Sağlık Bakanlığı’nın ödemelerinde 3 ay önce değişiklik olduğunu, güncellenen rakamın da mağduriyeti karşılamaya yetmediğini dile getiren Optisyen Uğur Uymaz, kurdaki artış, enflasyon, KDV artışları ve tekelleşmenin optisyenlerin ve kullanıcıların mağduriyetini artırdığını söyledi. 

150 TL katkı payı! 

Sağlık Bakanlığı’nın ödemelerine ilişkin güncel rakamları paylaşan Optisyen Uymaz, bakanlığın belirli miktarda ödeme yaptığını, 3 ay önce bu rakamların güncellendiğini aktardı. Değişiklikle birlikte devletin ödediği rakamın 42,50 TL’den 150 TL’ye yükseldiğini vurgulayarak, “Eskiden bakanlık 37 TL çerçeveye ödüyordu. 20 TL de cama ödediği zaman 57 TL’ye yükseliyordu. Emekli ya da çalışandan yüzde 10 ya da yüzde 20 katılım payı kesiyordu. Şu anda ise bakanlık cam, çerçeve olmak üzere 150 TL ödüyor. Çerçeve için 100 TL, cam için ise belirlenen numaralara göre 40, 50 TL civarında bir rakam ödüyor. Bundan birde katılım payı kesiyor. Şu anda devletin bir kullanıcıya ödemiş olduğu gözlük parası 135 TL civarında oluyor. Ama minimum gözlük fiyatı 250 TL’den başlıyor. Çerçeve üstüne birde 300-400 TL cam geliyor. Hasta bu sefer optikçiden 550-600 TL’ye çıkıyor. 150 TL’yi de devlet ödediği zaman kullanıcıya minimum 450 TL fark çıkıyor” dedi.

Bakanlık ödemeyi yapmadan para eriyor…  

Devletin gözlüklerde karşıladığı parayı 90 gün sonra ödediğini aktaran Uymaz, değişen kurun optisyenleri zarara uğrattığını, 150 liralık ürünü bulabilse dahi kur değişikliğiyle 50 TL zarara girdiğini, dükkan kirası, vergi, sigorta ödemelerini karşılamakta zorlandıklarının altını çizdi.

Zarar etmeden verilecek ürün kalmadı

Maddi durumu olanaksız vatandaşların gelip gözlüğünü alamadığını dile getiren Optisyen Uymaz, “Gelen kullanıcı ben devletin verdiği gözlüğü almak istiyorum dediği zaman vermeden çıkartmak gibi yetkimiz yoktu. Devletin karşıladığı miktar değerinde ürün temin etmek zorundaydık. Bununla ilgili kanunumuz vardı. Bu cezai yaptırımı olan bir durumdu. Ama maalesef devletin ödediği rakam bazında zarar etmeden verilecek herhangi bir ürün yok. O paranın içerisinden bir çerçeveyi alma imkanınız yok. Hastanın şu anda gelip minimum ödeyeceği tutar 150-200 liradan başlıyor. Tabii ki bunlar dükkanın konumu, sattığı malın çeşitliliği, kalitesine göre değişen fiyatlar. Eskiden kullanıcı gelip ben SGK’nın vermiş olduğu ürünü istiyorum diyordu. Ama artık SGK’nın vermiş olduğu bir ürün bizde yok” diye konuştu. 

Çözüm önerisi 

Devletin elini taşın altına koymadığına yönelik sitemlerde bulunan Uymaz, “Devlet Malzeme Ofisi’nden aylık ya da günlük ortalama sattığım bir ürünü kullanıcıya teklif etmek üzere getirip bana stoklamış olsa ya da ben Devlet Malzeme Ofisi’nden reçete karşılığı o ürünü kullanıcıya teslim edebilsem belki de bu problem ortadan kalkacak. Ama maalesef devlet ben sana 150 lira para ödüyorum. Bunun karşılığında kullanıcı da sen de başının çaresine bak diyor” ifadelerini kullandı. 

Döviz etkisi

Güncel gözlük fiyatlarına yönelik açıklamalarda bulunan Uymaz, ortalama çerçeve fiyatlarının 250 TL’den başladığını ve kalite kaliteli yükseldiğini söyledi. 250 TL olan ürünlerin genellikle Çin malı olduğuna dikkat çekerek, yerli ürünlerde maliyetlerin yüksek olduğunu ve fiyatların en aşağı 600 TL’den başladığını açıkladı. İthal ürünlerin ortalama 400-500 Euro’ya kadar çıktığına işaret ederek, “İthal ürünler kurdaki hareketlilikten dolayı döviz bazında satılırken yerli ürünler firmanın belirlediği fiyatlar oluyor. Son 3 ayda satış fiyatları 3-4 kez değişti. Çünkü maliyetler de ona bağlı olarak değişiklik gösteriyor” şeklinde konuştu. 

KDV artışına yüzde 30 zam 

KDV oranlarının yükselmesi devletin politikalarıyla birlikte optik ürünlerinin lüks tüketime girdiğini vurgulayan Duymaz, “KDV oranları değişti; Yüzde 8’den yüzde 10’a, yüzde 18 olanlar ise yüzde 20’ye çıktı. Firmalar da KDV’yi ekleyerek ürünlerine yüzde 30 zam yaptı. Şu anda enflasyon ve devletin izlemiş olduğu para politikaları yüzünden bizim de ürünlerimiz tamamen lüks tüketime girdi. Optik, sağlığa yönelik olan ürünlerde yüzde 10 KDV alınırken, güneş gözlüğü, kozmetik olarak geçen ürünlerde yüzde 20 vergi alınıyor. Yüzde 20’nin dışında devletin de gözlük başına almış olduğu yüzde 42’lik bir fon var. Bunlar da ithal olan ürünler oluyor. 1000 liralık üründe ortalama 420 lira civarında devlet vergi alıyor. O yüzden bu ürünler 1420 liraya satılıyor. Maalesef optik gözlüklerde de güneş gözlüklerinde de özel tüketim vergisi var. En büyük sıkıntımız tıbbi malzeme olarak geçsek dahi özel tüketim bize çok fazla yükleniyor” diye söyledi. 

Tekelleşme zararı artırdı 

Eski kâr oranlarıyla çalışmadıklarını hatırlatan Optisyen Uymaz, son yıllarda meydana gelen olayların sektörü sekteye uğrattığını vurgulayarak, “20 yıldır bu sektördeyim ama 2 yıldır yaptığım işten nefret ediyorum. Pandemi, seçim, enflasyon, döviz derken işler yolundan çıktı. Büyük mağazaların tekelleşirken bizim ürünlerimizin sahibi oldular. Bizse bunlar karşısında ürün yelpazesini geniş tutamıyoruz, kar yapamadığımız için daha düşük fiyatlara ürün satamıyoruz, uygun fiyatlı ürün alamıyoruz. Çünkü benim kullandığım 35 marka var 30’unun sahibi bu tekel mağazalar” ifadelerini kullandı. 

Yüzde 85 üstünde zam! 

Kontakt lens fiyatlarına gelen zamları değerlendirerek, “Ocak ayında 380 liraya aldığımız lensin kutusu şu anda 730 TL oldu. Yüzde 80-85 civarında ürünlerde zam var. Sadece lensten yola çıkarsanız. 6 ayda yüzde 85 fiyat farkı var. Kullanıcı sağ ve sol  gözü için farklı numara isteğinde ise 1400 küsür ediyor. Solüsyonuyla birlikte 1600 civarında ödeme yapması gerekiyor. Devlet bunu görmeye yardımcı malzeme olarak görmüyor. Rakamlarını, KDV oranını ya da pulunu düşürmeye çalışmıyor” diye ekledi. 

Kaynak: ÖZGE UĞULU