Dünya

İran’da 46 yıllık kriz döngüsü sürüyor

İran’da son protestolarla yeniden gündeme gelen şiddet ve dış müdahale tartışmaları, ülkenin 1979 İslam Devrimi’nden bu yana yaşadığı uzun kriz zincirini bir kez daha hatırlattı. Savaşlar, yaptırımlar, suikastlar ve kanlı protestolarla şekillenen bu süreç, İran’ın istikrarsızlıkla dolu yakın tarihini gözler önüne seriyor

Abone Ol

İran, 1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana kesintisiz bir kriz döngüsünün içinde bulunuyor. Devrimle birlikte kurulan siyasal sistem; savaşlar, yaptırımlar, suikastlar, kitlesel protestolar ve bölgesel çatışmalarla şekillendi. Son günlerde yeniden alevlenen protestolar ve şiddet iddiaları, ülkenin hafızasında derin izler bırakan bu uzun sürecin son halkası olarak görülüyor.

1979: Devrim ve Kopuş

1979’da Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin sürgünden dönmesiyle İran’da monarşi sona erdi ve İslam Cumhuriyeti ilan edildi. Aynı yıl ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’nin basılmasıyla başlayan rehine krizi, İran–ABD ilişkilerinde kalıcı bir kırılmaya yol açtı. Washington’un uyguladığı ilk yaptırımlar, ülkeyi uzun yıllar sürecek uluslararası izolasyona sürükledi.

1980–1988: İran-Irak Savaşı ve Travma

1980’de Irak’ın saldırısıyla başlayan İran-Irak Savaşı, İran için yıkıcı sonuçlar doğurdu. Yaklaşık yarım milyon insanın hayatını kaybettiği savaş, kimyasal silah kullanımı ve sivil kayıplarla hafızalara kazındı. 1988’de ABD donanmasının bir İran yolcu uçağını düşürmesi ise krizi uluslararası boyuta taşıdı.

1989–1998: İç Sarsıntılar ve Bölgesel Gerilim

Humeyni’nin ölümünün ardından ülkenin dini liderliğine Ali Hamaney geldi. Aynı dönemde büyük depremler, ağırlaşan yaptırımlar ve Taliban’la yaşanan gerilimler, İran’ın hem iç hem dış politikasını baskı altına aldı.

2000’ler: Nükleer Dosya ve Yeni Cepheler

2000’li yıllar, İran’ın nükleer programı nedeniyle küresel baskının arttığı bir dönem oldu. ABD Başkanı George W. Bush’un İran’ı “şer ekseni” ilan etmesi, gerilimi tırmandırdı. İran, Irak’ın işgali ve Suriye iç savaşı sürecinde bölgedeki etkisini artırırken, Batı ile ilişkiler daha da sertleşti.

2015: Nefes Aldıran Anlaşma

2015’te İran ile dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşma (JCPOA), kısa süreli bir rahatlama sağladı. Yaptırımların kısmen kaldırılmasıyla ekonomi toparlanma sinyalleri verdi. Ancak bu dönem uzun soluklu olmadı.

2018 Sonrası: Suikastlar ve Çöküş

ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmadan çekilmesiyle yaptırımlar yeniden devreye girdi. 2020’de İran’ın en etkili askeri figürlerinden Kasım Süleymani’nin ABD saldırısında öldürülmesi, tansiyonu zirveye taşıdı. Son yıllarda İsrail ile yaşanan karşılıklı saldırılar ve üst düzey suikastlar, İran’ın güvenlik algısını daha da sertleştirdi.

Protestolar ve Toplumsal Gerilim

Son protestolarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğine dair iddialar ve verilen idam kararları, rejim ile halk arasındaki uçurumu derinleştirdi. Tahran yönetimi olayları dış müdahaleye bağlarken, muhalifler sistematik baskıyı suçluyor.

2025: Bölgesel Savaş Eşiği

2025’te İsrail ile yaşanan ve günler süren çatışmalar, İran’ın doğrudan savaş ihtimaliyle yüzleştiği en ciddi krizlerden biri olarak kayda geçti. Yüzlerce can kaybının yaşandığı bu süreç, ülkenin kırılgan güvenlik ortamını bir kez daha gözler önüne serdi.

Bitmeyen Döngü

Uzmanlara göre İran’daki kriz, tekil olaylardan değil; devrim sonrası kurulan sistemin iç gerilimleri, dış baskılar ve bölgesel rekabetin birleşiminden besleniyor. Son protestolar da bu 46 yıllık çalkantılı tarihin devamı niteliğinde görülüyor. İran’ın önünde ise hâlâ yanıt bekleyen temel soru duruyor: Reform mu, daha sert bir içe kapanma mı?

{ "vars": { "gtag_id": "AW-16801464760", "config": { "AW-16801464760": { "groups": "default" } } }, "triggers": { } }