CHP İzmir İl Başkanlığında düzenlenen basın toplantısında, Türkiye'de artan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri gündeme taşındı. CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü ile İl Kadın Kolları Başkanı Nilay Kökkılınç, İzmir'de son 10 gün içerisinde üç kadının öldürüldüğünü belirterek mevcut yasal düzenlemelerin ve uygulamaların yetersiz kaldığını savundu. Kadın cinayetlerinin önlenmesi için hükümete çağrıda bulunan CHP'li yöneticiler, İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden uygulanmasını istedi.
"Türkiye'nin temel sorunlarından biri"
CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü, kadın cinayetlerinin Türkiye'nin en önemli toplumsal sorunları arasında yer aldığını belirterek AK Parti iktidarının bu konuda yeterli çözüm üretemediğini savundu. Cumhuriyet'in kadınların toplumsal yaşamdaki konumunu güçlendirdiğini ifade eden Gümrükçü, buna rağmen kadınların şiddet, baskı ve ölüm tehdidiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Kadına yönelik şiddetin erkek egemen toplumsal yapıdan kaynaklandığını savunan Gümrükçü, kadın ve erkek eşitliğinin anayasal, yasal ve uluslararası hukuk çerçevesinde güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

"Bu konular Müge Anlı’ya havale edilecek konular değil"
Kadın cinayetlerinin acilen Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine alınması gerektiğini belirten Gümrükçü, mevcut yasaların uygulanmasında ve adli süreçlerde eksiklikler bulunduğunu ileri sürdü. Menemen'de yaşanan kadın cinayetine ve Çiğli'deki bir davaya değinen Gümrükçü, kadınlara yönelik şiddet suçlarında cezaların caydırıcılığının artırılması gerektiğini ifade etti. Kadın cinayetlerinin yalnızca televizyon programlarında ele alınacak bir mesele olmadığını belirten Gümrükçü, devletin ve toplumun ortak bir mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi. Yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi, toplumsal farkındalığın artırılması ve İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden uygulanması çağrısında bulundu.
"İzmir'de 10 günde üç kadın öldürüldü"
CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Nilay Kökkılınç, kadın cinayetlerinin Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olduğunu belirterek İzmir'de son 10 günde üç kadın cinayeti yaşandığını açıkladı. Aynı dönemde Adana'da da bir kadının öldürüldüğünü hatırlatan Kökkılınç, kadın cinayetleriyle ilgili sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları tarafından veriler tutulmasına rağmen şiddetin önlenemediğini savundu. Kökkılınç, kadın cinayetlerinin yıllar içinde arttığını öne sürerek kadınların yaşam hakkının korunması için daha etkili politikalar geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Silahlanmaya karşı önlem çağrısı
Kadın cinayetlerinde ateşli silah kullanımına dikkat çeken Kökkılınç, silahlara erişimin zorlaştırılması gerektiğini belirtti. Silah taşıma yetkisi bulunan kolluk kuvvetleri, kamu görevlileri ve güvenlik personeline düzenli psikolojik değerlendirme ve öfke kontrolü uygulamaları yapılmasını öneren Kökkılınç, silah taşıma yetkilerinin bu değerlendirmeler doğrultusunda ele alınmasını istedi. Medya ve televizyon yayınlarında şiddeti özendiren içeriklerden kaçınılması gerektiğini de vurgulayan Kökkılınç, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun bu konuda daha etkin denetim yapması çağrısında bulundu.

"Cezalar caydırıcı olmalı"
Kökkılınç, koruma ve uzaklaştırma kararlarının uygulanmasında dijital teknolojilerden daha fazla yararlanılması gerektiğini belirtti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın cinayeti davalarına müdahil olmasını isteyen Kökkılınç, kadın hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının da davalara katılabilmesine yönelik yasal düzenlemeler yapılmasını önerdi. Boşanma, velayet ve mal paylaşımı davalarında tarafların psikolojik açıdan izlenmesi gerektiğini ifade eden Kökkılınç, adalete erişimin hızlandırılması ve şiddet faillerine yönelik yaptırımların caydırıcı hale getirilmesi çağrısında bulundu.
"Sığınma evlerinin kapasitesi artırılmalı"
Kadınların şiddetten korunabilmesi için sığınma evlerinin sayısının ve kapasitesinin kentlerin kadın nüfusuna göre belirlenmesi gerektiğini ifade eden Kökkılınç, sığınma evlerinin dışında alternatif barınma imkânlarının da oluşturulmasını istedi. Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin ilköğretimden başlayarak kamu kurumlarında, ailelerde ve askerlikte yaygınlaştırılmasını öneren Kökkılınç, sendikal sözleşmelere kadına yönelik şiddet uygulayan çalışanlar hakkında iş akdinin feshine kadar uzanabilecek yaptırımlar eklenmesi gerektiğini belirtti. Çocukların ve gençlerin spor, kültür ve sanat faaliyetlerine yönlendirilmesinin önemine de değinen Kökkılınç, sağlıklı iletişim ve öfke kontrolü çalışmalarının desteklenmesini, kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesini istedi. Kökkılınç, kadınların yaşam hakkının temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak kadın cinayetlerinde hayatını kaybedenleri andı.





