Milyonlarca vatandaşın sağlık hizmetine erişim maliyeti bir kez daha arttı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) değişikliğiyle ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında uygulanan muayene katılım paylarına yüksek oranlı zam yapıldı. Böylece geçtiğimiz yıl yaz döneminde 20 lira olan ücret gelen yeni zamla 90 liraya yükseldi. Böylece bir 1 yılda 4.5 kat arttı. Bu artışlar, özellikle sabit gelirle geçinmeye çalışan emekliler, asgari ücretliler ve kronik rahatsızlığı nedeniyle sık sık hastaneye gitmek zorunda kalan vatandaşlar için sağlık harcamalarını daha da ağırlaştıracak. Düzenlemede aile hekiminden sevk edilen hastalara uygulanan yüzde 50 katılım payı indirimi korunurken, bugünden itibaren muayene olacak SGK’lı vatandaşlar yeni ücret tarifesi üzerinden ödeme yapacak.

‘Emekli ayda 2-3 gidiyor’
Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, ikinci basamak sağlık kuruluşlarında muayene katılım payının 50 TL’ye, Sağlık Bakanlığı’na bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile üçüncü basamak devlet hastanelerinde 90 TL’ye, üniversite ve vakıf üniversitesi hastaneleri ile özel hastanelerde ise 100 TL’ye çıkarıldığını söyledi. Doğruyol, “Ancak burada temel sorun, yıllarca prim ödeyen vatandaşların sağlık hizmeti alırken hâlâ katkı payı ödemek zorunda bırakılmasıdır. Bir vatandaş 25-30 yıl boyunca sosyal güvenlik primi ödüyor. Buna rağmen hastaneye her gittiğinde yeniden ücret ödemesi bize göre doğru bir uygulama değildir. Bu yük özellikle emekliler açısından çok daha ağır sonuçlar doğuruyor. Çünkü emekliler sağlık kuruluşlarına yılda bir ya da iki kez değil, çoğu zaman ayda birkaç kez gitmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla katılım payındaki bu artış, sabit gelirle yaşamını sürdüren emeklilerin bütçesine doğrudan yansıyacak” dedi.
‘Asgari ücrete 1 kez’
Düzenlemede aile hekiminden sevk edilen vatandaşların muayene katılım payının yüzde 50 indirimli alınacağını belirten Doğruyol, “Ancak, aile hekiminden sevkle ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilen vatandaşlardan hiçbir şekilde katkı payı alınmaması gerekiyor. Özel hastaneler ve vakıf üniversitesi hastanelerinde katılım payının 100 TL’ye yükseltilmesi de tek başına değerlendirilmemeli. Çünkü vatandaş bu sağlık kuruluşlarında yalnızca katılım payını değil, ilave ücretleri de ödemek zorunda kalıyor. Dolayısıyla 100 TL’lik artış, toplam sağlık harcamasının yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. Son düzenleme ekonomik gerçeklerle de örtüşmüyor. Bazı kalemlerde artış oranı yüzde 250’ye ulaştı. Oysa aynı dönemde asgari ücretliye yılda bir kez zam yapılırken, çalışanların, emeklilerin ve memurların gelir artışları bu seviyelerde gerçekleşmedi. İşçiye, memura ya da emekliye yüzde 250 zam yapılmıyorsa, sağlık hizmeti için ödenen katkı payının da bu oranda artırılması ekonomik gerçeklerle bağdaşmıyor” diye konuştu.

‘Zekat parasıyla gider’
Emeklilerin zaten en çok sağlık hizmetini kullanmak zorunda kalan kesim olduğunu vurgulayan DİSK Emekli-Sen eski Bölge Temsilcisi Sabahattin Yeşiltepe ise, “Sürekli doktora gidiyoruz, ilaç yazdırıyoruz, kronik hastalıkları nedeniyle ayda birkaç kez hastane ve eczane arasında mekik dokuyoruz. Muayene katılım paylarına yapılan bu zamlar en çok onların bütçesini sarsacak. Bugün ülkede milyonlarca emekli geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor. Üstelik önemli bir bölümü emekli olmasına rağmen çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor. Böylesine ağır ekonomik koşullar altında yaşayan insanların sağlık hizmetine ulaşırken her seferinde yeni ücretlerle karşı karşıya kalması kabul edilemez. Sorun yalnızca muayene katılım payı da değil. Hastaneye gidiliyor, ardından eczaneye geçiliyor ve ilaç katkı paylarıyla birlikte sağlık harcamaları katlanıyor. Kirasını bile ödeyemeyen emekli, artık ilacını yazdırmak için Ramazan ayında verilecek fitre ve zekatları bekleyecek” ifadelerini kullandı.
‘Maaşımıza da yapsınlar’
Altı ay içinde ikinci zammın yapılmasının vatandaşın gelirindeki artışla örtüşmediğini dile getiren DİSK Emekli-Sen eski Bölge Temsilcisi Sabahattin Yeşiltepe şunları söyledi: “Emeklinin maaşı aynı oranda yükselmezken, sağlık harcamalarının sürekli artması insanların geçim yükünü daha da ağırlaştırıyor. Bugün birçok emekli, gıda, kira ve fatura giderlerinin ardından sağlık masraflarını karşılamakta zorlanıyor. Bu nedenle sağlıkta yapılan her yeni zam, yalnızca rakamlara değil, doğrudan insanların yaşam kalitesine ve tedaviye erişimine de yansıyor. Vatandaşın beklentisi, sağlık hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi ve özellikle emekliler ile dar gelirli kesimlerin üzerindeki katkı payı yükünün hafifletilmesidir. Aksi halde artan muayene ve ilaç maliyetleri nedeniyle birçok kişi tedavisini ertelemek ya da sağlık harcamalarından kısmak zorunda kalacaktır.”





