"(Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Biz hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin." (Al-i İmrân, 3/8)
“Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler." (İsra, 17/9-10)
Ebu Hureyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Bir topluluk, Allah Tealanın evlerinden bir evde toplanıp Allah'ın kitabını okur ve onu aralarında müzakere eder, anlayıp kavramaya çalışırlarsa, üzerlerine sekinet iner ve kendilerini rahmet kaplar. Melekler onları kuşatır, Allah Teala onları kendi nezdinde bulunanların arasında anar" (Müslim, Zikr, 38.)
İbn. Abbastan (r.a.) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Sana teslim oldum, sana inandım, sana dayandım. Sana yöneldim, senin yardımınla düşmanlara karşı mücadele ettim. Allah'ım! Beni saptırmandan yine sana, senin büyüklüğüne sığınırım -ki senden başka ilah yoktur-. Ölmeyecek diri yalnız sensin. Cinler ve insanlar ise, hep ölümlüdürler!" (Müslim, Zikir 67)
Sesli olarak okunan Kur'an-ı Kerim'i dinlemek zorunlu mudur;
Böyle bir durumda namaz kılınabilir mi? Kuran okunduğu zaman müslümanın onu dinlemesi gerekir. Çünkü "Kur'an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin." (A'raf, 7/204) buyrulmaktadır. Kur'an-ı Kerim okunurken müslümanların konuşmayı bırakıp onu dinlemeleri istenmekle birlikte bunun farz olup olmadığı, farz olması durumunda da bu hükmün mutlak olup olmadığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazı âlimlerin görüşüne göre Kur'an okunduğunda onu dinlemek her zaman farzdır. Bazılarına göre yukarıdaki âyet, farziyet değil tavsiye (nedb) anlamı taşımaktadır. Bazı alimlere göre namazda okunan Kur'an'ı dinlemekle ilgilidir; namaz dışında Kur'an okunurken onu dinlemek ise müstehaptır. (Ebussuûd, İrşâd, II, 459) Hanefi mezhebinde ise namaz dışında Kur'an okunurken onu dinlemenin hükmü hakkında iki görüş vardır: Birine göre bu dinleme farz-ı ayn, diğerine göre ise farz-ı kifayedir. Farz-ı kifaye olduğunu söyleyenlere göre, Kur'an okunan yerde onu dinleyen birileri varsa diğerlerinden sorumluluk düşer. Ayrıca mezhepteki her iki görüşe göre de, Kur'an okunurken, bir mazeret sebebiyle onu dinleyemeyenler sorumlu olmazlar. Özellikle, çarşı ve iş yeri gibi mekânlarda insanlar kendi işleriyle uğraşırken birileri onların yanında Kur'an okuyorsa, dinlemeyenlerin değil, okuyanın günahkâr olacağı ifade edilmiştir. (İbn Abidîn, Reddü'l-muhtâr, II, 268) Buna göre, başkalarının dinlemesine mani olmadan camide sesli olarak Kuran okunurken bir kenarda namaz kılmakta sakınca yoktur.
Zikir, hatırlamak ve hatırlatmak demektir. Kelime-i tevhidi zikir olarak okumak, okuyana ve dinleyenlere Allah'ı hatırlatacağı için sevap kazandıran bir ameldir, zikirlerin en güzelidir. Resülullah (s.a.s.): "En faziletli zikir 'La ilahe illallah'; en faziletli dua da 'Elhamdülillah' demektir." (İbn Mâce, Edeb, 55) buyurmuştur.
Bunun yanında günde yüz defa "Lâ ilahe illallah" diyenin çeşitli şekillerde mükafatlandırılacağı yönünde hadisler bulunmaktadır. (İbn Mâce, Edeb, 54) Sahih hadislerde belirtilenler dışında dua veya zikirlerin belli sayılarda yapılması gerektiğine inanıp bunu iddia etmek doğru değildir.
DUA
"Allah'ım! Beni dinimde sabit kıl, mizanda sevaplarımın ağır gelmesini nasip eyle, imanımı gerçek eyle, derecelerimi yükselt, namazımı kabul eyle, günahımı bağışla." (Hakim, De'avât, No: 1911)e
"Kuran'ı; kalplerimizin gıdası, ruhlarımızın şifası, kabirlerimizin ziyası, maddi ve manevî dertlerimizin devası eyle Allah'ım!" "Rabbim! Tövbemi kabul et, günahımı temizle, duamı kabul buyur, delilimi sabit kıl, dilimi doğru yap, kalbime hidayet ver, göğsümün kin ve hasedini çıkar."
Hazırlayan: Adem ÇIPLAK
İzmir İl Müftülüğü
Merkez Vaizi





