Deprem bilimci Dr. Ramazan Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Marmara Denizi'nin jeolojik yapısı, geçmişte meydana gelen büyük depremler ve bölgedeki fayların gelecekte üretebileceği depremlere ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Marmara'daki deprem tehlikesinin mevcut modeller üzerinden yanlış yorumlandığını öne süren Demirtaş, özellikle 1754 ve 1766 yıllarında meydana gelen depremlerle ilişkili fay segmentlerine dikkat çekti.

Marmara'daki deprem modeline itiraz etti

Dr. Ramazan Demirtaş, Marmara Denizi'nin tektonik yapısını açıklamak amacıyla kullanılan Armijo'nun 2005 tarihli modelinin geçerliliğini kaybettiğini savundu. Söz konusu model üzerinden basının ve kamuoyunun yanlış bilgilendirildiğini ileri süren Demirtaş, Çınarcık, Orta Marmara ve Tekirdağ çukurluklarının çek-ayır havzalar olarak değerlendirilmesine karşı çıktı. Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun (KAFZ) Marmara'daki yaşının doğu kesimlerine göre daha genç olduğunu belirten Demirtaş, Marmara Denizi'nde birbirini takip eden üç büyük çukurluğun doğrudan bu fay zonu tarafından oluşturulmasının mümkün olmadığını ifade etti.

Çınarcık Çukurluğu'nun oluşumuna ilişkin değerlendirme

Marmara Denizi'ndeki çukurlukların boyutlarını paylaşan Demirtaş, Çınarcık Çukurluğu'nun 50 kilometre uzunluğunda, 15 ila 20 kilometre genişliğinde ve 1.270 metre derinliğinde olduğunu aktardı. Orta Marmara Çukurluğu'nun 25 kilometre uzunluğa, 10 kilometre genişliğe ve 1.280 metre derinliğe sahip olduğunu belirten Demirtaş, Batı Marmara Çukurluğu'nun ise 40 kilometre uzunluğunda, 15 kilometre genişliğinde ve 1.290 metre derinliğinde olduğunu kaydetti.
Demirtaş, bu büyüklükteki çukurlukların Kuzey Anadolu Fay Zonu tarafından çek-ayır havza şeklinde oluşturulmasının mümkün görünmediğini savundu.

Marmara'da 7 büyüklüğünde deprem tartışmasına değindi

Marmara Denizi'ndeki fayların davranışlarına ilişkin farklı değerlendirmeleri eleştiren Demirtaş, özellikle kabuk kalınlığı, krip hareketleri ve deprem büyüklüğü arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Çınarcık Çukurluğu'nun doğu tarafının 1999 depreminde 5 metre, batı tarafının ise 2025 yılında 30 santimetre hareket ettiğine yönelik değerlendirmeleri gündeme getiren Demirtaş, bölgede ince kabuk ve krip davranışı bulunduğu yönündeki görüşleri sorguladı. Kabuk yapısı ve termal bariyer nedeniyle Marmara'da 7 büyüklüğünde deprem olasılığının zayıfladığı, buna karşılık 6'nın üzerinde depremlerin desteklendiği yönündeki değerlendirmelerle çek-ayır havza modelinin birbiriyle nasıl bağdaştırıldığının açıklanması gerektiğini belirtti.

Çınarcık çevresindeki tarihi depremleri sıraladı

Marmara Denizi'nde geçmişte meydana gelen depremlere de değinen Demirtaş, Çınarcık Çukurluğu'nun farklı kesimlerinde yaşanan sismik hareketleri değerlendirdi. Çukurluğun doğusunda 1894 yılında 7,0 ve 1999 yılında 7,6 büyüklüğünde depremler meydana geldiğini belirten Demirtaş, güney kesimde ise 1963 yılında 6,4 büyüklüğünde bir deprem yaşandığını aktardı. Batı kesimde 1754 ve 1766 yıllarında büyük depremler meydana geldiğini hatırlatan Demirtaş, 2025 yılında yaşanan 6,2 büyüklüğündeki depremi de değerlendirmesine dahil etti.

Çınarcık Fayı'nın 1963 yılında 6,4 büyüklüğünde deprem ürettiğini ifade eden Demirtaş, Adalar Fayı'nı ise eski ve aktif olmayan bir fay olarak nitelendirdi. Ayrıca 1894 depreminin İzmit Körfezi'nin batı çıkışında, 1999 ve 1754 depremleriyle ilişkilendirdiği alan arasında meydana geldiğini belirtti. Bu değerlendirmeler doğrultusunda Demirtaş, Çınarcık Çukurluğu'nda yakın gelecekte büyük deprem üretecek şekilde gerilim biriktiren bir fay segmenti bulunmadığını öne sürdü.

260 yıldır deprem üretmeyen faylara dikkat çekti

Marmara'daki deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde tarihsel depremlerin önemli olduğunu vurgulayan Demirtaş, uzun süredir büyük deprem üretmediğini belirttiği üç bölgeyi gündeme taşıdı. Demirtaş, Doğu Sırt segmentinde 1754 yılından bu yana 272 yıl, Orta Marmara'da 1766 yılından bu yana 260 yıl ve Batı Marmara'da yine 1766 yılından bu yana 260 yıl geçtiğini ifade etti. 1894 depreminin üzerinden ise 132 yıl geçtiğini belirten Demirtaş, bu depremle ilişkilendirdiği kesimde en az önümüzdeki 100 yıl boyunca deprem riskinin son derece düşük olduğunu savundu.

Son yıllardaki depremleri hazırlık evresi olarak değerlendirdi

Marmara Denizi'nde son yıllarda meydana gelen orta büyüklükteki depremlere de değinen Demirtaş, bu sarsıntıların geçmişte büyük deprem üreten segmentlerle ilişkili olabileceğini öne sürdü. Demirtaş, 2011 yılında Marmaraereğlisi'nde meydana gelen 5,1 büyüklüğündeki depremi, 2012 yılında Marmaraereğlisi-Silivri açıklarında yaşanan 5,2 büyüklüğündeki sarsıntıyı ve 2019 yılında Silivri açıklarında kaydedilen 5,8 büyüklüğündeki depremi hatırlattı. Nisan 2025'te Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem ile Ekim 2025'te Marmaraereğlisi'nde yaşanan 5,0 büyüklüğündeki depremi de değerlendiren Demirtaş, bu sarsıntıların 1754 ve 1766 yıllarında büyük depremler üreten fay segmentlerinin hazırlık evresindeki hareketleri olduğunu ileri sürdü.

Marmara'da 7'nin üzerinde deprem uyarısı

Marmara Denizi'ndeki büyük deprem potansiyeline ilişkin açıklamasının sonunda Demirtaş, 1754, 1766a ve 1766b depremleriyle ilişkilendirdiği alanların yüksek ve çok yüksek deprem üretme potansiyeline sahip sismik boşluklar oluşturduğunu savundu. Söz konusu bölgelerin 7,0 ile 7,6 arasında büyüklüğe ulaşabilecek depremler üretme potansiyeline sahip olduğunu belirten Demirtaş, Marmara'daki büyük deprem tehlikesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Demirtaş, açıklamasını Marmara'daki büyük deprem gerçeğinin hiç kimse tarafından hafife alınmaması gerektiği uyarısıyla tamamladı.

Not: Haberdeki fay modelleri, deprem büyüklükleri ve gelecekteki deprem potansiyeline ilişkin değerlendirmeler Dr. Ramazan Demirtaş'ın açıklamalarına dayanmaktadır. Bu görüşler bağımsız olarak doğrulanmış bilimsel sonuçlar veya kesin deprem tahminleri olarak değerlendirilmemelidir.

Kaynak: Haber Merkezi