Çağdaş Avukatlar Grubu’nun oylarıyla göreve gelen Mevcut Başkan Avukat Sefa Yılmaz’ın 2 yıldır yardımcısı olan Öktem, “İzmir Barosu başkanı olmak zor, yorucu ve tecrübe gerektiren bir iştir. Biz her şeyden önce tecrübemize, Çağdaş Grup olarak 48 yıllık ilkelerimize ve geleneğimize güveniyoruz. Baroyu nasıl yönetmemiz gerektiği, 40 yıldır büyüklerimiz tarafından bir alt nesle fısıldanmıştır. Bizim yolumuz, çizgimiz ve duruşumuz bellidir. Bu ilkeler doğrultusunda, 19 Ekim’den itibaren İzmir Barosu'nu yine biz yönetmeye devam edeceğiz” dedi.

Türkiye’nin en büyük 3’üncü barosu olma özelliği taşıyan İzmir Barosu’nun üyeleri, 17 Ekim’de sandık başına giderek yeni başkanını belirleyecek. Baro’nun güçlü adaylarından biri olan Çağdaş Avukatlar Grubu Adayı Emre Öktem, süreci Yeni Bakış’a değerlendirdi. İki dönemdir Baro Yönetim Kurulu’nda görev yaptığını, 2022-2024 döneminde Baro saymanı, 2024-2026 döneminde ise Baro başkan yardımcısı olduğunu belirten Öktem, bu nedenle İzmir Barosu'nu, İzmir'i, İzmirli avukatları ve yaşanan sorunları çok iyi bildiğini ifade etti. Yapılacak işlere ve ve çözümlere de hakim olduğunu dile getiren Öktem, şöyle konuştu: “İzmir Barosu, Türkiye'nin avukat nüfusu olarak en büyük üçüncü barosu olabilir; ancak özellikle son 8 yıldır Türkiye'de ne dediği, ne söylediği merak edilen; sözü hem toplumda, hem kamuoyunda, hem de diğer barolarda etki eden bir kurumdur. Çağdaş Avukatlar Grubu yönetimindeki İzmir Barosu bunu becermiştir. Dolayısıyla İzmir Barosu'nun bu çizgisini sürdürmek en büyük amacımız ve en büyük hayalimizdir. Çünkü biz 48 yıllık bir geleneğiz; Çağdaş Avukatlar Grubu 48 yıldır var olan bir gruptur. Sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Keşke buna mecbur kalmasak. Ama gördüğünüz gibi ülkede her gün yeni bir kaosla, yeni bir siyasi manevrayla ve siyasi baskıyla uyanıyoruz. Gazeteciler tutuklanıyor, meslektaşlarımız tutuklanıyor, seçilmiş insanlar tutuklanıyor. Tutuklanmayanlar ise bir şekilde tutuklanma tehdidiyle, başka baskı unsurlarıyla veya kazanılmayan seçimlerin siyasi manevralarla ele geçirilip yer değiştirilmesiyle halkın iradesi yok sayılıyor. Dolayısıyla bunlar yaşanırken Türkiye'de baroların ses çıkartmaması ve bu sesi yükseltmemesi düşünülemez. Önemli olan, bu sesi yükseltebilme cesaretini göstermektir. Ben bir kişinin korkusunu anlarım, hak verebilirim, korkmasını anlayabilirim. Kişisel bir korku yaşayabilir, kendisinden korkabilir. Ancak bunu bir kurumun başına musallat etmesini asla anlamam ve hak vermem. Dolayısıyla ülke meseleleriyle, avukatlıkla ve meslektaşlarıyla ilgili dertleri olmayan kişilerin İzmir Barosu'nu yönetmemesi gerektiğini düşünüyorum.”

Cagdas Avukatlar Grubu Adayi Oktem Iddiali Baroyu Yonetmeye Devam Edecegiz

RAKİPLERE GÖNDERME

Genel Kurul sürecindeki rakiplerine de isim vermeden göndermede bulunan Öktem, şöyle devam etti: “İzmir Barosu, ‘Siyasette her şeyi deneyeyim, her şey olmaya çalışayım, hiçbiri olmadı en son bari gelip İzmir Barosu başkanı olayım’ denilecek bir yer değildir. İzmir Barosu başkanlığı bir koltuk sahibi olunacak bir yer de hiç değildir. Sefa Başkan son 15 gün içerisinde iki konuşma yaptı; birisi adliyenin önünde, birisi ise Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde, Kıbrıs Şehitleri'nin içerisinde... Yaklaşık bir milyon kişi izledi her konuşmasını. İzmir Barosu başkanlığı böyle bir makamdır. Sahada olmayı, korkmamayı ve susmamayı gerektiren bir makamdır. Dolayısıyla kişisel ikbalinde belediye başkanlığı deneyeyim, olmadı milletvekili adaylığını deneyeyim, olmadı o zaman geleyim bir de baro başkanlığını deneyeyim denilecek bir yer değildir. Aynı kişiler ‘Baro, siyasi sıçrama tahtası olmamalı’ diyor. Zaten olmamalıdır, tabii ki olmamalı. İnsanlar bunu siyasi bir basamak olarak görüp ‘Önce bir baro başkanı olayım, oradan da belediye başkanı, milletvekili adayı olayım’ diye düşünmemelidir. Biz bunu yapanları da eleştiriyoruz. Kendi grubumuzdan belediye başkanlığı yapmış kişiler bu yola gittiklerinde en büyük eleştirmeni yine bizler olmuşuzdur, bunu doğru bulmuyoruz. Ben İzmir Barosu'na Ekim ayının 18'i itibarıyla seçildiğimde, iki yıl boyunca meslektaşlarıma o görevi yapmak yönünde bir söz vermiş bulunuyorum. Göreviniz biter, bittikten sonra başka bir yönde siyaset yaparsınız, bunu anlarım; ama İzmir Barosu başkanıyken başka bir siyasi mecraya atlamayı doğru bulmuyorum. Hiçbir avukat ve hiçbir grup bunu doğru bulmaz.”

Baro’nun mevcut yönetiminin mesleki körlük yaşadığı yönündeki eleştirilere de yanıt veren Öktem, şu ifadeleri kullandı: “Mesleki körlükten neyi kastediyorlar? Muhtemelen, hani, hep aynı şeylerin yapıldığını, farklı şeyler yapılmadığını düşünüyorlar. Oysa rutine bağlamış bir iklim yaşamıyoruz; çünkü biz farklı dinamikleri olan bir ülkede yaşıyoruz. Eleştirmek için mi eleştiriyorlar? Bence evet. Mesela ben bu sorunun şöyle sorulmasından yanayım veya buradan da ileteyim: ‘Biz aynı şeyleri yapıyoruz’ ya da ‘Biz bir şeyleri yapmıyoruz’ deniyorsa...Ne yapacaklar? Yani bunu anlatsınlar, bizden farklı ne yapacaklar? Hani bu soruyu sormak, doğru soruları sormak da bence kıymetli. Yani eleştirmek, muhalefet etmek hem çok kolay hem de çok konforludur ama İzmir Barosu’nu yönetmek gerçekten çok zordur. Yani ne yaptığınızı bilmeniz gerekiyor, ne şekilde yaptığınızı bilmeniz gerekiyor. Bugün İzmir Barosu’nun nüfusu 15 bin avukattan oluşuyor. 15 bin avukattan oluşan bir baroyu yönetmek için bir kere tecrübe sahibi olmanız lazım. Ben şahsen bu tecrübeye sahibim; 4 yıldır İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyeliği yapıyorum. Bir kere daha gerçekçiyim. Hiçbir şeyi biz dört dörtlük yapmamışızdır. İlla ki hatamız olmuştur, illa ki eksiğimiz olmuştur. Zaten 'Biz her şeyi eksiksiz yapacağız' diyen hayal satar. Yani 15 bin kişilik İzmir Barosu’nu 10 yönetim kurulu üyesi, bir baro başkanı; 11 kişiyle yönetmeye çalışıyorsunuz."

Cagdas Avukatlar Grubu Adayi Oktem Iddiali Baroyu Yonetmeye Devam Edecegiz (3)

GENEL KURUL’A KATILIM ÇAĞRISI

Son yıllarda genel kurullara katılımın az olduğu yönündeki konuya da değinen Emre Öktem, üyelere katılım çağrısı yaparak şöyle konuştu: “İzmir Barosu’nun genel kurulları, İzmir Barosu’nun en üst organıdır; yani yönetim kurulunun da üstündedir ve genel kurulun aldığı kararlar bağlayıcıdır. Her şeyden önce İzmir Barosu’nun 118 yıllık geleneği, 118 yıllık tarihinin demokrasi şölenidir. Yani orada ne kadar fazla meslektaşımız gelirse, ne kadar fazla meslektaşımız ses çıkartırsa, eleştiri yapar ise, talepte bulunur ise; bu, o genel kurul sonrası seçilecek yönetimlerin İzmir Barosu’nu yönetme refleksini belirler. Dolayısıyla genel kurulları tabii ki çok önemsiyoruz. Mutlaka çağrılarımızı zaten İzmir Barosu kurumsal olarak da yapıyor. Aday olan bütün gruplar, bütün başkan adayları da yapıyor. Birebir temaslarımızda da yapıyoruz. Burada sizin aracılığınızla da yapmış olalım: Meslektaşlarımız gelsinler, meslektaşlarımız katılsınlar. Biz hep şunu söylüyoruz, görevde olduğumuz süre boyunca ruhsat törenlerinde, meslektaşlarımızla olan buluşmalarda: 'Bizim bir tane örgütümüz var, o da İzmir Barosu.' Yani avukatların tek bir örgütü vardır, o da İzmir Barosu’dur ve bu örgütlülük birlikte olursak güçlenir. Dolayısıyla biz meslektaşlarımızı adliyelerde, sokaklarda, koridorlarda, genel kurullarda, her yerde birlikte görmek istiyoruz. O yüzden katılımın düşüklüğü hiç kimseyi mutlu edecek bir şey değil. O yüzden de meslektaşlarımızın yüksek oranda katılımı, ülke siyaseti gibi düşünün, ülkede oy verme oranı ne kadar yüksek olursa o kadar hepimize nasıl iyi hissettirecekse, biz baroyu yönetenler, seçilenler olarak yüksek katılımlarla yapılmış bir seçimle seçilmek de bizi hem mutlu eder hem de ayrı bir özgüvenle bu işi yapmamızı sağlar. Bu arada şunu mutlaka belirtmek istiyorum: Aday olan bütün gruplar içerisinde adaylarını başkanlık dahil ön seçimle belirleyen tek grup biziz. 1.500 kişinin katıldığı ön seçimle belirlendi bizim 24 kişilik listemiz.”

SORUNLARLA VE ŞİDDETLE MÜCADELE

Temel hedeflerinin mesleki kazanımlardan geri adım atmamak ve ileri bir adım atmak olduğunu dile getiren Öktem, sözlerine şöyle devam etti: “Avukatların yaşadığı zorlukların temelinde, sorunların çözümünü gerektiren mevzuat değişiklikleri yatmaktadır. Rakip gruplar tarafından baroların siyaset yaptığı yönünde eleştiriler yöneltilse de; CMK ücretlerinin yükseltilmesi ve bu ücretlerden vergi alınmaması gibi unsurlar yasa değişikliği gerektirmektedir. Baroların bu düzenlemeleri doğrudan yapma yetkisi olmasa da, meslektaşların lehine olacak kararlar yönetim kararlarıyla uygulanmaya çalışılmaktadır. Ancak bu haklar ancak mevzuat değişikliği ile elde edilebileceği için, baroların bu mücadeleyi vermesi kaçınılmazdır. Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Hakları Merkezi çatısı altında bu konudaki çalışmalar başlatılmış olup, İzmir Barosu olarak avukata yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla Avrupa Konseyi sözleşmesinin Türkiye tarafından imzalanması için kamuoyu baskısı oluşturacağız. Avukata yönelik şiddet, son 6-7 yıldır ülkedeki ekonomik buhranın bir yansıması olarak her alanda artış göstermiştir. İnsanlarla ve sorunlarla birebir ilgilenen avukatlar, kamuoyunda zaman zaman yaşanan olaylarla özdeşleştirilmekte ve adliye koridorlarında hakimlerin yanında bile fiziki şiddete uğramaktadır. Avukata yönelik şiddet olaylarında cezasızlık ödülü verilmesi bu cüreti artırmakta, bir yandan da avukatların mesleki faaliyetleri sebebiyle tutuklanması halkta ve meslektaşlarda güvensizlik yaratmaktadır.

KİRASINI ÖDEYEMEYEN AVUKATLAR VAR

Bugün Türkiye'de ve İzmir'de kirasını ödeyemeyen, ayın sonunu getiremeyen binlerce avukat bulunmaktadır. Avukatların yaşadığı ekonomik sorun, ülkedeki diğer yurttaşların yaşadığı ekonomik krizden ayrı düşünülemez. Yurttaşlar bu sorunları yaşamamalıdır ki avukatlar da bu durumdan etkilenmesin. Buna ses çıkarıldığında ‘baro siyaset yapıyor’ denilse de, ülkedeki fakirleşme ve yanlış politikalar avukatların hak ettikleri ücretleri alamamasına yol açmaktadır. Bu nedenle hem avukatların özlük hakları, hem de yurttaşların özgürce yaşaması için mücadeleye devam edeceğiz. Baro; yalnızca resmi evrak kırtasiyesi yapan veya sadece avukatların özlük haklarıyla ilgilenen bir kurum değildir.

Cagdas Avukatlar Grubu Adayi Oktem Iddiali Baroyu Yonetmeye Devam Edecegiz (1)

BAYRAKLI’YA YENİ BARO BİNASI YAPACAĞIZ

İnsan haklarını korumak ve yüceltmek bizim kendimize has bir kanunumuz olan Avukatlık Kanunu'na dayanır; biz bu kanuna tabiîyiz. Avukatlık Kanunu da barolara bu görevi vermektedir. Ben her zaman aynı örneği veriyorum: İzmir’de 29 Ekim kortejlerinde yürüdüğümüzde, kordonda duran yurttaşlar İzmir Barosu'nu ‘iyi ki varsınız’ diye ayakta alkışlar. Çağdaş Avukatlar Grubu yönetiminde İzmirli yurttaşa herhangi bir konuda başı sıkışırsa İzmir Barosu'nun yanlarında olduğunu hissettirebildik; bu bizim en büyük gurur duyduğumuz şeylerden biridir. Hem yurttaşa, hem mesleğimize, hem de meslektaşlarımıza sahip çıkmaya, meslektaşlarımızın haklarını korumaya ve konfor alanlarını yükseltmeye devam edeceğiz. Onlara verdiğimiz fiziki destekleri sürdürecek, yeni baro binamızı Bayraklı bölgesinde inşa edeceğiz. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız belli bir noktaya gelmiştir, ancak görev süremiz sürecin başlamasına yetişmedi. Birkaç yerle görüşüyoruz; tabii ki bu aşamada o yerlerle ilgili karar vermemiz doğru olmaz, ancak umarım yeni dönemde bu süreçleri tamamlarız. Adliyeye yakın, avukatların yoğun olduğu Bayraklı bölgesinde, İzmir Barosu'na yakışır bir baro binasını bu dönemde kazandıracağız.”

YAŞADIĞIMIZ ŞEHRE VE YURTTTAŞA SAHİP ÇIKMA SORUMLULUĞUMUZ VAR

Çağdaş Avukatlar Grubu olarak yaşadıkları şehre ve yurttaşa sahip çıkma sorumlulukları bulunduğunu belirten Öktem sözlerini şöyle tamamladı: “İzmir Barosu yönetimi ve başkanlığı, tecrübe isteyen, İzmir Barosu'nun tozunu yutmayı isteyen bir yük ve sorumluluktur. Biz bunu Çağdaş Avukatlar Grubu olarak hiçbir zaman bir unvan olarak görmedik; bu görevlere hiçbir zaman bu perspektifle talip olmadık. Bizim baromuza, meslektaşlarımıza, yaşadığımız şehre ve bu şehrin yurttaşlarına sahip çıkma sorumluluğumuz var. Biz bu görevi bir yükümlülük olarak görüyoruz. Koltukların, makamların veya isimlerin değil; görevlerin ve sorumlulukların talibi olduk. Yine bunun için adayız. İzmir Barosu, 1908 yılında kurulmuş 118 yıllık tarihe sahip bir barodur. İzmir Barosu'nu yönetmek isteyenler; ne baromuzu İstanbul Barosu ile kıyaslamalı, ‘İstanbul barosu şöyleyken, ben İzmir barosunu böyle yapacağım’ demeli, ne de ‘o koltuk olmadı bu koltuk olsun’ hevesiyle gelmelidir. İzmir Barosu başkanı olmak zor, yorucu ve tecrübe gerektiren bir iştir. Biz her şeyden önce tecrübemize, 48 yıllık ilkelerimize ve geleneğimize güveniyoruz. Baroyu nasıl yönetmemiz gerektiği, 40 yıldır büyüklerimiz tarafından bir alt nesle fısıldanmıştır. Bizim yolumuz, çizgimiz ve duruşumuz bellidir. Bu ilkeler doğrultusunda, 19 Ekim’den itibaren İzmir Barosu'nu yine biz yönetmeye devam edeceğiz.”

Muhabir: İlker Çoban