Eğitim-İş Sendikası, 2025–2026 eğitim öğretim yılı birinci dönemine ilişkin kapsamlı değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, Türkiye’de eğitimin kamusal bir hak olmaktan hızla uzaklaştığı, piyasa ilişkileri ve ideolojik tercihler doğrultusunda yeniden şekillendirildiği vurgulandı. Sendika, mevcut tablonun geçici sorunlardan değil, bilinçli siyasal tercihlerden kaynaklandığını belirtti.

Parasız eğitim ilkesi fiilen ortadan kalktı

Rapora göre Anayasa’da güvence altına alınan parasız eğitim ilkesi uygulamada karşılığını bulmuyor. Devlet okullarında temizlik, güvenlik, kırtasiye ve küçük onarım gibi temel ihtiyaçların kamu bütçesiyle karşılanmaması, velileri okul finansmanının asli unsuru haline getiriyor. Eğitim-İş, 2025–2026 dönemi başında bir öğrencinin okula başlama maliyetinin servis dahil yaklaşık 65 bin TL’ye ulaştığını; kırtasiye ve giyim harcamalarının asgari ücret seviyesine dayandığını kaydetti.

Eğitime erişimde eşitsizlik derinleşiyor

Okullaşma oranlarının özellikle ortaokul ve lise düzeyinde gerilediğine dikkat çekilen raporda, yüz binlerce çocuğun zorunlu eğitime rağmen sistem dışında kaldığı belirtildi. Taşımalı eğitim uygulamaları, uzun servis süreleri ve ikili eğitim modeli, öğrencilerin pedagojik ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bulunuyor. Büyükşehirlerde yetersiz okul ve derslik yatırımları, kalabalık sınıfları kalıcı hale getirirken eğitimde mekânsal ve sınıfsal ayrışmayı derinleştiriyor.

Beslenme, güvenlik ve sağlık ihmal ediliyor

Raporda, derinleşen yoksulluğa rağmen ücretsiz okul yemeği ve temiz içme suyunun sağlanmamasının ciddi bir sosyal devlet eksikliği olduğu vurgulandı. Okullarda yeterli yardımcı personel ve güvenlik görevlisi istihdam edilmemesi, hem öğrenciler hem de öğretmenler açısından risk oluşturuyor. Eğitim-İş, bu durumun çocukların sağlık, güvenlik ve yaşam hakkını doğrudan etkilediğini belirtti.

Bilimsel ve laik eğitim tartışması

Değerlendirme raporunda, müfredat ve okul içi uygulamalar üzerinden bilimsel ve laik eğitim anlayışının zayıflatıldığı ifade edildi. Eğitim politikalarının pedagojik gerekliliklerden uzaklaştığı, ideolojik yönelimlerin belirleyici hale geldiği görüşüne yer verildi.

Sendikanın çağrısı

Eğitim-İş, zorunlu eğitimin tartışmaya açılmasına son verilmesini, ücretli öğretmenlik uygulamasının kaldırılmasını, eğitim bütçesinin artırılmasını ve kamusal, laik, bilimsel eğitimin güçlendirilmesini acil talepler arasında sıraladı. Sendika, eğitimin bir ayrıcalık değil, devletin vazgeçilmez kamusal yükümlülüğü olduğunu vurguladı.

Kaynak: Haber Merkezi