Huzurevlerindeki yüksek ücretler, yaşlıların barınma ve bakım hizmetlerine erişimini her geçen gün daha da zorlaştırıyor. 2026 yılı itibarıyla devlet huzurevlerinde 2-3 kişilik oda fiyatları 23 bin liradan başlarken, bu rakamlar 20 bin lira ile açlık sınırının altında maaş alan emeklilerin karşılayabileceği noktadan uzak. Bu ücreti karşılayamayan çok sayıda yaşlı, bakım ve barınma ihtiyacını denetimsiz pansiyonlar ve sağlıksız otel odalarında gideriyor. Devlet huzurevlerine yapılan yüzde 35’lik zammın emekliler açısından barınma ve bakım hizmetlerini fiilen imkânsız hale getirdiğini belirten İzmir Emekliler ve Emekçiler Derneği Başkanı Dilek Ete, “Bugün devlet huzurevlerinde, 2 ya da 3 kişilik odalarda kalabilmek için aylık yaklaşık 23-24 bin lira ödeme yapılması gerekiyor. Üstelik bu rakam, tek kişilik oda değil; en temel koşullarda sunulan, paylaşımlı odalar için geçerli. O da yer bulunabilirse. Oysa Türkiye’de milyonlarca emeklinin aldığı aylık, 20 bin lira seviyesinde. Meclisten geçen düzenlemeyle en düşük emekli maaşı 20 bin lira olarak belirlenmiş durumda. Yani bir emekli, huzurevinde kalabilmek için aldığı maaşın tamamını vermekle kalmıyor; en az 3 bin lirayı da dışarıdan borç bulmak zorunda kalıyor” dedi.

Dilek Ete-3

‘Dul aylığıyla imkansız’

Emekli aylığının 20 bin liranın altında olanlar için bu tablonun daha da ağırlaştığını aktaran Ete, “Dul ve yetim aylığı alan çok sayıda kişi, bu tutarın da altında gelirle yaşamaya çalışıyor. Bu koşullarda, huzurevinde kalabilmek dahi mümkün olmuyor. Üstelik huzurevine ödenen bu ücret, yalnızca barınma ve üç öğün yemekle sınırlı. Kişisel ihtiyaçlar tamamen emeklinin kendi sorumluluğunda. Giyim, ayakkabı, kişisel bakım ürünleri, kuaför ya da berber masrafları, dışarıdan alınacak en ufak bir yiyecek dahi bu ücretin dışında. Tıraş olmak, bir şeyler atıştırmak, marketten küçük bir ihtiyaç almak bile ek masraf anlamına geliyor. Huzurevinde kalan bir yaşlının hiçbir ek ihtiyacı olmayacağı varsayımı ise hayatın gerçekleriyle örtüşmüyor. Bu nedenle huzurevinde kalan bir emeklinin, yalnızca 23 bin liralık ücreti ödemesi yetmiyor. En az 8–10 bin lira da cep harçlığına ihtiyaç duyuluyor. Yani toplam maliyet 30 bin lirayı aşıyor. Bu tutar, bugün emeklilerin büyük çoğunluğu için tamamen ulaşılamaz durumda” ifadelerini kullandı.

‘Huzur adeta haram’

Devlet huzurevlerinde bu tablo yaşanırken, özel huzurevlerindeki fiyatların çok daha çarpıcı olduğunu söyleyen Dilek Ete, “İzmir Bornova’da apartmandan dönüştürülmüş, sınırlı imkanlara sahip bir özel huzurevinde geçen yıl istenen ücret 80 bin liraydı. Bu tutar, Türkiye’de hiçbir emekli maaşıyla karşılanabilecek bir rakam değil. Milletvekilliğinden emekli olmayan hiçbir yurttaşın, bu seviyede bir aylık geliri bulunmuyor. Emekliler için ne evde yaşamak ne de huzurevinde kalmak ekonomik olarak mümkün olmaktan çıkmış; huzur adeta onlara haram duruma gelmiş halde. Devlet huzurevleri yüksek ücretleriyle erişilemez hale gelirken, özel huzurevleri ise yalnızca çok sınırlı bir kesimin ulaşabileceği kurumlara dönüşmüş durumda. Bu koşullarda yaşlılık, güvenli ve huzurlu bir dönem olmaktan çıkarak, ağır bir geçim mücadelesine dönüşüyor” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Özkaynak

‘Sağlıksız koşullarda’

DİSK Emekliler Sendikası Ege Bölge Baştemsilcisi Hüseyin Özkaynak ise, emeklilere açlık sınırının bile oldukça altında aylık verildiğini vurguladı. Özkaynak, “Bu maaşlarla temel ihtiyaçları karşılamak bir yana, barınma, beslenme ve sağlık gibi en temel haklara erişmek dahi her geçen gün daha da zorlaşmakta. Huzurevlerine başvuran emekli sayısı giderek artıyor ama gerek kapasite yetersizliği gerekse ekonomik koşullar nedeniyle çok sayıda emekli bu kurumlara kabul edilemiyor. Kabul edilebilenler içinse sorun bitmiyor. Mevcut emekli maaşları huzurevi ücretlerini karşılamaya yetmiyor. Yani emekliler, bir kez daha kendi maaşlarıyla sistemin dışına itiliyor. Devlet huzurevleri ücretli işletmelere dönüştürüldü. Ücretleri ödeyemeyen yaşlılarımız, 5-6 bin liraya bulabildikleri hijyen ve güvenlikten yoksun, sağlıksız otel odalarında hayatta kalmaya çalışıyor” sözlerine yer verdi.

‘Emekliler dışlandı’

Bu insanların yıllarca çalışmış, prim ödemiş, üretmiş ve bu ülkenin ekonomisine katkı sunmuş emekliler olduğunu vurgulayan DİSK Emekliler Sendikası Ege Bölge Baştemsilcisi Hüseyin Özkaynak, “Ancak bugün geldikleri noktada, aldıkları maaşlar bırakın insanca yaşamayı, en temel geçim giderlerini dahi karşılayamaz hale geldi. Kira, gıda, ilaç ve sağlık harcamaları karşısında emekli maaşları her ay biraz daha eriyor. Elbette huzurevlerinde de ciddi maliyet sorunları vardır. Gıda fiyatları olağanüstü artmış, enerji giderleri yükselmiş, personel maliyetleri ağırlaşmıştır. Ancak bütün bu maliyet artışlarının bedeli emeklilerin sırtına yükleniyor. Gelinen noktada emekliler, iktidarın uyguladığı ekonomik ve sosyal politikalar sonucunda yoksulluğa mahkûm edilmiştir. Bu durum ne kabul edilebilir ne de sürdürülebilir bir durumdur. Bugün Türkiye’de yaklaşık 17 milyon emekli var. Bu insanlar, yaşadıkları bu derin yoksulluğun, dışlanmışlığın ve görmezden gelinmenin farkında” dedi.

Kaynak: Filiz Erol