınlığının 9,5 metre civarı oluşu, ki bu kalınlık benzer yerleşkelerin ana çeper duvarı kalınlıklarından bir hayli daha fazla.
Brusselstown Ring’in önemi, yalnızca bölgedeki “en büyük” yerleşke olmasından ibaret değil. Bu alandaki bulgular, Tunç Çağı İrlanda’sında insanların yalnızca dağınık ve küçük gruplar hâlinde yaşamadığını; belirli dönemlerde yoğun, planlı ve uzun soluklu topluluklar oluşturabilmiş olduklarını gösteriyor. Gelecek kazılar, bu yerleşimin nasıl yönetildiği, çevresindeki başka yerleşkelerde de görüldüğü gibi bir dönemin ardından neden terk edildiği ve bölgedeki diğer merkezlerle nasıl ilişkileri olduğu sorularına daha net yanıtlar sunabilir. Bu bulguların izinde Kuzey Avrupa'daki ilk kentsel gelişmelerin geleneksel olarak kabul edilenden yaklaşık 500 yıl daha önce gerçekleşmiş olabileceği sonucuna varmak için gereken pek çok bilgi, İrlanda’nın gizemli bir tepesinde saklı olabilir.