Beraber yaşama kültürünü en çok yaralayan şiddet, hırs, öfke gibi hastalıklarımızın tedavisi, şifası ve merhemi MERHAMET’tir. “O GÜNLERİ BİZ İNSANLAR ARASINDA DÖNDÜRÜP DURUYORUZ” (Âl-i İmrân 3/140) âyetinde ifade edildiği gibi insan her dönem ve şartta güçlü, sağlıklı, zengin kalacak bir varlık olmayıp elinde olan her şey mevcudat arasında deveran etmektedir. İnsana bahşedilen bedeni dâhil şu âyette gençlikten yaşlılığa, sağlıktan-hastalığa deveran etmesi şöyle ifade edilmektedir; “KİME UZUN ÖMÜR VERİRSEK, ONU YARATILIŞ ÇİZGİSİNDE TERSİNE ÇEVİRİRİZ (GÜCÜNÜ ZAYIFLATIRIZ)” (Yâsin 36/68)
Allah insanlığı yaratırken bağımsız bir birey yerine diğerlerine muhtaç şekilde yaratmıştır. Sosyolojik/ictimai bir varlık olması sebebiyle insan, iletişime ve beraber yaşama kültürüne uygun hareket etmek zorundadır. Zorunlulukların olduğu bir ortamı şiddet, öfke gibi hastalıklarla yaşanmaz kılmakta merhametle güzelleştirmek de bizlerin ellerindedir. İnsanların aynı gök kubbenin altında eman ve selametle toplayabilmenin anahtarı merhamettir. Merhamet duygusu alınmış olan topluluk ve bireyler savaşın, kaosun, düşmanlığın kaynağı olacaktırlar. Kavganın kaynağı olan merhametsizlik, toplumun birbirine yardım etme, birbirini mazur görme, dayanışma gösterme, vb. değerleri söküp atarak insani olanı yok edecektir.
Rikkat/duyarlılık, incelik, şefkat, nimet, ihsan anlamlarını ifade eden Merhamet kavramı, insanlığa verilmiş ilahi bir nimettir. (Müfredât, r-h-m mad.) Merhametin dünyevi (Rahmân) ve uhrevi (Rahîm) sorumluluğunu üstlenen Rabbimiz, sure başlarındaki Besmeleler hariç Kelamında 320 âyette merhamet kavramına değinmiş (Müfehres, R-h-m mad.) ve kendisine merhameti yazdığını/farz kıldığını beyan etmiştir. (el-En’âm, 6/12) Kur’ân’da sure ismi olan Rahmân ve kıldığımız her namaz rekâtında “O RAHMÂN’DIR. O RAHÎM’DİR” (el-Fâtiha 1/2-3) âyetlerini tekrarlamaktayız. Ayrıca insanlığa Peygamberimizin gönderiliş amacınıda “VE SENİ ANCAK ÂLEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERDİK” buyuran Kur’ân, nübüvveti merhamet değeriyle ifade etmekle Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın Peygamber göndermesindeki muradı merhametini insanlığa ulaştırabilmek olduğunu bizlere hatırlamaktadır. (el-Enbiyâ 21/107)
Değerli okurlar, Rabbimizin bizlere merhametle nazar edeceği gibi Peygamberini de ilahi merhameti öğretmesi için göndermekle RAHMET toplumunu inşa etme muradını belirtmiştir. Müslümanların yek vucüd olabilmesi, beraber yaşayabilmesi, zafiyet oluşturan ekonomik buhranları aşabilmesi, vahşi kapitalizmin pençesinden kurtulabilmesi, ailenin kenetlenebilmesi, eşler boşansada birbirine maruf ölçüde saygı göstermesi merhamet ekseninden ve RAHMET ehli olmaktan geçmektedir. Düşene herkesin tek atması, malına üşüşmesi veya itibarını sarsmak yerine onun elinden tutmak gerekmektedir. Elimizdeki sağlık, gençlik, zenginlik gibi imkanlar gittiğinde topluma yerleşmiş olan merhamet değeri sayesinde bizlerinde düşmemesine olanak sağlayacaktır. Kısacası Allah’ın âlemlere RAHMET olması için peygamber gönderdiği bir düzlemde biz Müslümanlar azap ve şiddetin tarafı olmamalıyız. Bilakis bizlerde hem Rabbimizin hem de Peygamberimizin RAHMET mesajını yaşayarak bütün canlılara ulaştırmalıyız.
Âlemlere rahmet olması için gönderilen bir Peygamber’e iman eden Müslümanlar olarak Rahmete layık olmak için merhamet görevimizi unutmamalıyız. Bu dünyanın maddi-manevi problemlerini çözmek istiyorsak merhameti düstur edinme zorunluluğumuz bulunmaktadır. Bugün merhamet göstermesi gereken olabiliriz ama insan olmanın gereği yarın biz o merhamete muhtaç olacağız. Bu dünyada merhamete muhtaç olduğumuz halde muhatabımız bunu bizden esirgese de ahirette Mevlamız Rahîm isminin tecellisiyle bizleri engin merhametiyle kuşatacaktır. Allah’ın merhametine nail olmak için merhametli olmalıyız.
Hazırlayan: İzmir İl Müftülüğü Vaizi Dr. Rıdvan Sanur





