Nazım Hikmet’i “Bir kültür mirası” olarak tanımlayan Mimar Melih Güneş, Romantika sergisinde Nazım Hikmet’in çalışma odası ve daktilosu, oğlu Mehmet’e çocukken gönderdiği kartpostallar ve Ara Güler arşivinde yer alan fotoğraflar gibi birbirinden değerli materyallerin sergilendiğini ve kaçırılmaması gerektiğini söyledi.

15 SERGİLİK MALZEME BULUNUYOR

Folkart tarafından projelendirilen İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Atlas Pavyonu’nda “Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi” başlağıyla açılan Nazım Hikmet Sergisi, 95’inci İzmir Fuarı kapsamında yoğun bir ilgi ile ziyaret edilirken yaklaşık 2 dönüm kapalı alana kurulu serginin küratörü Melih Güneş, 15 sergilik malzemeyi bu projede kullandıklarını söyledi. “Bugüne kadar yapılan sergilerle kıyas kabul etmez” diyen Güneş, “Bugüne kadar açılmış en kapsamlı Nâzım sergisi diyebiliriz. Sırf Nâzım Hikmet de değil; Türkiye'de bir yaratıcı için; bu bir edebiyatçı olabilir, ressam olabilir. Atatürk dışında ya da cumhuriyet etkinlikleri dışında böyle bir sergi yapıldı mı? Bilmiyorum. Yani ya da benim cahilliğimdir, hatırlamıyorum. Sırf Türkiye için değil, uluslararası dünya çapında da, Avrupa çapında da bu bence büyük, kapsamlı bir sergi. Bir yaratıcıyı olabildiğince objektif ve tarafsız bir gözle sunmaya çalışan, hayatına dokunmaya çalışan bir sergi olduğunu düşünüyorum. Bence bu bir kültür mirasının geri dönmesidir” diye konuştu.

Gunes Nazim Hikmet Bir Kultur Mirasidir Yenibakishaber (5)

NAZIM YOLCULUĞU 1989’DA BAŞLADI

Kendisinin Nazım Hikmet ile ilgili araştırma yapma ve şaire ait eserlerin ve eşyaların sergilenmesini sağlama sürecinin 1989 yılında iş için Sovyetler Birliği'ne gittiği sırada başladığını belirten Güneş, şunları söyledi: “Moskova’da Petrovski Pasajı restorasyonunda çalıştığım sırada Nazım Hikmet’in izini sürmeye başladım. O dönemde Nazım'ın mezarının yeri bilinmemekte ve adı dahi sakıncalı görülmekteydi. Buna rağmen birkaç arkadaşımla, el yordamıyla Nazım Hikmet’in mezarını bulmayı başardık. Sonrasında Nazım Hikmet'in eşi Vera Tulyakova'ya ulaşmak istedim. Oradaki bir hocamın yardımıyla eşi Vera'ya ulaşarak randevu aldım ve evini ziyaret ettim. Apartman girişinin kapılarını gönüllü olarak yenilemem ile başlayan ilişkimiz zamanla güçlendi. Vera Tulyakova, yakın çevresine ‘Nazım'dan gelen Türk oğlum’ diyerek tanıtmaya başladı. 1991 yılında Vera Tulyakova'nın Cem Yayınları'ndan çıkan kitabının fuardaki tanıtımı nedeniyle Türkiye'ye gelişi sırasında da kendisine eşlik ettim. Kendisiyle çat, pat öğrendiğim sokak Rusçası ile iletişim kurardım. O dönemde Nazım Hikmet'in Sovyetler Birliği'nde basılmış kitaplarını toplamaya çalıştım.

Gunes Nazim Hikmet Bir Kultur Mirasidir Yenibakishaber (2)

İLK SERGİ 2008’DE YAPILDI

Geçmişte Vera Tulyakova’nın arşivini ve evini incelediğimde Nazım’a ait pek çok eserin yayınlanmadığını ve Türkiye'de bilinmediğini fark ettim. Bu eserlerin yayınlanması ve sergilenmesi gerektiği düşüncesiyle Vera Tulyakova'nın kızı Anna Stepanova ile bağlantıya geçtim. İlk kez 2008 yılında Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde (Galatasaray'da), o dönem için çok büyük ve geniş katılımlı bir sergi düzenledik. ‘Şehrime ulaşmadan bitirirken yolumu’ başlıklı sergi, Nazım Hikmet’in bir şiirinden alıntıyla adlandırılmıştır. Bu dönemde Nazım Hikmet’in radyosu ve birtakım eşyaları getirilme imkanı bulmuştur.”

İKİNCİ SERGİ 2019’DA

Nazım Hikmet’le ilgili ikinci sergiyi açma sürecini de anlatan Güneş, şöyle devam etti: “2018 yılında Anna Stepanova'dan rica ettim ve ‘Yükte hafif, manevi anlamda ağır şeyler götüreyim’ dedim. Bunlar, daktiloları, duvar halısı, masa lambası, objeler, biblolar ve nadir kitaplar. Özellikle nadir kitapları aldım, getirdim. Ve 2019’da ‘Nazım Hikmet'in Ellerinin İzinde’ başlığı altında ikinci sergiyi açtım. Hem Bursa'da, hem de Yapı Kredi Bankası'nın 75. kuruluş yıl dönümleri kapsamında Bomontiada'da sergilendi.”

Gunes Nazim Hikmet Bir Kultur Mirasidir Yenibakishaber (1)

İZMİR SERGİSİ İÇİN 25 KİŞİ VE KURUMLA ÇALIŞILDI

Folkart projesi olan Nazım Hikmet Sergisi Romantika için sadece Vera Tulyakova ve Nazım Hikmet’in yaşadığı evden gelen eşya ve belgelerle sınırlı kalmadıklarını 25 kişi ve kurumla çalıştıklarını belirten Güneş, “Nazım Hikmet’in çalışma odası, şairin ölümünden 63 yıl, Vera Tulyakova'nın ölümünden ise 25 yıl geçmesine rağmen büyük bir özenle korunmuştur. Bu oda, yaşanmışlıklarıyla birlikte başlı başına bir sanat eseri olarak kabul edilmektedir; benzer şekilde İstanbul Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunda yer alan Semiha Berksoy’un odası da bu niteliktedir. Bu çalışma odası burada sergileniyor. Ayrıca Nazım Hikmet’in oğlu Mehmet’e çocukken gönderdiği kartpostallar, baba-oğul ilişkisini anlamak açısından önemli bir aydınlanma sağlamaktadır. Ara Güler Arşivi ve Araştırma Merkezi de kapılarını ve arşivlerini açarak Nazım Hikmet'e dair çalışmaları göndermiştir” şeklinde konuştu.

Gunes Nazim Hikmet Bir Kultur Mirasidir Yenibakishaber (3)

ROMANTİKA’DA HERKES KENDİNDEN BİR ŞEY BULACAKTIR

Nazım’ın Sovyetler Birliği’nde yaşadığı dönemdeki trajedisini anladığını belirten Güneş, şöyle devam etti: “Moskova'da, pek çok şey yoktu. Türkiye'ye mektup yazarsınız ya da Türkiye'den mektup gelir; iki aydır bunun süresi. Ya da işte bir telefon yazdıracaksınız ki Nâzım'ın böyle bir imkânı da yoktu. Türkiye'ye, telefon yazdırmak ya da mektup yollamak bile yasaktı; çünkü tek yönlü olarak ev aramalarıyla konuşabiliyordu. Onun trajedisini anladım galiba. Ve onun altmışlı yıllarda bu daha büyük bir trajedi bence, daha büyük bir yalnızlık ve daha garip bir hasret ve çözülemeyecek bir hasret. Dönüşü olmayan bir yoldaydı o ve oralarda da öldü. Bence Nazım bir kültür mirasıdır ve ülkemizin terekesine sahip çıkması gerekmektedir. El yazmaları, yayınlanmamış eserleri var. İki tanesini sergileyebiliyoruz. 8-10 tane tiyatrosu var. 20-25 tane şiiri hâlâ külliyatında yok. Nâzım Hikmet terekesinin pek çoğu yurt dışında ya da Türkiye'de de kişilerde dağınık kalmış. İşte ömrü hapislerde geçmiş, sonra yurt dışına gitmiş, kaçmış; sürgün vesaire... Ve her şey birilerinde kalmış yani. Ve bunlar toparlanamadı.

BÜYÜK BİR YURTSEVER VE KOMİNİST

Nâzım Hikmet hep büyük bir yurtsever ve komünist oldu. Ömrü boyunca ‘Ben komünistim’ demiş. Onun komünistliği de farklı bir komünizm. Sergiyi gezerken de göreceksiniz ve o Romantika’da anlattığı; daha güzel, daha adil bir yaşama ulaşmak için harcanan, giden, koşturan Kızıl Atlı Çetecilerin Romantikası ve onların komünizmi... Farklı bir şey, benim gözlemlediğim kadarıyla. Ve biz onu hiç unutmaksızın bu sergide belirtmeye çalıştık. Tabii sergi çok büyük olduğu için her şey çok minik gibi gelebilir. Ben şey diyorum: Nâzım Hikmet bir dağ doruğu, dağ... Ve onun da bir şiiri var: ‘Dağ doruğu, deler gider bulutu’ diye. Aynen o şiirdeki gibi ben böyle, işte o dağ doruğundan minik minik otlar toparlayıp getirdim. Bence bir sürü otlar, kokulu otlarımız var Nâzım Hikmet'ten. Herkes bir şey bulacaktır, tabii ki.”

Gunes Nazim Hikmet Bir Kultur Mirasidir Yenibakishaber

“FOLKART BU SERGİYİ İSTANBUL’A TAŞIMAYI DÜŞÜNÜYOR”

Projenin sahibi Folkart’ın sergiyi İzmir’in ardından İstanbul’a taşımayı planladığını da belirten Güneş, “İzmir'in şansı Kültürpark içinde böyle bir mekâna sahip olması. Serginin fuar süresince açık olması da önemli bir olay tabi ki. Sergi içeriği korunarak İstanbul’da da yapılacaksa böyle büyük bir yer bulunması gerekiyor. Ben de gelimden geleni yaparım” dedi.

FOLKART GALLERY DÜZENLEDİ

Folkart Gallery’nin hayata geçirdiği sergi; Nâzım Hikmet’in çocukluğundan Anadolu yolculuğuna, Moskova’ya, hapishane yıllarından aşklarına, dostluklarına, sürgününe ve memleket özlemine uzanan büyük yaşam yolculuğunu farklı yönleriyle ele alıyor. Serginin Direktörlüğünü Ünal Ersözlü üstlenirken, küratörlüğünü yaklaşık 20 yıldır Nâzım Hikmet üzerine çalışan M. Melih Güneş, sergi tasarımını ise Ömer Durmaz yapıyor.

NEDEN “ROMANTİKA?”

Nâzım Hikmet’in Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim için ilk düşündüğü “Romantika” adı, romanın Fransa, Bulgaristan, Almanya, Macaristan ve Rusya’daki baskılarında da kullanıldı. Sergi için ilk isim arayışlarında “Güneşin Sofrası” üzerinde de duruldu; ancak projenin adı sonunda “Romantika” oldu. Buradaki “Romantika”, yalnızca aşkı ya da sözcüğün gündelik anlamındaki romantizmi ifade etmiyor. Serginin yorumunda kavram; Nâzım Hikmet’in daha adil, daha güzel ve daha özgür bir dünyanın mümkün olduğuna dair, hapishanelerde, sürgünde ve memleket hasreti içinde dahi eksilmeyen inancını karşılıyor. “Bir Ömrün Seyrüseferi” alt başlığı da yalnızca şairin coğrafi yolculuklarına işaret etmiyor. İstanbul’dan Anadolu’ya, Moskova’dan dünyanın farklı ülkelerine uzanan hareketli hayatın yanı sıra Nâzım Hikmet’in düşünsel, duygusal ve sanatsal yolculuğunu da kapsıyor.

YAKLAŞIK 18 SANATÇI, 10’A YAKIN FİLM YÖNETMENİ

Sergide film alanındaki yaklaşık 10 yönetmenin çalışmalarının yanı sıra, yaklaşık 18 sanatçının eseri bulunuyor. Sanatçılar arasında Natalya Gonçarova, Doris Kahane, Abidin Dino, Avni Arbaş, Jak İhmalyan, Ara Güler, Fahri Petek, Jacques Six, Celile Hanım ve Sedat Girgin de bulunuyor. Pablo Picasso ise litografik baskılarıyla sergide yer alıyor. Nâzım Hikmet’i resmeden veya onun görsel belleğine katkıda bulunan eserler arasında Sedat Simavi, Vladimir Lemport ve Emin Öztürk’ün çalışmaları da bulunuyor. Sergide ayrıca çok sayıda anonim illüstrasyona yer veriliyor.

NÂZIM HİKMET’İN KENDİ RESİMLERİ DE SERGİDE

Nâzım Hikmet yalnızca şair, romancı ve oyun yazarı olarak değil, resim yapan bir yaratıcı olarak da sergide karşımıza çıkıyor. Karalamaları dışında şaire ait 10’a yakın özgün resim sergide yer alıyor. Bunlar arasında küratör M. Melih Güneş’in özellikle önem verdiği sirk resimleri de bulunuyor. Şiirlerinde sinemanın etkileri, soyut sanat üzerine düşünceleri, sanatçı dostlarıyla ilişkileri ve yaşadığı dönemin modern sanat tartışmaları da farklı belgeler aracılığıyla sergiye taşınıyor.

15 OCAK 2027’YE KADAR İZMİR’DE

3 Eylül’de Kültürpark Atlas Pavyonu’nda açılan “Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi”, 95. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında ziyaretçilerini ağırlıyor. Sergi 15 Ocak 2027 tarihine kadar İzmir’de ziyaret edilebilecek.

SERGİ KÜNYESİ

Sergi Adı : NÂZIM HİKMET / Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi
Yapım-Yönetim : Folkart
Evsahipliği : İzmir Büyükşehir Belediyesi
Direktör : Ünal Ersözlü
Küratör : M. Melih Güneş
Sergi Tasarımı : Ömer Durmaz
Danışman : Volkan Severcan
Kurumsal İletişim : Ceylan Özyiğit, Soner Çağlar
Koordinasyon : Ceren Eren
Sergi Yeri : Atlas Pavyonu, Kültürpark, İZMİR
Tarih : 5 Eylül 2026 – 15 Ocak 2027

Muhabir: İlker Çoban