Boşanma davaları, nafaka, velayet ve mal paylaşımına ilişkin yeni düzenlemeler 13. Yargı Paketi çalışmalarıyla yeniden gündeme geldi. Hazırlıklar kapsamında boşanma sürecinin daha hızlı sonuçlandırılması ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan taleplerde zamanaşımı süresinin kısaltılması üzerinde duruluyor.

Tgrthaber.com'un özel haberine göre, Avukat Gizem Gonce, gündemdeki düzenlemelerin boşanma ve mal paylaşımı süreçlerine olası etkilerini değerlendirdi. Gonce; evlilikten önce alınan ev ve otomobillerin durumundan tapu kaydının mal paylaşımındaki etkisine, eşlerin maddi katkılarından boşanma öncesindeki mal devirlerine kadar merak edilen başlıklara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Boşanma davalarının daha hızlı sonuçlanması gündemde

Yargı Paketi kapsamında üzerinde durulan başlıklardan biri boşanma sürecinin hızlandırılması. Boşanma davası ile nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi uyuşmazlıkların birbirinden ayrılarak süreçlerin daha hızlı sonuçlandırılması gündemde bulunuyor.

Düzenlemelerin henüz kesinleşmediğini vurgulayan Gonce, şu ifadeleri kullandı:

“Paket kapsamında aile hukukuna ilişkin hazırlanan düzenlemelerin temel amaçlarından birinin, boşanma sürecini daha hızlı ve daha etkin hale getirmek olduğu görülüyor. Özellikle boşanma davası ile nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi konuların birbirinden ayrılarak daha hızlı sonuçlandırılması gündemde. Buradaki temel amaç, tarafların yıllarca süren bir yargılama nedeniyle hem ekonomik hem de psikolojik olarak yıpranmasının önüne geçmek. Ancak şunu özellikle vurgulamak gerekir: Bu düzenlemeler henüz kesinleşmiş kanun hükümleri değildir. Meclis'e sunulacak teklif ve yasalaşma süreci sonrasında nihai çerçeve ortaya çıkacaktır.”

Mal paylaşımında 10 yıllık süre 5 yıla inebilir

Paket kapsamında öne çıkan düzenlemelerden biri de mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan taleplerde uygulanan zamanaşımı süresi. Mevcut 10 yıllık sürenin 5 yıla indirilmesi öngörülüyor.

Gonce, değişikliğin yasalaşması durumunda özellikle boşanması kesinleştiği halde mal paylaşımı davası açmamış kişilerin geçiş hükümlerini yakından takip etmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Bu başlık son derece önemli. Çünkü mal rejiminin tasfiyesinden doğan talepler bakımından sürenin 10 yıldan 5 yıla indirilmesi öngörülüyor. Bu gerçekleşirse, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren hak sahiplerinin mal paylaşımından kaynaklanan taleplerini çok daha kısa süre içerisinde ileri sürmeleri gerekecek. Ancak burada en kritik konu geçiş hükümleri olacaktır. Yani kanun yürürlüğe girdiğinde daha önce boşanmış kişilerin hangi süreden yararlanacağı, mevcut 10 yıllık sürenin korunup korunmayacağı veya yeni sürenin nasıl uygulanacağı açıkça düzenlenmelidir. Dolayısıyla boşanması kesinleşmiş fakat henüz mal paylaşımı davası açmamış kişilerin, ‘Nasıl olsa 10 yıllık sürem var’ diyerek beklememelerini öneriyorum. Dosyanın ve boşanma kararının kesinleşme tarihinin bir avukat tarafından incelenmesi ve hak düşürücü/zamanaşımı riski açısından derhal değerlendirme yapılması gerekir.”

Malın ne zaman ve nasıl edinildiği önem taşıyor

Mal paylaşımında yalnızca evliliğin ne kadar sürdüğüne bakılarak sonuca ulaşılması mümkün değil. Malın edinildiği tarih, finansmanında kullanılan kaynak ve hukuki statüsü de değerlendirmede önem taşıyor.

Kamuoyunda evlilik süresine bağlı otomatik yüzde 50 paylaşım yapılacağı yönünde yanlış bir algı oluşmaması gerektiğini belirten Gonce, şunları söyledi:

“Burada vatandaşların çok sık yaptığı bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek gerekiyor. Mevcut mal rejimi sisteminde temel mesele yalnızca ‘Evlilik kaç yıl sürdü?’ değildir. Esas olarak evlilik süresince edinilmiş malların ve kişisel malların hukuki niteliği belirlenir ve mal rejiminin tasfiyesi buna göre yapılır. Basına yansıyan yeni düzenleme çalışmalarında evlilik süresinin dikkate alınmasına ilişkin çeşitli değerlendirmeler bulunuyor. Ancak ‘1 yıllık evlilikte yüzde 50, 20 yıllık evlilikte yüzde 50’ gibi otomatik bir oran sistemi getirildiğini söylemek bugün için doğru olmaz. Dolayısıyla vatandaş açısından önemli olan, yalnızca evlilik süresine bakarak ‘20 yıl evliysem bütün malların yarısı benimdir’ şeklinde düşünmemektir. Malın ne zaman, hangi kaynakla ve hangi hukuki statüyle edinildiği yine büyük önem taşıyacaktır.”

Çalışmayan eşin mal paylaşımında hakkı var mı?

Mal paylaşımında yalnızca eşlerin elde ettiği gelir üzerinden değerlendirme yapılmadığına dikkat çeken Gonce, ev işleri ve çocuk bakımına yönelik emeğin de aile hukuku bakımından önem taşıdığını ifade etti.

Malın alınmasında miras, bağış, kişisel birikim veya başka bir malın satışından elde edilen bedelin kullanılması durumunda ise bunların belgelenmesinin önemine işaret eden Gonce, şöyle konuştu:

“Burada da çok önemli bir ayrım var. Mal paylaşımında ‘Eşim çalışmadı, dolayısıyla hiçbir hakkı yok’ şeklindeki yaklaşım hukuken doğru değildir. Evlilik içerisindeki katkı yalnızca maaş veya banka hesabına yatırılan para değildir. Ev işleri, çocukların bakımı ve aile hayatının sürdürülmesine yönelik emek de aile hukukunda önem taşır. Bununla birlikte malın edinilmesinde kullanılan kişisel mal, miras, bağış, satış bedeli veya başka bir kaynağın bulunması halinde bunların belgelenmesi son derece önemlidir. Dolayısıyla yeni düzenleme ile birlikte de ‘Kim, ne getirdi?’ sorusunun tek başına paylaşım oranını belirleyen mekanik bir formüle dönüşeceğini söylemek için henüz erken. Nihai kanun metnini görmek gerekiyor.”

Evlilikten önce alınan ev ve araba paylaşılır mı?

Evlilik öncesinde edinilen mallar kural olarak kişisel mal niteliğinde değerlendiriliyor. Ancak evlilik devam ederken bu mallar için ortak gelirden ödeme yapılması veya diğer eşin önemli bir katkıda bulunması durumunda farklı hukuki talepler gündeme gelebiliyor.

Gonce, bu konuda tapunun tek başına belirleyici olduğu düşüncesine karşı uyarıda bulunarak şunları kaydetti:

“Kural olarak evlilik öncesinde edinilmiş mallar kişisel mal niteliğindedir ve doğrudan mal paylaşımına konu edilmez. Ancak burada çok önemli istisnalar bulunabilir. Örneğin evlilik öncesinde alınan bir taşınmazın kredi borçları evlilik süresince ortak gelirlerden ödenmişse veya diğer eş tarafından o mala yönelik ciddi bir katkı yapılmışsa, somut olayın özelliklerine göre farklı talepler gündeme gelebilir. Aynı şekilde evlilik öncesindeki bir malın evlilik sırasında satılması ve satış bedelinin başka bir malın edinilmesinde kullanılması halinde de malın kaynağının takip edilmesi önem kazanır. Bu nedenle ‘Tapu benim üzerime, eşimin hiçbir hakkı yok’ demek her dosyada doğru değildir. Malın edinim tarihi, finansman kaynağı ve evlilik süresindeki ödemeler birlikte değerlendirilmelidir.”

Boşanma öncesi mal devrinde kritik ayrıntı

Boşanma ihtimali ortaya çıktıktan sonra mal varlığının üçüncü kişilere devredilmesi de mal paylaşımı bakımından tartışılan konular arasında yer alıyor. Gonce, böyle bir devrin her durumda diğer eşin haklarını ortadan kaldırmayabileceğini belirtti.

“Bu, uygulamada en çok karşılaştığımız sorunlardan biri. Bir eşin boşanma ihtimali ortaya çıktıktan sonra mal varlığını diğer eşten kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere devretmesi, bağışlaması veya gerçek değerinin çok altında göstermesi halinde, işlemin niteliğine göre hukuki yollar gündeme gelebilir. Mal rejiminin tasfiyesinde de devir tarihi, işlemin gerçek niteliği, bedelin gerçekten ödenip ödenmediği ve malın aile mal varlığından nasıl çıkarıldığı önem taşır. Dolayısıyla vatandaşların boşanma sürecinde ‘Malımı hemen kardeşimin, arkadaşımın üzerine geçireyim, böylece paylaşılmaz’ düşüncesine kapılmaması gerekir. Böyle bir işlem her zaman diğer eşin hakkını ortadan kaldırmaz. Özellikle mal varlığının kaçırılma ihtimali varsa, boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hukuki stratejinin birlikte değerlendirilmesi ve gerekli koruyucu hukuki yolların zamanında kullanılması gerekir.”

Boşanma ve mal paylaşımı aynı süreç değil

Gonce, boşanma sürecindeki kişilerin taşınmaz ve araç kayıtlarının yanı sıra banka hesapları, kredi ödemeleri, şirket ortaklıkları, yatırım hesapları ile miras veya bağış yoluyla edinilen mallara ilişkin belgelerini muhafaza etmeleri gerektiğini söyledi.

Gonce, hak kaybı yaşanmaması için şu uyarılarda bulundu:

“Ben vatandaşlara öncelikle şunu tavsiye ediyorum: Boşanma kararını vermeden önce mal varlığınızı ve hukuki durumunuzu ortaya koyun. Taşınmaz kayıtları, araç kayıtları, banka hesapları, kredi ödemeleri, şirket ortaklıkları, yatırım hesapları, miras ve bağış yoluyla edinilen mallar gibi bütün ekonomik değerlerin belgeleri muhafaza edilmeli. İkinci olarak, boşanma davası ile mal paylaşımı birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. ‘Boşandım, bütün haklarım otomatik olarak çözüldü’ düşüncesi doğru değildir. Üçüncü ve belki de en önemlisi, yeni düzenlemelerin yürürlüğe girmesi halinde süreler bakımından hak kaybı yaşanmaması için özellikle boşanması kesinleşmiş kişilerin dosyalarını bekletmemeleri gerekir.”

Düzenlemeler henüz kesinleşmiş değil

Yargı Paketi'ne ilişkin çalışmalar sürerken, gündeme gelen düzenlemelerin kesinleşmiş kanun hükümleri olmadığına dikkat çekiliyor. Nihai uygulamanın yasama sürecinin ardından ortaya çıkacağı belirtiliyor.

Gonce de her mal paylaşımı dosyasının kendi koşulları çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:

“Her dosyanın kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamak isterim. Çünkü mal paylaşımında edinim tarihi, malın kaynağı, katkıların niteliği, borçlar, devirler ve tarafların yaptığı ödemeler sonucu doğrudan etkileyebilir. 13. Yargı Paketi ile aile hukukunda önemli bir değişim hazırlığı var; ancak bugün itibarıyla kamuoyuna yansıyan başlıkları kesinleşmiş kanun hükümleri gibi sunmamak gerekir. Özellikle mal paylaşımında 5 yıllık süre iddiası bakımından, kanunun yürürlük ve geçiş hükümleri görülmeden kesin bir sonuç söylemek hukuken doğru olmaz.”

Kaynak: Haber Merkezi