Yapay zeka destekli yeni nesil arama ve sohbet sistemlerinde reklamların yanıtların içine entegre edilmesi, dijital reklamcılığın yapısını köklü şekilde değiştirmeye başladı. Geleneksel arama motorlarında “sponsorlu bağlantı” olarak açıkça gösterilen reklamların, artık kullanıcıya sunulan bütüncül yanıtların bir parçası haline gelmesi, bilgiye erişim biçimini de dönüştürüyor.

OpenAI, 9 Şubat’ta yaptığı yazılı açıklamada ABD’de ChatGPT içerisinde reklam testlerine başladığını duyurdu. Şirket tarafından yapılan açıklamada, gösterilecek reklamların kullanıcıların sohbet konusu, geçmiş sohbetleri ve önceki reklam etkileşimleri gibi unsurlar dikkate alınarak belirleneceği ifade edildi. Örnek olarak, yemek tarifleriyle ilgili arama yapan bir kullanıcıya yemek kiti veya market teslimatı hizmetlerine yönelik reklamların gösterilebileceği belirtildi. Kullanıcıların reklam tercihlerini yönetebileceği de açıklamada yer aldı.

OpenAI, reklam veren firmaların kullanıcıların sohbet içeriklerine ve kişisel bilgilerine erişemeyeceğini, yalnızca toplam görüntüleme ve tıklama sayıları gibi anonim ve toplu performans verilerine ulaşabileceğini bildirdi. Ancak bu yeni model, hukuki ve etik tartışmaları da beraberinde getirdi.

Geleneksel arama motorlarında kullanıcılar arama yaptıktan sonra sonuç listesiyle birlikte sponsorlu bağlantıları açık şekilde görebiliyor ve tercihini buna göre yapabiliyor. Yeni nesil yapay zeka sistemlerinde ise kullanıcı bir soru soruyor ve tek bir sentezlenmiş yanıt alıyor. Bu yanıtın içinde yer alan reklam ya da sponsorlu içerik, öneri veya ek bilgi formatında sunulabiliyor.

Northeastern Üniversitesi Pazarlama Profesörü ve Uluslararası Pazarlama Araştırmaları Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Koen Pauwels, bu dönüşümün teknik, sosyal ve etik boyutlarını değerlendirdi. Pauwels, geleneksel sistemde kullanıcıların bilgiye tarayarak ve karşılaştırarak ulaştığını, ancak yapay zeka yanıtlarının bu süreci tek bir cevaba indirgediğini ifade etti. Pauwels, “Kullanıcı on bağlantı yerine tek bir sentezlenmiş cevap alıyor. Eğer reklam bu cevaba gömülmüşse kullanıcı, bunun ticari bir çıkar yansıttığını fark etmeyebilir” dedi.

Yapay zeka sistemlerinde ticari içerik ile bilgilendirici içeriğin aynı yapı içinde sunulmasının şeffaflığı zorlaştırdığını belirten Pauwels, bu durumun kullanıcı algısını etkileyebileceğini söyledi. Yapay zekanın dili ve sunum biçiminin tarafsız ve otoriter görünmesinin bu ayrımı daha da zorlaştırdığına dikkat çekti.

Yapay zeka tabanlı sistemlerin kullanıcıların geçmiş sohbetlerini hatırlayabilmesi, ilgi alanlarını analiz edebilmesi ve bağlamsal ilişkiler kurabilmesi, reklam hedeflemesinin kapsamını genişletiyor. Pauwels, sohbet geçmişinin kullanıcı davranışlarına dair daha derin bilgiler sunduğunu belirterek, yapay zekanın yalnızca kullanıcıların ne yaptığını değil, neden yaptığını da anlayabildiğini ifade etti.

Bu durumun reklamların kullanıcıların davranış geçmişi, tercih eğilimleri ve hatta duygusal durumlarına göre şekillenmesine imkan tanıdığını dile getiren Pauwels, kullanıcıların yapay zeka platformlarına daha temkinli yaklaşması gerektiğini söyledi. Pauwels, platformların finansman yapısının ve ticari etkilerin her zaman sorgulanması gerektiğini vurguladı.

Gelecekte yapay zeka ajanlarının kullanıcılar adına rezervasyon yapması, alışveriş gerçekleştirmesi ve seçenekleri karşılaştırarak karar vermesi bekleniyor. Pauwels, bu durumda reklamcılık modelinin de değişeceğini belirterek, satıcıların artık tüketicileri değil algoritmaları ikna etmeye çalışacağını ifade etti. Bu dönüşümün tüketicilere verimlilik sağlayabileceğini ancak bilinçli seçim süreçlerini zayıflatabileceğini dile getirdi.

Pauwels ayrıca, yapay zeka destekli arama sistemlerinin yaygınlaşması durumunda, piyasada bir veya iki büyük platformun öne çıkabileceğini ve bu şirketlerin reklam verenler, yayıncılar ve kullanıcılar üzerinde önemli bir etki gücü elde edebileceğini belirtti. Bu yeni yapıda, yapay zeka önerilerinin kullanıcı davranışlarına etkisini ölçen yeni metriklere ihtiyaç duyulacağı ifade edildi.

Yapay zeka sistemlerinde reklam entegrasyonunun etik boyutlarına da değinen Pauwels, şeffaflık, kişisel verilerin kullanımı ve manipülasyon riskinin önemli başlıklar arasında yer aldığını söyledi. Kullanıcıların, kendilerine sunulan bilginin ticari etkiler içerip içermediğini bilme hakkına sahip olduğunu vurgulayan Pauwels, yapay zeka platformlarının aynı zamanda veri toplayan sistemler olduğuna dikkat çekti.

Her sorgunun bir veri noktası oluşturduğunu ve her oturumun bir davranış profili ortaya çıkardığını belirten Pauwels, bu sistemlerin bireylerin karar alma süreçlerine göre özelleştirilmiş öneriler sunabildiğini ifade etti. Bu durumun özellikle savunmasız gruplar açısından risk oluşturabileceğini söyledi.

Reklam destekli internet modelinin temelinde kişisel veriler karşılığında ücretsiz bilgiye erişim bulunduğunu hatırlatan Pauwels, yapay zeka sistemlerinin bu ilişkiyi daha karmaşık ve daha derin bir etkileşim alanına taşıdığını ifade etti. Pauwels, kullanıcılar, düzenleyiciler ve platformlar arasında kişisel veriler ve ticari içerik kullanımı konusunda daha açık bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

Kaynak: AA