Kasım ayı içinde bir basın açıklaması da gerçekleştireceklerini açıklayan İzmir İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Bengi Atak, “İnşaat mühendisleri itibarını geri istiyor; İnşaat Mühendisleri Odası, topluma nitelikli mühendislik hizmeti verilmesi için öncelikle inşaat mühendislerinin sorunlarına kulak verilmesini istiyor. Aslında sözün özü budur” dedi.

Izmir Insaat Muhendisleri Odasi Baskani Bengi Atak Yenibakishaber

YOZLAŞMA YAŞANIYOR

Oda olarak yaptıkları çalışmalardan söz eden Atak, en büyük sıkıntılarının mesleklerinin yaşadığı itibar kaybı olduğunu ifade etti. Son zamanlarda meslektaşlarının karşılaştıkları sıkıntılarla ilgili bir yozlaşma tespit ettiklerini belirten Atak, “Biz özellikle son yıllarda, artan şekilde inşaat mühendisliği mesleğinin itibar kaybettiğini gözlemliyoruz ve hatta bunu sayısal verilerle de ortaya koyabiliyoruz. Ve bu tek bir sebepten kaynaklanmıyor. Aslında bizim inşaat mühendisliği eğitimi almayı hak kazanma sürecimizden başlıyor; üniversitelerin altyapı problemlerini, akademisyen problemlerini de içine alarak mesleğin içerisine atıldığımız günden itibaren emeklilik süreçleri de dahil, toplu bir ne yazık ki yozlaşmadan bahsettiğimiz bir kampanya bu” diye konuştu.

Izmir Insaat Muhendisleri Odasi Baskani Bengi Atak Yenibakishaber (2)

ZOR BİR EĞİTİM SÜRECİMİZ VAR

İnşaat mühendisliği eğitiminin kolay olmadığını, fizik, matematik alanlarında bir altyapı gerektirdiğini belirten Atak, şunları söyledi: “Oradan öğrenilen bilgilerle de aslında kentlerdeki tüm bu insani yapıların yapılaşma süreçlerini ortaya koyan bir anabilim dalıyız biz. Pek çok farklı uzmanlık alanını içinde barındıran bir meslek grubuyuz. Yani dolayısıyla da biz, 50 bin baraj puanıyla inşaat mühendisliği bölümlerine girilmesi gerektiğini savunuyoruz. Ancak ne yazık ki bu çağrımıza çok kulak verilmedi. Öte yandan, her şehirde bir üniversite kurulması, ilk etapta kulağa hoş gelen bir şey, değil mi? Yani ‘çok üniversite mezunumuz olacak, herkes çok iyi eğitim alacak’ gibi düşünülüyor tabii; yani pembe bir bakış açısıyla, iyimser bir bakış açısıyla böyle. Ama ne yazık ki öyle olmadı. Şimdi her köşe başına kurulan üniversitelerde, hatta kimisi apartman tipi üniversiteler, orada inşaat mühendisliği gibi çokça alanda laboratuvar altyapısının olmasının gerektiği ve akademisyen profilinin gerektiği bir meslek alanının eğitimini bu tip bir üniversitede layığıyla sağlamak gerçekten mümkün olmadı; olmadığını da görüyoruz zaten. Oradan mezun olan arkadaşlarımız tabii ki kendilerine verilenle mezun oluyorlar. Şimdi ‘O arkadaşların ne suçu var?’ diye düşünüyoruz biz açıkçası. Çünkü onlara vaat edilen şey aslında, ‘Sen bu okuldan mezun olduğunda inşaat mühendisliği diploması alacaksın ve bu mesleği icra edeceksin’ denmiş oluyor. Ama ne yazık ki sektöre atılır atılmaz da pek çok problemle karşı karşıya kalıyorlar. Bunların başında gelen yapı denetim süreçleri var aslında. Onun dışında işte etüt proje hizmetleri veren meslektaşlarımızın kendi büroları anlamında yaşadıkları problemler var. Kamuda çalışan meslektaşlarımızın ayrı problemleri var. Eskiden kamuda çalışan mühendis dediğinizde memur olarak görülürdü hemen, ama şimdi pek çok farklı istihdam alanlarında da ne yazık ki çalıştırılıyorlar; özlük haklarını düşüren bir konum olarak ortaya çıkıyor bu durum.”

Izmir Insaat Muhendisleri Odasi Baskani Bengi Atak Yenibakishaber (1)

Sıkıntıları sadece eğitim kalitesinin düşmesine bağlamamak gerektiğini belirten Başkan Bengi Atak, şöyle devam etti: “Ne yazık ki inşaat mühendisine bakış açısı değişti. Mesele sadece bir imza meselesiymiş gibi görülüyor; sanki bir süreç tamamlanıyor. Yani noterden onay alır gibi, bir belgenin üzerindeki öyle kuru bir imza gözüyle görüldüğü için, şantiye şefliği meselesi de, fennî mesuliyetler de, yapı denetim süreçleri de ne yazık ki yozlaştı. İşin ciddiyeti kalmadı. Bu, sadece aslında bu bahsettiğim alanlardan değil, pek çok alanda negatif etkisini de görmeye devam ediyoruz. Bizim önerimiz ne? Yani bu işin içinden çıkabilmek için, inşaat mühendisliğini hak ettiği itibara kavuşturabilmek için önerimiz ne? Taleplerimizi halinde madde madde ortaya koyuyoruz ve ilgili kurumlarla görüşerek, diyalog kurarak öncelikle bir bunu ifade ediyoruz. Örneğin yaptığımız görüşmelerden biri Sayın SGK İl Müdürümüzle oldu. Geçmişte SGK ile TMMOB arasında bir protokol vardı ve TMMOB asgari mühendis, mimar, şehir plancısı ücretini belirliyordu. O ücretin altında verilemiyordu. Bu da bir güvence ve kazanımdı. Ancak bu protokol 2017’de SGK tarafından tek taraflı fesh edildi. Şimdi ücretlerle ilgili bir seviye yok. Olmadığı için kendi meslek koduyla istihdam edilmeyen, inşaat mühendisliği yaptırılan ama maaşı düşük verebilmek ve asgari ücretten gösterebilmek adına başka meslek kodlarında SGK girişleri yapılan meslektaşımız var. Bunların denetlenmesini talep ettik. İşte örneklerden biri de bu. Öte yandan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürümüz ve İller Bankası Bölge Müdürümüzle ve İl Müdürümüzle görüştük. Sorunlarımızı anlattık. Yani bu tip kurum ziyaretlerimize devam ediyoruz. Bir yandan da meslektaşlarımızla bir araya geliyoruz ve bu talepleri somutlaştırıyoruz. Emeklilikte koşulların daha iyi olması için neyin değişmesi gerekiyor? Bunu onlara da soruyoruz, kendimiz de çalışmalar yürütüyoruz. Ve işte özetle aslında kapsamlı bir kampanya olduğu için anlatmak da zor işin açıkçası doğru dille, ama bu taleplerin her biri tek tek ele alınıyor.”

GÖKDELENLER YAPILIYOR, PEKİ YA ALT YAPI…

İzmir’de son zamanlarda artan yüksek katlı binalar konusunda değinen Atak, inşaat yoğunluğunu kaldıracak alt yapı hizmetlerinin yeterince yapılıp yapılmadığıyla ilgili soru işaretleri yaşadıklarını ifade etti. Atak şu ifadeleri kullandı: “Yüksek binalar görseli güzelleştiriyor ve tercihe bağlı olarak insanları etkiliyor olabilir. Ancak orada yaşayacak insan sayısını, araç sayısını, atık su miktarını, içme suyu ihtiyacını; kısacası trafik, yol, otopark, yeşil alan ve açık alan park ihtiyacını ortaya koyduğunuz zaman durum değişiyor. Orada çocukların güvenli şekilde vakit geçirebilecekleri, sosyalleşebilecekleri alanlar lazım; yetişkinlere de bu alanlar gerekiyor. Dolayısıyla sosyal donatı dediğimiz unsurlara temelde ihtiyaç var. Bütün bunların yeteri kadar planlandığıyla ilgili açıkçası soru işaretlerimiz var, özellikle Bayraklı bölgesi için. Her birinin araç trafiğine yük getirdiği çok açık. Henüz o yüksek binaların büyük çoğunluğuna da taşınılmadı. Taşınılıp yerleşildiği takdirde oralardaki iş yerleri dolacaktır. Binlerce yeni daire ve iş yerlerinin bulunduğu bir alanda otopark sorunu nasıl çözülecek?”

NE YAZIK Kİ YURT DIŞINA GÖÇ EDENLERİN SAYISI ARTTI

İnşaat mühendislerinin yurt dışına göç etme talebinin arttığını belirten Başkan Atak, “Ne yazık ki ülkedeki ekonomik ve sosyal şartlar nedeniyle mühendisler arasında yurt dışına yönelim oldukça fazla. Birçok nitelikli mühendisin Avrupa'ya gitmesi, sektörde önemli bir beyin göçüne ve kalifiye eleman eksikliğine yol açmaktadır. Yurt dışına giden mühendisler gittikleri ülkelerde denklik süreçlerinden geçmekte veya sınavlara girmek zorunda kalmaktadır. Bu durum meslektaşlar için üzücü bir kayıp olarak değerlendirilmekte, bize göre asıl çözüm ülkenin gençlerine ve profesyonellere gelecekte umut vadeden bir ortam sunulmasıdır” şeklinde konuştu.

Muhabir: İlker Çoban