Türkiye’de her yıl milyonlarca metreküp inşaat ve yıkıntı atığı depolama alanlarına gönderilirken, Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman İpek, atıkların ekonomiye yeniden kazandırılmasında seçici yıkım ve ikincil agrega kullanımının önemine dikkat çekti. Bu yöntemlerle ham madde kullanımının ve çevresel etkilerin azaltılabileceğini belirtti. Kentsel alanlardaki hızlı yenileme çalışmalarının inşaat ve yıkıntı atıklarını küresel ölçekte çevresel bir sorun haline getirdiğini ifade eden Doç. Dr. İpek, söz konusu atıkların konut ve altyapıların yapımı ile yıkımı sırasında ortaya çıkan beton, tuğla, ahşap, cam, metal ve asfalt gibi malzemelerden oluştuğunu kaydetti.
Katı atıkların yüzde 30-50’sini oluşturuyor
Yeni bir yapının inşası sırasında kullanılan malzemenin yüzde 1 ila 10’u kadar atık meydana geldiğini belirten Doç. Dr. İpek, asıl atık hacminin ise yapıların yıkılması sırasında ortaya çıktığını aktardı. Bölgesel farklılıklar bulunmakla birlikte küresel ölçekte katı atıkların yüzde 30 ila 50’sinin inşaat ve yıkıntı atıklarından oluştuğunu ifade ederek, bu atıkların yüzde 50 ila 60’lık bölümünü betonun meydana getirdiğini bildirdi. İnşaat sektörünün doğal kaynak kullanımı açısından da önemli bir paya sahip olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. İpek, başka bir araştırmaya göre dünyadaki arazi kullanımının yaklaşık yüzde 12’sinin, ham madde kullanımının yüzde 30’unun, su kaynağı kullanımının yüzde 25’inin ve enerji kullanımının yüzde 42’sinin sektörle ilişkili olduğunu aktardı. Bu verilerin atık yönetimini sürdürülebilirlik açısından önemli hale getirdiğini belirterek, atıkların uygun şekilde yönetilmemesinin doğanın tahrip edilmesine ve emisyonların artmasına neden olduğunu ifade etti.
Avrupa’da geri kazanım oranı yüzde 90’ın üzerinde
Avrupa Birliği’nin üye ülkeler için yüzde 70 geri kazanım hedefi belirlediğini aktaran Doç. Dr. İpek, ülkeler arasındaki geri dönüşüm oranlarında önemli farklılıklar bulunduğunu belirtti. Hollanda ve İtalya’nın mineral atık geri dönüşümünde yüzde 95-100 aralığına ulaştığını kaydederek, Almanya, Birleşik Krallık ve Slovenya’da oranın yüzde 90’ın üzerinde olduğunu bildirdi. ABD’de geri dönüşüm oranının yüzde 70, Avustralya’da ise yüzde 50’nin üzerinde olduğunu belirten Doç. Dr. İpek, İrlanda, Portekiz ve Yunanistan’da oranın yüzde 50’nin altında kaldığını aktardı. Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Sırbistan ve Bosna-Hersek gibi Balkan ülkeleri ile İzlanda’da oranların yüzde 0-15 aralığında bulunduğunu ifade ederek, Çin’de yüzde 5, Hindistan’da ise yaklaşık yüzde 1 seviyesinde geri dönüşüm gerçekleştirildiğini belirtti.
Seçici yıkım ile malzemeler yeniden kullanılabilir
Türkiye’de sahadaki yaygın uygulamalara da değinen Doç. Dr. İpek, yıkım sırasında ağırlıklı olarak ekonomik değeri yüksek demirin ayrıştırıldığını, geriye kalan malzemelerin ise doğrudan bertaraf edildiğini ifade etti. Döngüsel ekonomi modelinde ise seçici yıkım yönteminin önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, bu yöntemde binaların yıkımından önce tehlikeli atıkların ayrıştırıldığını ve diğer malzemelerin belirli bir sırayla söküldüğünü aktardı. Seçici yıkımın ham madde tasarrufu sağlayabileceğini kaydeden Doç. Dr. İpek, ayrıştırılan beton atıklarının kırma ve eleme tesislerinde işlenerek ikincil agrega olarak yeniden ekonomiye kazandırılabileceğini söyledi.
Türkiye’de resmi oran yüzde 5 seviyesinde
Türkiye’de resmi verilere göre inşaat ve yıkıntı atıklarının geri dönüşüm oranının yaklaşık yüzde 5 seviyesinde olduğu belirtilirken, sektör tahminlerinde bu oranın yüzde 20 seviyelerine ulaştığı ifade ediliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2024 yılı İl Çevre Durum Raporları verileri de ülkedeki inşaat ve yıkıntı atığı potansiyelinin büyüklüğüne ilişkin veriler ortaya koyuyor.
Doğu Anadolu’da 3,12 milyon metreküp atık
Türkiye’deki bölgesel verilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. İpek, veri sağlanan iller bazında Doğu Anadolu Bölgesi’nde yıllık yaklaşık 3,12 milyon metreküp, başka bir ifadeyle 5,3 milyon ton inşaat ve yıkıntı atığı oluştuğunu belirtti. Akdeniz Bölgesi’nde ise yıllık atık miktarının yaklaşık 2,80 milyon metreküp, yani 4,77 milyon ton seviyesinde olduğunu aktardı. İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerin ayrıştırılamayan verileri hesaplamaya dahil edilmediğinde dahi ortaya çıkan atık miktarının önemli bir yönetim ihtiyacına işaret ettiğini belirten Doç. Dr. İpek, inşaat ve yıkıntı atıklarının geri kazanımının artırılmasının önemine dikkat çekti.





