Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, tarım sektöründe alarm veren tabloyu her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Artan üretim maliyetleri, yüksek kredi faizleri, mazot ve gübre fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle ayakta kalmakta zorlanan çiftçiler, üretim araçlarını ve traktörlerini satışa çıkarmak zorunda kalıyor. Sahibinden.com verilerine göre 2026 yılının ilk 6,5 ayında yalnızca İzmir'de farklı ilçelerde satışa çıkarılan ikinci el tarım makinesi ve ekipmanlarına yönelik 194 ilanın toplam değeri, 86 milyon 534 bin liraya ulaştı. İlanlar arasında pulluk, diskaro, rotovatör, tesviye makinesi, çapa makinesi, kültivatör ve taş toplama ekipmanları gibi çok sayıda tarımsal üretim aracının yer alması dikkat çekti. En düşük fiyatlı ürün 4 bin lira, en yüksek fiyatlı ürün ise 12 milyon 346 bin lira ile bir pamuk toplama makinesine ait. Yine aynı verilere göre İzmir’de 614 traktör satış ilanında yer aldı. Çiftçinin en temel üretim aracı olan traktörlerin ikinci el piyasasına bu denli yoğun şekilde düşmesi, kırsaldaki ekonomik daralmanın boyutunu ortaya koydu. Sektör temsilcileri, üreticinin artan borç yükü nedeniyle elindeki ekipmanı çıkarmaya başladığını belirtirken, birçok çiftçinin kredi ve icra baskısıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekiyor. İlandaki traktörlerin fiyatı 7 milyon 500 bin TL ile 60 bin TL aralığında değişirken söz konusu 614 traktör için de toplam 513 milyon 159 bin 779 TL isteniyor.

‘Denge bozuldu’
Çiftçilerin, artan mazot fiyatları, gübre ve yem maliyetleri nedeniyle üretim yapamaz hale geldiklerini belirten Çiftçi Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu, “Artan üretim maliyetleri, tarımsal faaliyetleri her geçen gün daha da sürdürülemez hale getiriyor. Mazot, gübre, ilaç, yem ve işçilik giderlerindeki sürekli yükseliş, özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçilerin üretimden çekilme noktasına gelmesine neden oluyor. Bir zamanlar üretimin en önemli unsurları olan traktörler ve tarım aletleri, bugün birçok üretici için geçimini sürdürebilmek adına elden çıkarılmak zorunda kalınan varlıklara dönüşüyor. Tarlasını ekip biçmek isteyen çiftçi, yalnızca yakıt maliyetini değil, traktör bakımından yedek parça giderlerine kadar uzanan ağır bir yükün altında kalıyor. Üretim için vazgeçilmez olan pulluk, mibzer, ilaçlama makinesi, römork, balya makinesi ve diğer tarım ekipmanlarının bakım ve onarım masrafları da her geçen gün artarken, birçok üretici bu araçları kullanacak gücü dahi kendinde bulamıyor. Emeğinin karşılığını alamayan üretici, üretime devam edebilmek için sürekli borçlanırken, gelir-gider dengesi tamamen bozuldu” sözlerine yer verdi.
‘İcra gelmeden satıyor’
Bankalara olan kredi borçlarını çevirmekte zorlanan birçok çiftçinin, yeni sezon hazırlıklarını da yeni kredilerle yapmak zorunda kaldığını vurgulayan Çobanoğlu, “Ancak borç yükünün giderek ağırlaşması, üreticiyi farklı arayışlara itiyor. Haciz ve icra süreçleriyle karşı karşıya kalmak istemeyen çiftçiler, traktörlerinin ardından şimdi de üretimin vazgeçilmez parçaları olan tarım aletlerini satışa çıkarmaya başladı. Çünkü icra yoluyla yapılacak satışlarda ekipmanlarının gerçek değerinin çok altında elden çıkacağını düşünen üreticiler, en azından kendi imkanlarıyla satış yaparak zararlarını bir nebze azaltmayı hedefliyor. Bugün satış ilanlarında görülen her traktör, her pulluk, her mibzer ya da römork; yalnızca bir ekipmanın el değiştirmesi anlamına gelmiyor. Bu ilanlar, kırsalda üretim yapmanın giderek imkânsızlaştığını, çiftçinin ayakta kalabilmek için yılların birikimini elden çıkarmak zorunda kaldığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

‘Krediler, yükü artırdı’
Türkiye’de küçük çiftçilerin yaşadığı sıkıntıların giderek derinleştiğini vurgulayan Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem ise Türkiye’nin dört bir yanında çiftçilerin artık üretimi değil, borcunu nasıl kapatacağını hesapladığının altını çizdi. Üretime devam edebilmek için bankaların kapısını çalan üreticilerin, kredi alabilmek adına tarlalarını, traktörlerini ve tarım ekipmanlarını ipotek ettirmek zorunda kaldığını sözlerine ekleyen Erdem, “Ancak alınan krediler üretime can suyu olmak yerine, borç yükünü daha da ağırlaştırıyor. Yüksek girdi maliyetleri, yetersiz ürün fiyatları ve üreticiyi koruyamayan tarım politikaları, küçük çiftçiyi her geçen gün biraz daha üretimden uzaklaştırıyor. Hasat sonunda kazanan üretici değil, artan maliyetler ve borçlar oluyor. Emeğinin karşılığını alamayan çiftçi, borcunu kapatabilmek için yıllarca biriktirdiği toprağını ve üretim araçlarını elden çıkarmak zorunda kalıyor. Bu gidişatın sürmesi halinde tarımda iflaslar, hacizler ve mülkiyet kayıpları kaçınılmaz hale gelecek” diye konuştu.
Çiftçinin acı hikayesi
Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem, küçük çiftçinin üretimden kopmasının yalnızca kırsalda yaşanan ekonomik bir yıkım anlamına gelmediğini dile getirerek, “İzmir’de satışa çıkarılan tarım makineleri ve traktörlerin sayısının bu denli fazla olması Türkiye’nin tarımsal üretim gücünü zayıflatıyor, gıda arzını riske atıyor ve ülkenin gelecekte kendi toprağında üretme kapasitesini tehdit eden derin bir dönüşüme işaret ediyor. Bugün satılan her tarla, her traktör ve her tarım aleti; yalnızca bir mal varlığının değil, üretimden vazgeçmek zorunda bırakılan bir çiftçinin acı hikâyesini anlatıyor” diye konuştu.





