İzmir’de son dönemde artan su krizi üzerine, deniz suyu arıtma projelerinden barajlardaki yapısal sorunlara, yeraltı sularının kullanımından kaçak kuyulara kadar pek çok konu gündeme geldi. Gündemdeki konuları değerlendiren Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi ve İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar ise özellikle deniz suyunun arıtılmasının İzmir için şu aşamada doğru bir çözüm olmadığını vurgulayarak, bu yöntemin hayata geçirilmesi halinde su faturalarının 10–15 kat artacağı uyarısında bulundu. Yaşar, asıl çözümün yağmur sularının etkin yönetimi, yeraltı su kaynaklarının korunması ve Gördes Barajı’ndaki ciddi su kaybına yol açan çatlakların giderilmesi olduğunu ifade etti.
DENİZ SUYU EN SON İHTİMAL
İzmir Büyükşehir Belediyesinin deniz suyu arıtma projesini su sıkıntısı için yerinde bir müdahale olmadığını belirten Yaşar, “Deniz suyu arıtma işlemi çok daha zor durumlarda devreye sokulabilecek bir şeydir. Örneğin büyük bir volkan patlaması olur ve 7-8 yıl boyunca hiç yağmur yağmaz, o zaman bu girişime girilir. Şuan için İzmir’de bu kadar büyük bir tehlike yok. En son yapacakları işi en başta yapıyorlar. Üstelik maliyetli de bir iş. Bunun yerine daha az maliyete çok daha etkili çalışmalar yapılabilir. Hatta Gördes Barajı'nın tabanındaki çatlak kapatılsa bunların hiçbirine gerek kalmayacak zaten. Bunun için kaç para giderse gitsin, denizden çekilecek su daha mı ucuz olacak? Ya da daha mı faydalı olacak? Bir şehrin su ihtiyacını deniz suyuyla gidermeye çalışırsan işin çok zor. Deniz suyu arıtılırsa vatandaşın ödediği su faturaları 10- 15 katına çıkar” diye konuştu.
GÖRDES BARAJI'NDAKİ UYARISI
Yağmur suyu yönetimi konusunda önemli uyarılarda bulunan Yaşar, bu suyun mümkün olduğunca barajlara ve yeraltı kaynaklarına yönlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Ayrıca Yaşar, Gördes Barajı’nda bulunan çatlakların başlıca bir su kaybı nedeni olduğunu belirtti. Yaşar, “Bir ülkenin en stratejik doğal kaynağı yeraltı sularıdır” diyerek başladığı sözlerine “Yeraltı sularının önemini her yerde anlattım. Ancak ne yazık ki bizim ülkemizde yeraltı suları israf ediliyor. Bununla da kalmayıp yağmur sularını da gerektiği gibi değerlendiremiyoruz. Kapsamlı bir çalışma ile bu halledilebilir. Yetkililer bu tarz konularda bilim insanları ile bir araya gelip yol haritası çizmeli. Öte yandan Gördes Barajı 400 milyon metreküp kapasitesiyle Tahtalı Barajı’nı dahi geçiyor ama barajın zeminindeki çatlaklar nedeniyle suyun yalnızca yüzde 8’i kurtarılabiliyor. Yetkiler bu barajı onarmanın çok maliyetli olduğunu söylüyor ama suya gidecek paradan tasarruf olmaz. Burası mutlaka yapılmalı. Gördes düzeltilirse İzmir su açısından ciddi biçimde rahatlar. Ben belediyenin yerinde olsam çalışmalarımı burada yoğunlaştırırım” şeklinde devam etti.
DSİ’NİN AMACI KUYULARI KONTROLLÜ YÖNETMEK
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın Devlet Su İşleri (DSİ) hakkında yaptığı çarpıcı açıklamaların ardından bir kez daha alevlenen “su kuyusu” tartışmalarına ilişkin ise Yaşar, “ Tugay’ın yaptığı suçlamalara DSİ tarafından mantıklı ve doğrudan bir yanıt geldi. DSİ’nin bu kadar çok kuyuya izin vermemesi gerekiyordu. Çünkü Türkiye genelinde yaklaşık 550 bin su kuyusu bulunuyor ve birçoğu kaçak kuyu. Dolayısıyla DSİ kuyuları daha kontrollü yönetmek ister” dedi.