İzmir’in sokakları arasında bugün kimi müze, kimi kütüphane, kimi eğitim kurumu olarak yaşamını sürdüren çok sayıda tarihî yapı bulunuyor. Buca, Bornova, Konak ve Karşıyaka’daki köşkler ise kentin geçmişini farklı dönemlerden izlerle bugüne taşıyor.
Bazıları İzmir’de yaşayan Levanten ailelerin görkemli konutları olarak inşa edildi, bazıları ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemindeki önemli olaylara tanıklık etti. Aralarında yangında tamamen yok olup yeniden yapılan da var, Atatürk ile Latife Hanım’ın nikâhına ev sahipliği yapan da. İşte İzmir’de hikâyesi en az mimarisi kadar dikkat çeken 7 tarihî köşk.

Yangında yok oldu, yeniden ayağa kaldırıldı: Forbes Köşkü
Buca’nın dikkat çeken tarihî yapılarından Forbes Köşkü, 1908 yılında İngiliz Forbes ailesi tarafından yaptırıldı. Ancak köşkün ilk hali uzun ömürlü olmadı. Yapı, 1909 yılında çıkan yangında tamamen yandı ve 1910 yılında yeniden inşa edildi.
Bir tepenin en yüksek noktasına yerleştirilen köşk; kuleli yapısı, farklı seviyelerdeki çatıları, geniş terasları ve sütunlu girişleriyle dikkat çekiyor. Forbes ailesinden sonra farklı dönemlerde kullanılan yapı, uzun yıllar sağlık hizmetlerinde de değerlendirildi.

38 odalı dev yapı: Paterson Köşkü
Bornova’nın en dikkat çekici tarihî yapılarından biri olan Paterson Köşkü’nün yapımına 1859 yılında İngiliz tacir John Paterson tarafından başlandı.
Köşkün en çarpıcı özelliklerinden biri büyüklüğü. Toplam 38 odadan oluşan yapı, İzmir’deki Levanten yaşamının en görkemli örneklerinden biri olarak biliniyor. İnşaatında kullanılan bazı malzemelerin Avrupa ve İngiltere’den getirildiği belirtilirken, yapı zaman içerisinde birçok değişiklik geçirdi.
Paterson Köşkü uzun süredir restorasyon çalışmalarıyla gündemde.

Atatürk ile Latife Hanım burada evlendi
Göztepe’de bulunan Uşakizade Köşkü, İzmir’deki tarihî yapılar arasında Cumhuriyet tarihi açısından ayrı bir yere sahip.
1860 yılında Uşakizade Sadık Bey tarafından yaptırılan köşk, Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir’de bulunduğu dönemde önemli olaylara sahne oldu. Atatürk, 1922 yılında yapıyı bir süre Başkomutanlık Karargâhı olarak kullandı.
Köşkün hafızasında yer eden en önemli olaylardan biri ise 29 Ocak 1923 tarihinde yaşandı. Mustafa Kemal Atatürk ile Latife Hanım’ın nikâhı bu köşkte kıyıldı.
Atatürk’ün farklı dönemlerde köşkte toplam 91 gün kaldığı belirtiliyor. Yapı günümüzde müze olarak kullanılıyor.

Zübeyde Hanım son günlerini bu köşkte geçirdi
Karşıyaka’daki Latife Hanım Köşkü Anı Evi, Göztepe’deki Uşakizade Köşkü ile sık sık karıştırılsa da iki yapı birbirinden farklı.
Köşkün tarihî öneminin merkezinde Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım bulunuyor. Sağlık sorunları nedeniyle İzmir’e getirilen Zübeyde Hanım için evde özel düzenlemeler yapıldı. Hareketini kolaylaştırmak amacıyla eşikler kaldırıldı ve yapı tekerlekli sandalye kullanımına uygun hale getirildi.
Zübeyde Hanım son günlerini burada geçirdi ve 14 Ocak 1923 tarihinde köşkte hayatını kaybetti.
Günümüzde anı evi olarak kullanılan yapıda Atatürk, Latife Hanım ve Zübeyde Hanım’ın balmumu heykelleri de yer alıyor.

Şömineleri bile birbirinden farklı: Rees Köşkü
Buca’daki Rees Köşkü, İzmir’in dış görünüşü kadar iç mekânlarıyla da dikkat çeken tarihî yapılarından biri.
19. yüzyılın sonlarında İngiliz Rees ailesi tarafından yaptırıldığı değerlendirilen köşkte Rönesans mimarisinin etkileri görülüyor. Üç katlı ana yapının yanı sıra köşesinde yükselen kule, binanın en belirgin unsurlarından biri.
Ancak köşkün asıl dikkat çekici ayrıntıları salonlarında bulunuyor. Kütüphane, şeref salonu ve balo salonunun tavanlarında bitkisel süslemeler yer alırken, farklı odalarda birbirinden farklı şekilde tasarlanmış şömineler bulunuyor. Bazı şöminelerde renkli çiniler, su kuşları, tavus kuşları ve ahşap mask motifleri kullanılmış.
Yapı ilerleyen yıllarda eğitim amacıyla kullanılmaya başlandı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi bünyesinde değerlendirildi.

İzmir’de küçük bir Venedik sarayı: Penetti Köşkü
Karşıyaka sahilindeki Penetti Köşkü, listedeki diğer yapılardan daha farklı bir mimari hikâyeye sahip.
1930 yılında İtalyan mühendis Armando Penetti tarafından yaptırılan köşk, Venedik’teki bir sarayın küçük ölçekli benzeri olarak tasarlandı.
Kırmızı tuğlalı cephesi, geniş ahşap saçakları, balkonları, çıkmalı pencereleri ve cephedeki renkli ayrıntıları yapının karakteristik özellikleri arasında bulunuyor.
Bugün çevresindeki modern yapılaşmaya rağmen dikkat çekici görünümünü koruyan köşk, özel bir anaokulu olarak kullanılıyor.

19. yüzyıldan kaldı, bugün kitaplarla yaşıyor
Bornova’daki Belhomme Köşkü, Xenopoulou Köşkü adıyla da biliniyor. 1880’lerde inşa edilen yapı, yıllar boyunca farklı ailelerin mülkiyetine geçti.
Eklektik mimarisiyle dikkat çeken köşkün ön cephesinde İyon başlıklı sütunlar bulunurken, arka bölümünde İtalyan sivil mimarisinin etkileri görülüyor.
Belhomme Köşkü’nü listedeki birçok yapıdan ayıran özellik ise bugünkü işlevi. 1997 yılında gerçekleştirilen restorasyonun ardından yapı Bornova Belediyesi Atatürk Kütüphanesi olarak kullanılmaya başlandı.





