Davet sürecinde sadece irşatla yetinmeyen Peygamberler, hem ticaret hayatında hem de aile hayatında rol model olmuşlardır. İnsanlarla iç içe olan Peygamberler hayatın gerçekleri ile nasıl mücadele ederlerse o şekilde birer örnek olmuşlardır. “İnsanı insan yetiştirir” sözünü âdete “İÇİNİZDEN ALLAH’IN LUTFUNA VE ÂHİRET GÜNÜNE UMUT BAĞLAYANLAR, ALLAH’I ÇOKÇA ANANLAR İÇİN HİÇ ŞÜPHE YOK Kİ, RESÛLULLAH’TA GÜZEL BİR ÖRNEKLİK VARDIR." (El-Ahzâb 33/21) âyeti tasdik etmektedir. İnsanın kendi sıkıntısını ve buhranını mukayese edip empati kuracağı bir Peygamberin olması bu üstü açık dünya cezaevinde rahatlamasına ve önünü görmesine olanak sağlamaktadır.
Bizlerin problemlerini ve sıkıntılarını kendi problemi olarak gören Hz. Peygamber hakkında Allah, “ANDOLSUN, SİZE İÇİNİZDEN ÖYLE BİR PEYGAMBER GELMİŞTİR Kİ, SİZİN SIKINTIYA UĞRAMANIZ ONA AĞIR GELİR, SİZE ÇOK DÜŞKÜNDÜR, MÜMİNLERE KARŞI ŞEFKAT VE MERHAMET DOLUDUR” (et-Tevbe 9/129) buyurmaktadır. Hz. Peygamber, Müslümanların derdine bigane kalmadan onların sıkıntılarını en derinden hissetmiş, empati göstermiş ve merhamet kıstasıyla onları desteklemeye çalışmıştır. Hz. Peygamber inanlara karşı son derece düşkün olduğu gibi onlara Kur’ân’ı tebliğ etme konusunda da son derece gayretkardır. Bu konuda “BİZ KUR’AN’I SANA MUTSUZ OLASIN DİYE İNDİRMEDİK. ANCAK ALLAH KORKUSU TAŞIYANLAR İÇİN ÖĞÜT OLSUN DİYE İNDİRDİK” (Tâhâ 20/2-3) âyeti tebliğ ve irşad konusunda kendi mutsuzluğunu göze alan bir Peygamberin çabasını tasdik etmektedir.
Değerli okurlar! Hz. Peygamber aldığı ilk vahiyden itibaren toparlayıcı ve kuşatıcı bir üslup gözeterek ulaşabildiği herkesi İslam’a davet etmiştir. Davetinde gözettiği nezaket, letafet ve zarafetle düşman olan kabileleri, kardeşleri, komşuları tek çatı altında toplayıp onları Medine’de kardeş ilan etmiştir. Bu konuda “SEN ONLARA SIRF ALLAH’IN LÜTFETTİĞİ MERHAMET SAYESİNDE YUMUŞAK DAVRANDIN. EĞER KABA, KATI KALPLİ OLSAYDIN, HİÇ ŞÜPHESİZ ETRAFINDAN DAĞILIR GİDERLERDİ. ONLARI AFFET, ONLARIN BAĞIŞLANMASINI DİLE, İŞ HAKKINDA ONLARA DANIŞ, KARAR VERİNCE DE ALLAH’A GÜVEN, DOĞRUSU ALLAH KENDİSİNE GÜVENENLERİ SEVER.” (Âl-i İmrân 3/159) âyeti Hz. Peygamber’in etrafında toplarken katılığı-kabalığı değil de demiri yumuşatacak bir letafet/leyn ile onları bir araya getirmiştir. Doğru üslubuyla bize örnek olan Hz. Peygamber’in yolundan ayrılmadan gönüllerdeki sertliği üslub-u leyyin ile yumuşatmak gerekir.
Mevlid-i Nebi haftası münasebetiyle bütün cami ve Kur’ân kurslarımızda bir hafta boyunca “HZ. PEYGAMBER VE GÜZEL AHLAK” başlığı çerçevesinde vaaz-irşad programları düzenlemekteyiz. “Kur’ân okumuyor musunuz! O’nun ahlakı Kur’ân’dır” hadisinde ifade edildiği üzere Kur’ân ahlakının temsilcisi olan Hz. Peygamber, Müslümanlara Kur’ân ahlakını yaşayarak ve rol model olarak öğretmiştir. Toplumun zulmü ve ahlaksızlığı bir güç gösterisine dönüştürdüğü bir çevrede Hz. Peygamber’in “Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” hadisinde buyurduğu üzere nübüvvetin amacını ve gayesini manevi değerler üzerine inşa etmiştir. Ahlakıyla örnek olan bir Peygamberin ardından giden bizlerin ahlakımızla ona benzememiz gerekir. Toplum olarak bizlerin, Hz. Peygambere olan sevgi ve hürmetimiz takdire şayandır. Onu metheden ilahi, şiir, naat vb. birçok hususta sevgimizi izhar ediyoruz. Ama maalesef sevgisinin büyüklüğü oranında Müslümanların, Hz. Peygamberi temsil edecek istidadı bulunmamaktadır. Müslüman bireye düşen Hz. Peygamberi sevdiği gibi ahlakıyla, merhametiyle, ticaretiyle, ikili ilişkilerinde ona benzeyebilmektir. Hz. Peygamberin viladetinin 1501. seneyi devriyesinde onu anmak, anlamak ve onun gibi ahlaklı bir hayat yaşama temennisi ile Mevlidi Nebevi Haftamız mübarek olsun!
Hazırlayan: İl Vaizi Dr. Rıdvan SANUR





