Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi tarafından; yerel medyanın güçlendirilmesi, yerel ve ulusal basın arasında kalıcı bir iletişim hattının kurulması amacıyla düzenlenen "Bölgesel Yerel Medya Buluşmaları" adlı toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, CHP İzmir İl Örgütünü temsilen İl Başkan Vekili Murat Aydın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut ve CHP’li Belediye Başkanlarının yanı sıra bölge illerinden yerel medya temsilcileri, muhabirler, köşe yazarları katıldı.

Whatsapp Image 2026 01 10 At 10.53.19

"DEMOKRASİNİN OLMAZSA OLMAZI"

Basının demokrasinin temeli ve olmazsa olmazı olduğunu belirten Tugay, “Bizler CHP’mizin başlattığı bir buluşma serisinin ilk ayağındayız burada. İlk durak olarak İzmir’i seçti Sayın Genel Başkan Yardımcımız. Ege Bölgesini kapsayan bir yerel medya buluşması gerçekleştiriyoruz. İzmir yetiştirdiği gazetecilerle ulusal basında da güçlü sesler olarak yer alıyor. Biz basının gücüne bağımsızlığına duyduğumuz büyük ihtiyaç ortadayken yerel basını konuşuyoruz. Basın, demokrasinin temeli ve olmazsa olmazıdır. Yerel basın olmazsa kamu oluşumu olmaz. Dolayısıyla o vücut hayat bulmaz. Ulusal basın da demokraside yerel basın ayağı olmadan sağlıklı şekilde yaşayamaz. Demokrasi ancak bu birliktelikle ayakta kalabilir. Türkiye’de ilk gazetenin yayınlandığı, yerel basın geleneklerinin filizlendiği yerin adıdır İzmir. Bugün halen Türkiye’nin dört bir yanında da görev yapan pek çok İzmirli gazeteci var. Bu buluşma bir sürecin başlangıcı diye düşünüyorum. Kalıcı iletişim kurma iradesinin bir göstergesi. Yerel basının sorunlarını ve beklentisini dile getirecek burada ilgili taraflar. Gazetecilerin hem bugününü hem yarınını inanıyorum ki cesaretle ele alacak bugün herkes. İzmir medyasının deneyimli isimleri de bizimle bir arada olacak. Bugün burada konuşulanlar sadece burada kalmayacak, katılımcı bir siyasetin parçası olacak” dedi.

"HAYATİ BİR ÖNEME SAHİP"

“10 Ocak gazetecilerin aslında mesleki haklarının bir iş kanunu aracılığıyla ilk kez sağlandığı gün 1961 yılında. O kadar önemliyi ki sonraki yıllarda bir kutlama günü olarak kutlandı. Ancak 1971’de bu haklar geri alındı” diyerek sözlerine devam eden Tugay, “Bugün gazeteciler yalnızca haklarını değil, mesleklerini yapma haklarını, özgürlüklerini kaybetmekle karşı karşıya. Gazetecilik her zaman zor olmuştur, risklidir ve bir bedeli vardır. Bu bedeli bazen hayatlarıyla ödeyen gazeteciler vardır. Ama ne olursa olsun değeri ve önemi asla küçültülemez. Toplumumuz ve demokrasi için ne kadar hayati bir öneme sahip olduğu değiştirilemez. Gerçeğin peşine düşen gazeteciler hiçbir zaman rahat bırakılmadılar. Uğur Mumcular, Abdi İpekçiler, Metin Göktepeler, Ahmet Taner Kışlalılar… gerçeğin peşinde olmanın bedelini canlarıyla ödediler. Oysa güçlü bir demokrasinin sonucu bu mu olurdu? Hapse giren gazeteciler, susturulan gazeteciler, öldürülen gazeteciler… O yüzden basının özgürlüğünün demokrasinin parçası olduğunu bütün toplumumuz bilmeli. Özgür basın demokrasinin en temel unsurlarından biridir” açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin basın özgürlüğü endeksinde utanç verici düzeyde gerilediğine dikkat çeken Tugay, “Bu ülkemizde gazeteciler maruz kaldığı baskıların en net göstergesinden biridir. Biz her zaman CHP iradesi olarak hem de mensupları olarak basın özgürlüğü ve demokrasinin tarafıyız. Hep böyle olduk bundan sonra da böyle olacak. Demokrasiyi seçmek yaşamayı seçmek gibi bir zorunluluktur. Yerelde güçlenmeyen demokrasi ülkede ayakta duramaz. O nedenle sağlam bir demokrasi için yurttaşların bu sürece katılması, yöneticileri takip etmesi ve gerektiğinde itiraz etmesi gerekir. Bunu sağlayan en önemli güç yerel basındır. Yerel medya aidiyet duygusu yaratır ve hayatın kılcal damarlarına ulaşır. Ulusal medya kentleri aynı derinlikte göremez. Ancak yerel medya aracılığıyla bunları görebilir. Yerel basın halk ile yönetimler arasında da bir köprüdür. Bu iki yönlü ilişki ne kadar şeffaf ne kadar adil ne kadar doğru olursa bu kentte de insanların refahı o kadar artar. Daha fazla adalet gerçekleşir. Biz denetlenmekten korkmadık. Çünkü bizler sadece kamu yararı için çalışan insanlarız. Bugün yerel medyamızın büyük bir sıkışmışlık içinde olduğunun farkındayız. O yüzden yerel basını desteklemek en önemli amaçlarımızdan birisi. Ben her koşulda kamu yararını savunan, etik değerlerden vazgeçmeyen, gerçeğin peşini bırakmayan gazetecilerimizin peşinde olduğumuzu tekrardan söylüyorum. Ya basın özgür olacak ya demokrasi eksik kalacak.”

Whatsapp Image 2026 01 10 At 10.42.17

“TÜRKİYE’DE HUKUK DEVLETİ YOK"

CHP İzmir İl Başkan Vekili Murat Aydın ise 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün tarihçesini aktararak, “Bugün Türkiye'de gazetecilerin fikircilik, insanlarının, siyasetçilerin, yurttaşların ifade özgürlüğü yoktur. Bugün Türkiye'de bir hukuk devleti yoktur. Bugün Türkiye Anayasa Mahkemesi kararlarının bile uygulanmadığı, bırakın hukuku yönetmeyi, derin devletin bile uygulanmadığı bir ülke hâline gelmiştir. Tablo karanlıktır. Ama tablo, 19 Mayıs 1919’da görünen manzara kadar karanlık değildir. 100 yıl önce başardık. Yine başaracağız. Bu günü, toplumun haber alma hakkını yeri geldiğinde biz siyasetçilere karşı da savunan, koruyan, belki bize rağmen de bu hakkı yerine getiren gazetecilerin Gazeteciler Günü kutlu olsun. İyi ki varsınız. Varlığınız bu topluluğu biraz daha ileriye götürmek için, daha demokratik bir ülke olmak için bir fırsattır. Gazeteci arkadaşlar, başınız öne eğilmesin. Onurla işinizi yapmaya devam edin” dedi.

Whatsapp Image 2026 01 10 At 10.53.08

"PARTİ PROGRAMIMIZA EKLEYECEĞİZ"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “10 Ocak’ı sorunların hatırlatıldığı bir gün olarak değerlendirmemiz gerekiyor” diyerek başladığı sözlerine, “Yerel medyayı bölge bölge buluşturacağız. İzmir’den başlattık komşu illerden katılımcılar var. Bu seriyi devam ettireceğiz. Burada alınan notları programımıza ekleyeceğiz. Burada hükümet programına birikim dışında sorunları tekrar gündem almak, kamu gazeteciliğini anlatmak istiyoruz. Siyasetçilere düşen de gazeteciliğin ne kadar önemli olduğunu anlatmak. Değişim kongresinden sonra Türkiye’de anormalliklerin normalleştiğini ve reaksiyonların azaldığı bir dönem var. Bu mesele sadece siyasette değil hayatın tüm alanında var” şeklinde devam etti.

‘ATAMADA LİYAKAT DEĞİL ÖVGÜ VAR’

Basının kamu mesleği olduğunu ifade eden Bulut, “Siz toplumu bulanık görüyorsanız, demokrasi de bulanıktır. Cumhurbaşkanını denetleyen bir kurumun olmadığı zaman bari basın denetlesin diyorsunuz ama havuz medyası oldu ve her şey normalleşti” dedi. İletişim Başkanlığı’nı eleştiren Bulut, “İletişim Başkanı, atandığı gün sanki siyasi parti temsilcisi gibi paylaşım yaptı. Çünkü öyle bir mekanizma var ki atanma gerekçesi liyakat değil iktidara yaktığı övgüler. İletişim Başkanı’nın basın için tek bir adımını görmedim” dedi. RTÜK’ün muhalif kanallara cezalarını sırlayan Bulut, “Bu kurum kapatma işine bile hiç girmemeliydi” diye konuştu. Bulut, bazı gazeteciler tarafından yapılan haberlere dikkat çekerek basında iç denetleme vurgusu yaptı. Öte yandan TRT’nin suç işlediğini söyleyen Bulut, “Seçim döneminde parayla bile reklamımızı yaptıramadık” açıklamasını yaptı.

Ayrıca medyanın üzerinde basın ilan kurumunun baskısı olduğunu vurgulayan Bulut, “Yereli büyütmesi gerekirken küçültme peşinde. Basın ilan da bu otosansürün parçası oldu. Bunlara itiraz etmek tek başına bir siyasi partinin değil hepimizin görevi. Ama başta o mesleğin sahipleri itiraz etmeli” açıklamasını yaptı.

Muhabir: Ayselin Uzun