Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, İzmir’de Meslek Fabrikası binasına yönelik müdahaleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türeli, sabah saatlerinde gerçekleştirilen müdahalenin devam eden yargı süreçleri dikkate alınmadan yapıldığını, polis barikatları ve müdahale yöntemlerinin kamuoyunda ciddi rahatsızlık yarattığını ifade etti. Kolluk gücünün hukuki uyuşmazlıklarda baskı unsuru olarak kullanılmasının demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını söyledi.

Mülkiyet bağı tamamen koptu

Meslek Fabrikası binasının tarihsel geçmişine değinen Türeli, yapının 1908 yılında inşa edildiğini, 1926 yılında ise Mustafa Kemal Atatürk imzalı kararname ile kamulaştırılarak İzmir halkına kazandırıldığını hatırlattı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapıyı restore ederek eğitim merkezine dönüştürdüğünü ve on binlerce kişiye eğitim imkanı sağlandığını belirten Türeli, geçmişte yapılan işlemlerle vakıfla olan hukuki bağın da sona erdiğini kaydetti.

"Bir cezalandırma pratiği"

Türeli, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün söz konusu taşınmazı “mazbut vakıf” kapsamında yeniden tescil etme girişiminin hukuki açıdan sorunlu olduğunu savundu. Bu yaklaşımın yerel yönetim ile merkezi idare arasında gerilim yarattığını ve kamu yönetimi ilkeleriyle çeliştiğini dile getirdi.

Yargı süreçleri devam ediyor

Açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin konuya ilişkin hukuki süreci sürdürdüğü belirtildi. Taşınmazın değer tespiti, tahsis talebi ve tahliye işlemlerine karşı açılan davaların farklı mahkemelerde inceleme aşamasında olduğu aktarıldı. Ayrıca ilgili yasal düzenlemelerin Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşındığı ifade edildi.

Ciddi bir kamu zararına neden olacak

CHP'li Türeli, binanın kamusal hizmet amacıyla kullanıldığını ve İzmir halkına ait bir değer niteliği taşıdığını belirterek, tahliye kararının kamu zararı doğurabileceğine dikkat çekti. Yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluklarının korunması gerektiğini vurguladı.

Bu yanlıştan derhal dönülmeli!

Açıklamasının sonunda Türeli, hukuki süreçler tamamlanmadan yapılan işlemlerin kabul edilemez olduğunu ifade ederek, tahliye ve tescil işlemlerinden vazgeçilmesi gerektiğini belirtti. Sürecin hukuk çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

Kaynak: Bülten