Bu laflara kulak asarsak yandık

Abone Ol

Trollerin yeni sloganı şöyle:

“İzmir’i AK Parti alsın, bakın nasıl para yağar”

Peki şimdi neden yağmıyor?

Bu, resmen kendini ele vermektir. Bunun adı “Absürt siyaset”tir. Absürt mizaha dünyada en çok değer veren bir toplum olarak buna da itibar etmemiz kaçınılmazdır.

Böyle bir politikanın bünyesinde devletin temel direkleri olan eşitlik, adalet, vicdan gibi unsurlar yer almaz. Daha ziyade “Göz boyama”, “İkna kabiliyeti”, “Yüzüne baka baka yalan söylemek” gibi inadına göz ardı edilen zırvalıklar prim yapar.

Bir partinin gidip bir başka partinin gelmiş olması, demokratik yollarla gerçekleşmediği takdirde bunu onaylamak mümkün değildir.

Rahmetli Menderes’in, kendisine oy vermediği için Kırşehir’i il iken ilçe yapması, bugün bile konuşulur.

O yıllar gerilerde kaldı.

Bugün insanlar kandırılmak istemiyor. Ama sonuçta kanan, büyük bir kitle ortaya çıkıyor.

CHP’li belediyeler neden sıkıntıda?

Çünkü İller Bankası’ndan aldıkları ödenek, üç yıl önce aldıkları ödenekle aynı. Arada hiç fark yok. Fiyatlar, üç yılda üç kat artmış, onlar için fark etmez.

Absürt siyaset, gerçek yüzü ortaya çıkmayı bekleyen bir yalancıya benzer. Bu yüz ortaya çıktığında belki ‘kara mizah’ yüzümüze ‘pat’ diye vuracaktır, ama o büyük kitlenin önemli bölümü de doğru yolu bulmuş olacaktır.

2026, bunun için bir fırsat yılı sayılabilir.

Kabul edilir şey değil

Su faturası öderken, “Kültür Varlıklarının Korunması” adına da bir pay alıyorlar bizden. Bu paralar bir fonda birikiyor(!), sonra da kültürel ve tarihi değeri olan yapıların ayakta durmasında kullanılıyor.

İzmir, antik bir kent. Bornova, Buca, Urla, Çeşme, Ödemiş… Pek çok ilçede sayısız tarihi yapı var ve çoğu bakımsızlıktan dökülüyor. Yıllara meydan okuyamayan bu yapıların korunması, işte o toplanan paralarla olabiliyor ama nerede?

Bu saydığım ilçeler birer metruk ev cennetine dönmüş durumda. Bu evler, sadece yıkılma ihtimaliyle gelip geçenler için risk oluşturmakla kalmıyor, madde bağımlılarının toplanma yeri haline geliyor. Bu bağımlılar, gün geliyor evi ateşe veriyor. O da ayrı bir sorun.

Anıtlar Kurulu, röleveye uygun olmak şartıyla ve sıkı denetim uygulayarak bu binaların ya da yıkıntıların ayağa kalkmasına izin veriyor ama ortaya öyle bir maliyet çıkıyor ki, gerçekleştirmek imkansız.

Çözüm üretmek yerine yaptırım uygulanıyor ve bu sorun giderek büyüyor.

{ "vars": { "gtag_id": "AW-16801464760", "config": { "AW-16801464760": { "groups": "default" } } }, "triggers": { } }