CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, CHP kurultayına ilişkin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen “mutlak butlan” kararına yönelik kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Özkan, kararın yalnızca CHP’yi değil, Türkiye’deki demokratik işleyişi ve siyasi partiler sistemini de yakından ilgilendirdiğini vurguladı.

Özkan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

1/ Ankara BAM'ın CHP kurultayına vurduğu “mutlak butlan” darbesi, sadece bir partiyi değil, Türk demokrasi hukukunu tam kalbinden vurmuştur! Mahkeme, koca bir ana muhalefet partisini "iptal" sıfatıyla boşa düşürürken, tüm ülkeyi ucu açık bir siyasi kaosa sürükledi. Bunun devamı partiler sistemi ve oy vererek yönetimi değiştirebilmeyi, demokrasiyi yok eder.

2/ Hukukun temel görevi yıkmak değil, onarmaktır! Mahkeme, kurultayı kökten hükümsüz kılarken, ortaya çıkan muazzam yönetim savrulmasını dolduracak TEK BİR somut adım atmadı. Ortada onarıcı
bir adalet değil, siyasi bir "organsızlaştırma" krizi var!

3/ Çözüm kör göze parmak kadar netti: Siyasi Partiler Kanunu m. 21/9’u kıyasen uygulamak! Bir ilçe seçim hâkimi en ufak bir usulsüzlükte yeni seçim takvimini belirlemek ZORUNDAYKEN, koca bölge adliye mahkemesi nasıl olur da koca partiyi takvimsiz bırakır?

4/ Hukukun en kutsal ilkelerinden "Evleviyet" (haydi haydi) burada ayaklar altına alınmıştır. Bir organ seçimi iptal edildiğinde 1 ila 2 ay içinde seçim şartı koşan kanun koyucu, partinin EN ÜST irade organı sıfırlandığında ucu açık bir ara rejime asla göz yummaz!

5/ Siyasi partiler sıradan birer dernek ya da ticari şirket değildir. Anayasa m. 68 uyarınca kamu düzeninin ta kendisidir! Mahkemenin, bir partinin geleceğini ucu açık bir kayyum ya da yetkisizlik girdabına hapsetmesi, yargısal bir vesayet girişimidir.

6/ Kurultay iradesini sakatlayan, delegeyi baskılayan, hileye ve usulsüzlüğe bulaşan kim varsa canı cehenneme! Zaten SPK m. 121 bunun için var. Cezai yaptırım suçlu aktörlere uygulanır; koca bir asırlık çınarın, tüzel kişiliğin infaz edilmesine değil!

7/ Mahkeme "Ben iptal ettim, gerisi beni ilgilendirmez" konforuna sığınamaz. TMK m. 1/2 hâkime net bir "kanun boşluğunu doldurma" borcu yükler. Ortaya çıkan bu devasa meşruiyet boşluğunu seyretmek, adaletin adalet eliyle katledilmesidir.

8/ Ve şimdi en net öngörüyü yapalım: BU KARAR YARGITAY’DAN DÖNECEK! HMK m. 297’ye göre bir mahkeme hükmünün net, açık ve "infaz kabiliyeti" olan bir nitelikte olması şarttır. Sonu belirsiz, ucu açık, partiyi kilitleyen bu karar usulden çökmeye mahkumdur.

9/ Yargıtay’ın tarihsel refleksi ve yerleşik içtihatları ortadadır: Yargısal müdahale, demokratik işleyişin önünü açmak için yapılır; kurumsal sürekliliği yok etmek için değil. Yargıtay, bu takvimsiz kaos hükmünü kamu düzeni adına resen bozacaktır!

10/ Son söz: Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, partinin kaderi de kayıtsız şartsız DELEGENİNDİR! Mahkemeler takvim belirlemeden irade gaspı yapamaz. Yargıtay bu tarihi hatayı düzeltecek ve son sözü asıl sahibine, yani sandığa iade edecektir! Bu bir zorunluluktur.

Kaynak: Haber Merkezi