ABD/İsrail-İran hattında gün boyu peş peşe gelen açıklamalar, sahada çatışmaların tamamen durmadığını ancak diplomatik zeminin yeniden güç kazandığını gösterdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması şartıyla İran’la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurması, savaşın seyrinde kritik bir dönüm noktası olarak öne çıktı. İran cephesinden gelen açıklamalar da ateşkes sürecinin yalnızca askeri değil, lojistik ve diplomatik boyutlarıyla da şekillendirilmeye çalışıldığını ortaya koydu.

Trump’tan Ateşkes Kararı

Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerin olumlu sonuç verdiğini belirterek, İran’a yönelik bombardıman ve saldırıların iki haftalık süre için askıya alınacağını açıkladı. Bu kararın en kritik şartı ise Hürmüz Boğazı’nın yeniden ve tamamen açık tutulması oldu. Böylece enerji arzı, küresel ticaret akışı ve bölgesel güvenlik açısından stratejik öneme sahip boğaz, müzakerelerin merkezine yerleşti.

İran’dan Kontrollü Geçiş Mesajı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ateşkes süresince Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin İran ordusuyla koordineli şekilde mümkün olacağını duyurdu. Bu açıklama, Tahran’ın boğaz üzerindeki kontrol kapasitesini diplomatik bir koz olarak korumaya devam ettiğini gösterdi. İran tarafı ayrıca, sahada elde edildiğini savunduğu kazanımların siyasi zeminde de tescil edilmesini hedeflediğini vurguladı.

Pakistan Arabulucu Rolüyle Öne Çıktı

Süreçte Pakistan’ın oynadığı rol belirginleşti. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, iki haftalık ateşkesin yalnızca İran ile ABD ve İsrail arasında değil, Lübnan ve diğer bölgelere de yayılan daha geniş bir çerçeve taşıdığını savundu. 10 Nisan’da Pakistan’da yapılması beklenen görüşmelerde İran’ı Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın, ABD’yi ise Başkan Yardımcısı James David Vance’in temsil edeceğinin açıklanması, ateşkesin geçici bir askeri duraksamadan daha fazlasına dönüşebileceğine işaret etti.

İsrail’de Ateşkese Destek Var, Siyasi Çatlak da Derin

İsrail ordusu, siyasi kademeden gelen talimat doğrultusunda İran’a karşı ateşkes durumuna geçtiğini duyurdu. Ancak İsrail iç siyasetinde tablo net değil. Başbakan Binyamin Netanyahu, ateşkesi desteklediklerini açıklarken bunun Lübnan’ı kapsamadığını savundu. Buna karşın İsrail muhalefeti, süreçte Tel Aviv’in masada etkisiz kaldığını ve Trump’ın kararından son anda haberdar olunduğunu öne sürerek Netanyahu’ya sert yüklendi. Aşırı sağ ve muhalefet kanadından gelen tepkiler, İsrail’de ateşkesin siyasi meşruiyetinin tartışmalı kalacağını gösteriyor.

Ateşkese Rağmen Sahada Gerilim Sürdü

Diplomatik açıklamalara rağmen bölgede saldırılar ve patlamalar tamamen durmadı. Kuveyt ordusu, sabah saat 08.00’den itibaren İran’dan gönderilen 28 İHA’nın engellendiğini açıkladı. Açıklamada, bu saldırıların bir bölümünün petrol tesisleri, enerji santralleri ve su arıtma altyapısını hedef aldığı, bazı noktalarda ciddi hasar meydana geldiği belirtildi.

Bahreyn, Katar ve Suudi Arabistan’da alarm seviyesinin yükselmesi ve uyarı sirenlerinin çalması, ateşkes ilanına rağmen Körfez hattında tehdidin sürdüğünü ortaya koydu. Katar’da hava savunma sistemlerinin müdahalesi sırasında düşen şarapnel parçaları nedeniyle aralarında bir çocuğun da bulunduğu dört kişinin yaralanması, sivil riskin hâlâ yüksek olduğunu gösterdi. Suudi Arabistan da ülkenin doğusunda beş balistik füzenin imha edildiğini duyurdu.

Patlamalar ve Belirsizlik Ateşkesin Dayanıklılığını Zorluyor

Basra Körfezi’ndeki Lavan Adası rafinerisinde ve Siri Adası’nda kaynağı henüz netleşmeyen patlamaların meydana gelmesi, ateşkesin kırılganlığını daha da artırdı. İran medyası sabah saatlerinde bu patlamaları duyururken, nedenlerine ilişkin kesin bir bilgi paylaşılmadı. Öte yandan İran basını, Erak’taki sanayi tesisleri ile Mahşehr’deki petrokimya altyapısının da saldırıya uğradığını aktardı.

Bölgesel Aktörlerden Farklı Pozisyonlar

Irak’ta İran destekli “Irak’ta İslami Direniş” adlı Şii milis grubun iki hafta boyunca operasyonlarına ara verdiğini duyurması, ateşkesin yalnızca devletler arasında değil, vekil güçler sahasında da etkili olabileceğini gösterdi. Ancak bu etkinin kalıcı olup olmayacağı belirsizliğini koruyor.

İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad ise müzakere sürecine ilişkin daha sert bir çerçeve çizdi. Nikzad, İran’ın sunduğu 10 maddelik teklif kabul edilmeden herhangi bir anlaşmanın imzalanmayacağını, aksi halde Devrim Rehberi’nin onay vermeyeceğini söyledi. Bu açıklama, taraflar arasında diplomatik kapı açık olsa da pazarlık zemininin son derece sert geçeceğine işaret ediyor.

Enerji, Güvenlik ve Siyaset Aynı Hatta Buluştu

Son gelişmeler, savaşın yalnızca askeri cephede değil enerji güvenliği, deniz ticareti, bölgesel diplomasi ve iç siyaset eksenlerinde de çok katmanlı biçimde sürdüğünü ortaya koydu. Hürmüz Boğazı’nın açılması, ateşkesin en somut koşulu olarak öne çıkarken, sahadaki saldırılar ve karşılıklı güvensizlik bu sürecin kalıcılığı konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Önümüzdeki günlerde Pakistan’da yapılması beklenen görüşmelerin sonucu, iki haftalık ateşkesin kalıcı bir siyasi anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek. Şimdilik tablo, çatışmaların tamamen sona ermesinden çok kontrollü bir duraklama ve yüksek riskli bir diplomatik manevra alanına işaret ediyor.

Kaynak: AA