Kamuoyunda geniş yankı uyandıran dava öncesinde, vatandaşlar “İmamoğlu İBB davası saat kaçta, nerede? Ekrem İmamoğlu neyle suçlanıyor?” sorularını araştırıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame ve yöneltilen suçlamalar merak konusu olmaya devam ediyor.
İmamoğlu davası saat kaçta, nerede?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik “yolsuzluk” soruşturması kapsamında açılan davanın ilk duruşması 9 Mart 2026 Pazartesi günü saat 10.00’da başladı. Duruşma, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki duruşma salonunda görülüyor
Dava, aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanığı kapsıyor. Sanıkların önemli bir kısmı belediye yöneticileri, çalışanları ve bazı şirket temsilcilerinden oluşuyor. İlk duruşmanın uzun sürebileceği ve yargılamanın haftada dört gün devam etmesinin planlandığı belirtiliyor.
Ekrem İmamoğlu neyle suçlanıyor?
Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu hakkında birçok farklı suçlama yöneltiliyor. İddianamede İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi içinde kurulduğu iddia edilen bir yapının “kurucusu ve yöneticisi” olmakla suçlanıyor.
Başlıca suçlamalar şunlar:
- Suç örgütü kurmak ve yönetmek
- Rüşvet almak veya vermek
- İhaleye fesat karıştırmak
- Kamu kurumlarını zarara uğratmak
- Suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklamak
- Kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımıyla ilgili suçlar
Savcılık, bu suçlamalar kapsamında Ekrem İmamoğlu için binlerce yıla varan hapis cezası talep ediyor. İmamoğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi ise söz konusu suçlamaları reddediyor.
İBB davasında kaç kişi yargılanacak?
Davada toplam 402 kişi sanık olarak yargılanıyor. Bu kişilerden 105’i tutuklu bulunurken, 170’i adli kontrol şartıyla yargılanıyor. Yedi sanık hakkında ise yakalama kararı bulunuyor. Savcılık, Ekrem İmamoğlu hakkında suç örgütü liderliği suçlamasıyla 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası talep ediyor. Sanıklar hakkında örgüt kurma ve yönetme, örgüte üyelik, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, kamu kurumlarını zarara uğratma ve suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama gibi çeşitli suçlamalar yöneltiliyor.
Savcılık iddiaları ve örgüt yapılanması değerlendirmesi
Savcılık iddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun belediye içindeki yapı üzerinde emir ve talimat yetkisine sahip olduğu ve bu nedenle örgüt faaliyetleri kapsamında işlendiği iddia edilen tüm suçlardan sorumlu tutulması gerektiğini öne sürüyor. Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu’nun 220/1 ve 220/5 maddeleri çerçevesinde ceza talep edilirken, TCK 53. madde kapsamında bazı haklardan yoksun bırakılma hükümlerinin uygulanması da isteniyor.
İddianamede İBB’ye bağlı çalışan bazı isimler ve şirket yöneticileri de örgüt yöneticisi olarak gösteriliyor. Bu kişiler arasında Murat Ongun, Fatih Keleş, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin, Ertan Yıldız ve Hüseyin Gün yer alıyor. Savcılık, söz konusu isimlerin örgütün alt yapılanmalarını yönettiğini ve çeşitli faaliyetlerde emir ve talimat verdiğini ileri sürüyor.
Gizli tanık beyanları ve “sistem” iddiası
İddianamede yer alan delillerin önemli bir bölümünün şüpheli beyanları ile etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin ifadelerine dayandığı belirtiliyor. Dosyada ayrıca 15 gizli tanığın beyanlarının da yer aldığı ifade ediliyor.
Kod adlarıyla ifade veren bu tanıklar, belediye içinde “sistem” olarak tanımlanan bir karar mekanizmasının bulunduğunu öne sürüyor. Tanık ifadelerinde, ihale süreçleri, reklam alanlarının kullanımı, proje yönlendirmeleri ve bazı bütçe kararlarının resmi idari yapı dışında yürütüldüğü iddiaları dile getiriliyor.
Savcılık bu beyanları HTS kayıtları, banka hareketleri, şirket devirleri, toplantı görüntüleri ve çeşitli raporlarla birlikte değerlendirerek belediye içinde gayriresmî bir karar ağı bulunduğu yönünde bir iddia ortaya koyuyor.
Dosyada yer alan suç isnatları
Dava dosyasında toplam 143 ayrı eylem için 196 suç isnadı bulunuyor. En sık yer verilen suçlamalar arasında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve kamu zararına dolandırıcılık iddiaları öne çıkıyor.
İddianamede ayrıca bazı şirketlerin kısa süre içinde ortaklık yapısı değiştirdiği, belirli ihalelerin başka firmalara devredildiği ve bu işlemlerin rüşvet ilişkileriyle bağlantılı olabileceği ileri sürülüyor. Tanık ifadelerine dayandırılan değerlendirmelerde, bazı ihalelerden elde edilen gelirlerin belirli oranlarda oluşturulduğu öne sürülen yapıya aktarıldığı iddia ediliyor.
Savcılık, belediye ve iştiraklerinden alınan bazı ihalelerin paravan şirketler aracılığıyla yönlendirildiğini ve çok sayıda ruhsat ile imar işlemlerinde usulsüzlük yapıldığını da iddianamede dile getiriyor.
Kamu zararı ve seçim verileri iddiaları
İddianamede kamu zararının yaklaşık 140 milyar TL olduğu iddia ediliyor. Bu tutarın önemli bir bölümünün, 2020–2025 yılları arasında Cebeci maden sahasına dökülen hafriyat nedeniyle oluştuğu belirtiliyor.
Bunun yanında seçim sandık verileri ve “Hanem” uygulamasına ilişkin iddialar da iddianamede yer alıyor. Savcılık, bazı seçim verilerinin usulsüz şekilde elde edilerek kişisel verilerle eşleştirildiğini ve siyasi amaçlarla kullanıldığını öne sürüyor. Bu iddia kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirim yapılabileceği ifade ediliyor.
Kurultay görüntüleri ve siyasi bağlantı iddiası
İddianamede ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin bazı görüntülere de yer veriliyor. Savcılık, soruşturma kapsamında gözaltına alınan bazı isimlerin kurultay sırasında parti yönetimiyle birlikte görüntülendiğini belirterek bu durumun örgütsel bağlantı açısından değerlendirildiğini ileri sürüyor.
Öte yandan CHP kurultayına ilişkin usulsüzlük iddialarıyla Ankara’da açılan ayrı bir davada, dosyanın İstanbul’daki İBB davasıyla birleştirilmesi talep edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi ise iki dosya arasında birleştirme koşullarının oluşmadığını belirterek bu talebi reddetti.
Duruşma düzeni ve yargılama süresi
Mahkeme, duruşma düzenine ilişkin bazı sınırlamalar da getirdi. Buna göre aynı medya grubundan yalnızca bir kişi olmak üzere toplam 25 gazetecinin duruşmayı takip etmesine izin verildi. Sanık başına üç avukat sınırı getirildiği ve izleyici olarak öncelikle sanıkların birinci derece yakınlarının alınacağı belirtildi.
Mahkemenin hazırladığı yargılama hedef süre formuna göre davanın en fazla 4 bin 600 gün içinde tamamlanmasının planlandığı ifade edildi. Bu süre yaklaşık olarak 12 yıl 6 aya karşılık geliyor. Ancak taraflardan kaynaklanabilecek çeşitli nedenlerle sürecin daha uzun sürebileceği de belirtiliyor.





