İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması CHP’de tartışılmaya devam ediyor. CHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, TBMM’de yaptığı açıklamada hem Tugay’ın kararına hem de 2024 yerel seçimlerinde İzmir’deki aday belirleme sürecine yönelik eleştirilerde bulundu.

“Belediye başkanını transfer ederek İzmir kazanılamaz”

AK Parti’nin geçmiş seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni kazanmak amacıyla farklı siyasi isimleri aday gösterdiğini hatırlatan Kılıç, eski başbakan, ekonomi bakanı ve genel başkan yardımcısı düzeyindeki isimlerle girilen seçimlerde sonuç alınamadığını ifade etti. AK Parti’nin geçmişte İzmir için açıkladığı 1414 proje söylemini de hatırlatarak, bir belediye başkanının parti rozetini değiştirmesinin İzmir’in siyasi tercihini değiştirdiği anlamına gelmeyeceğini savundu. İzmir’in Cumhuriyet, demokrasi, laiklik ve Mustafa Kemal Atatürk ile güçlü bir siyasi bağının bulunduğunu belirten Kılıç, bir belediye başkanının başka bir partiye geçebileceğini ancak kentin siyasi hafızasının aynı şekilde taşınamayacağını dile getirdi.

Kılıç’tan istifa ve sandık çağrısı

Tugay’ın AK Parti’ye katılma kararına tepki gösteren Kılıç, CHP’den seçilen bir belediye başkanının başka bir siyasi kimlikle görevini sürdürmek istemesi halinde belediye başkanlığından istifa ederek yeniden seçmenin karşısına çıkması gerektiğini savundu. CHP’ye verilen oyların parti değiştiren bir belediye başkanıyla birlikte başka bir partiye taşınamayacağını belirten Kılıç, bu konudaki son kararın sandıkta İzmirli seçmen tarafından verilmesi gerektiğini kaydetti.

Aday belirleme sürecine eleştiri

Kılıç’ın açıklamalarında CHP’nin 2024 yerel seçimleri öncesindeki İzmir aday belirleme süreci de önemli yer tuttu. Yaşanan gelişmede yalnızca parti değiştiren isimlerin değil, bu isimlerin adaylaştırılmasında rol oynayan siyasi kadroların da değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kılıç, İzmir’in parti içindeki kurultay hesaplarının parçası haline getirildiğini ileri sürdü. Aday belirleme sürecinde örgütün ve milletvekillerinin görüşlerinin dikkate alınmadığını savunarak, kendisine ve bazı milletvekillerine bir meclis üyesinin belirlenmesinde dahi söz sahibi olmayacaklarının söylendiğini aktardı.

“Siyasi sorumluluk adayları belirleyenlerde”

Adayların belirlenmesi sırasında anketlerden, bilimsel yöntemlerden ve yapay zekâdan yararlanıldığı yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlatan Kılıç, bugün ortaya çıkan siyasi tablonun sorumluluğunun bu süreci yönetenlerde olduğunu savundu. Bazı başarılı belediye başkanlarının kurultay sürecinde farklı bir tarafı destekledikleri gerekçesiyle yeniden aday gösterilmediğini ileri süren Kılıç, Cemil Tugay’ın hangi yöntem ve değerlendirmeler sonucunda adaylaştırıldığının açıklanması gerektiğini ifade etti. Aday belirleme sürecinde görev alan bazı siyasi isimlerin de daha sonra CHP’den ayrıldığına işaret ederek, yaşananların faturasının CHP örgütü ve seçmenine kaldığını savundu.

Aziz Kocaoğlu örneğini verdi

İktidarın CHP üzerinde yargı baskısı bulunduğunu belirten Kılıç, buna rağmen her parti değişikliğinin yalnızca bu gerekçeyle açıklanamayacağını ifade etti. Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu örnek gösteren Kılıç, Kocaoğlu’nun 397 yıl hapis istemiyle yargılandığı dönemde dahi partisinden ve siyasi çizgisinden vazgeçmediğini hatırlattı.

Vefa ve siyasi ahlak vurgusu

Siyasetin yalnızca seçim sonuçları ve rakamlardan oluşmadığını belirten Kılıç, vefa, siyasi ahlak ve bir siyasetçiyi göreve taşıyanlara karşı sorumluluk duygusunun da önem taşıdığını söyledi. CHP örgütünün emeğiyle belediye başkanlığına seçilen bir ismin daha sonra seçimde yarıştığı partiye katılması halinde seçmene hesap vermesi gerektiğini savunan Kılıç, adayın belirlenmesinde sorumluluk üstlenenlerin de ortaya çıkan sonuçtan kendilerini ayrı tutamayacağını ifade etti. Yanlış bir siyasi tercihin sorumluluğunun yalnızca tercih edilen kişiye değil, o tercihi yapanlara da ait olduğunu belirtti.

“Sözün yeri sandıktır”

İzmir’in siyasi ve toplumsal bir hafızaya sahip olduğunu vurgulayan Kılıç, kentin iradesinin bir belediye başkanının parti değiştirmesiyle başka bir siyasi yapıya geçmiş sayılamayacağını savundu. İzmir üzerinden parti içi hesap yapanların da siyasi sorumluluklarını İzmirlilere açıklaması gerektiğini belirterek, kentte son sözün İzmirli seçmene ait olduğunu ve bunun da sandıkta ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.

Muhabir: Nur Duman