Dilek Çakır (ÖZEL)
Ukrayna’nın başkenti Kiev’de geçtiğimiz yıl 24 Şubat 2022 tarihinde ilk patlamaların duyulması ile İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük savaşlardan biri başlamış oldu. Politik nedenlerle başlayan savaşta birçok sivil hayatını kaybederken, aynı zamanda birçok kent de yaşanılmayacak hale geldi. Savaşta en çok mağdur olanlar ise kadın ve çocuklar oldu. Kimileri ailelerini geride bırakarak farklı ülkelere göç etmek zorunda kalırken, ülkede yaşı tutan tüm erkekler ise savaşta asker olarak cepheye gönderildi. Ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan kadın ve çocuklardan Türkiye’ye gelerek İzmir’de yaşamaya başlayanlar, İzmir Ukraynalılar Derneği ve Dünya Doktorları Derneği’nin birleşerek oluşturduğu proje kapsamında, düzenlenen etkinliklerle, savaşta yaşadıkları travmaları bir nebze de olsa unutmaya ve ailelerinin yokluğunun boşluğunu burada tanıştıkları kişilerle doldurmaya çalışıyorlar.
Sanatın iyileştirici gücünden yola çıkarak her hafta cuma günleri düzenlenen ve çeşitli etkinliklerin yer aldığı etkinliklerde, sanat terapilerinin yanı sıra, nefes egzersizleri, kas gevşetici hareketler, psikososyal ve psikolojik görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyleyen Klinik Psikolog Büşra Boğaz, “Ukraynalıların İzmir’e ilk girişinden itibaren psikososyal destek ve psikolojik yardım ile başlayarak, sanatla iç içe çalışarak, kişilerin duygularını dışa vurmalarını sağlamaya çalışıyoruz” dedi.
Psikososyal destek
Dünya Doktorları Derneği ve İzmir Ukraynalılar Derneği sayesinde, savaştan kaçan mağdurların buradaki yaşama alışmalarına yardımcı olduklarını dile getiren Boğaz, “Her hafta standart olarak cuma günleri psikososyal destek faaliyetleri düzenliyoruz. Bu etkinliklerin konu başlıkları kimi zaman psikososyal ve farkındalık artırıcı etkinlikler olurken kimi zaman da sanat etkinlikleri olabiliyor. Genellikle sanat etkinliği yaptığımızda bunun sonrasında kişilerin yaptığı etkinliklerle ilgili duygularını almak amacıyla konuşmalar yapıyoruz. Kendi hayatlarıyla yaptıkları etkinlikler arasında bağlantılar kurmaya çalışıyoruz. Psikoeğitim olarak da kimi zaman çocuk davranışlarına eğilim oluyor, kimi zaman da nefes ve kas gevşetme egzersizleri yapabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Gülmeyi hatırladılar’
Türkiye’ye genellikle sadece kadın ve çocukların gelebildiğini, ailelerin bölünmek zorunda kaldığını söyleyen Boğaz, özellikle annelerin ilk başlarda kendilerini suçlu hissettiklerini belirtti. Boğaz, “Bu insanlar oldukça zor bir süreçten geçiyorlar. Aileleri bölündü, kimileri tüm ailesini geride bırakıp gelmek zorunda kaldı. Annelerde ilk zamanlarda genellikle ağlamalarla duygularını dışa vurmalar gördük. Kendilerinin sürekli bir kötü modda olmaları gerektiğini düşünüyor, güldükleri ve ağladıkları için suçluluk hissediyorlardı. Ağlamanın da gülmenin de normal bir şey olduğunu burada anlamaya başladılar. Çocuklar da ise kimi zaman öfke patlamaları, hiçbir şey yapmak istememe, olumsuz içe kapanma olarak tasvir edebileceğimiz durumlarla karşılaşıyoruz. Bunları da buradaki etkinliklerle ve birebir görüşmelerle çözmeye çalışıyoruz” dedi.
Online eğitim
Çocukların online olarak Ukrayna’daki eğitimlerine devam ettiklerini ancak dil problemine rağmen buradaki okullarda kaynaştırma eğitimi alanların da olduğunu belirten Boğaz, “Aslında burada ne kadar kalacaklarının belirsiz olması dolayısıyla kaynaştırma sınıflarında eğitim almak onlara iyi geliyor diye düşünüyorum. Annelerin de en büyük şikayeti eğitimi online olarak alıyor olmaları. Herhangi bir kursa da yok. Sadece haftada 1 gün buraya geliyorlar. Dolayısıyla çocukların buradaki hayatı oldukça düz geçiyor. Dışarı bile çıkamıyorlar. Dil problemi bu noktada onları gerçekten zorluyor. Çünkü parka çıksalar bile dil farklılığı dolayısıyla arkadaş edinmekte zorlanıyorlar” ifadelerini kullandı.
‘Hayal kuruyorlar’
Evlendikten sonra İzmir’e gelen ve 8 yıldır burada yaşayan İzmir Ukraynalılar Derneği Başkanı Oksana Özek, “Ben İzmir’i çok seviyorum çünkü İzmir bana memleketim Kiev’i hatırlatıyor. Başka yerlerde yaşadım ama benim için İzmir gibisi yok. Dilden dolayı tabi ki zorluklar çekiyorum. Ancak Türk Milleti bir taraftan meraklı ama çok da yardımsever bir millet. Bilmediğin ne sorarsan sor cevap alabilirsin. Bundan dolayı dilde sıkıntılar yaşasam da burayı seviyorum” dedi.
Dünya Doktorları Derneği’nin savaştan hemen sonra kendilerine bu projeyi teklif ettiklerini ve böylece savaş mağduru Ukraynalılara yardımcı olmaya başladıklarını belirten Özek, “Çocuklar duruma çok daha kolay alışıyorlar. En büyük sıkıntıları dil bilmediklerinden burada çok fazla arkadaşları olmaması. Ama buradaki etkinliklerde hem arkadaş edindiler hem de Türkçe’de ilerleme kaydettiler. Daha önceleri hem annelerde hem de çocuklarda geleceğe dair bir heyecan, bir hayal yoktu. Herkes günlük yaşıyordu. Çünkü Ukrayna’da savaş devam ediyor ve hiç kimse ne zaman biteceğini bilmiyor. Dolayısıyla geleceğe dair bir plan yapmak onlar için gerçekten zordu. Belirsizlik onları çok yoruyordu. Burada yeniden hayal kurmaya başladılar, çocuklar buraya alıştılar, çok daha özgüvenli olmaya başladılar. Çocuklar mutlu olunca biz de mutlu oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Yüzde 90’ı dönmek istiyor
“Savaş nedeniyle gelen Ukraynalıların yüzde 90’ı yeniden oraya dönmek istiyor” diyen Özek, “Hangi ülkede olurlarsa olsunlar memleket başka bir şey. Bundan dolayı çocuklar hala Ukrayna’dan eğitim almaya devam ediyor. Çünkü Ukrayna’dan aldıkları sertifikalar uluslararası nitelik taşıyor. Bu bağı koparmak istemiyorlar. Aynı zamanda oranın eğitim saatleri ve buranın eğitim saatleri de aynı. Bu yüzden ailelerin bir seçim yapmaları gerekiyor. Çoğu da bu yüzden online eğitimi tercih ediyor. Ancak tabi ki online eğitim de bazen zor olabiliyor” diye konuştu.
Otizmli oğlu için geri dönecek
Savaş dolayısıyla tüm ailesini Ukrayna’da bırakmak zorunda olduğunu belirten Nataliia Topuzoğlu, “Ukrayna’da yaşarken annem hastaydı. Ben hem anneme hem de oğluma bakıyordum. Şu anda ailem orada kaldı. Ağabeyim asker olarak Ukrayna’da savaşıyor, teyzelerim, halalarım hepsi orada kalmak zorunda kaldı” dedi.
Topuzoğlu, otizmli olan oğlu için eğitim fırsatlarının Ukrayna’da daha fazla olduğu için savaşın bitmesiyle yeniden Ukrayna’ya dönmek istediğin belirterek, “Eşim inşaatlarda çalışıyor. Ben çocuğum için en iyisini istiyorum. Bunun için savaş bittikten sonra eşim nerede çalışırsa çalışsın Ukrayna’ya dönmekte kararlıyım. Türkiye, yaşamak için çok çok güzel bir ülke. Sadece benim böyle özel bir çocuğum olduğu için onun yaşamı, eğitimi benim için çok daha önemli. Burada her şey gayet güzel, ancak benim ve çocuğum için uygun değil” şeklinde konuştu.
Türkiye’de yaşam zor
Ukrayna’da ‘Konuşma Terapisti’ olduğunu ve İzmir Ukraynalılar Derneği sayesinde burada da birçok kişiye yardımcı olabildiğini söyleyen İzmir Ukraynalılar Derneği Başkan Yardımcısı Tetiana Kılıçaslan, “Bence sadece İzmir’de değil tüm Türkiye’de de savaştan kaçanlar için hayat oldukça zor. Çünkü dil çok farklı, kuralları anlamak çok zor. Enflasyon dolayısıyla ekonomi de kötü. Yabancıların yaşamak için neden burayı seçtiklerini pek anlamıyorum. Sanırım mevsimsel olarak daha yaşanılabilir bir yer olduğundan. Örneğin kışın Ukrayna’da yaşamak için çok kalın şeyler giymek zorundasınız. Burada o kadar çok dikkat etmek zorunda değilsiniz. Buranın havası çocuklar için de çok daha iyi. Çok daha az hasta oluyorlar. Belki de bu gibi nedenlerle burayı tercih ediyor olabilirler. Çünkü ekonomi pek iyi değil. Evet çok güzel bir ülke, havası, doğası olarak ancak yaşamak zor” dedi.





