İbadet ve hayatın çizdiği sınırları ihlal anlamına gelen israf, kimi zaman cimrilik ve kimi zaman da savurganlık içerisinde bir ömür yaşamamıza olanak sağlamaktadır. S-r-f kökünden gelmekte olan İSRAF; bir şeyde haddi (sınırı) aşmaya, doğruluk ve adalet ölçüsünden sapmaya delalet eden tek bir asıl köktür. Mucemler bu kavramı: ölçüyü aşmak ve sınırı ihlal etmek, dengeden sapma (adaletsizlik), gaflet ve umursamazlık (bilinçsizlik), içten içe çürütme (ekin kurdu gibi tüketme) ve muhakeme zayıflığı (akıl hafifliği) şeklinde izah etmektedirler. (İbn Fâris- İbn Manzûr) Görüldüğü üzere israf kavramı mucemlerde de sadece gıdanın boş yere ziyan edilmesi veya kuraklık döneminde idareli kullanılması gereken su şeklinde izah edilmemiştir. Aksine adalette, gaflette, muhakemede vb. kavramlarda sınırın ihlal edilmesi israf kavramı kapsamında değerlendirilmiştir.
Sözlüklerde bu kadar kapsamlı bir şekilde izah edilen israf kavramı Kur’ân’da 23 âyette bahse konu edilmiştir. Kur’ân’ın kendisi de sadece gıdada israf üzerinde durmakla yetinmemiştir. Gıda, nefis, ibadet, inanç vb. konular israf kavramı üzerinden değerlendirilmiş ve bu davranışı sürdürenler yadırganmıştır.
Kur'ân gıdada tüketimi serbest bırakmış, ama israf edilmesini Allah'ın sevmediği bir davranış olarak nitelemiştir. (El-A’râf 7/31) Hasat zamanında bile Müslümanlara israfa dikkat etmeleri gerektiğini ifade etmekle günümüzün bol olan ürün dönemlerinde israfı bizlere yasaklamıştır. (El-En’âm 6/141) Müslümanın ekonomik harcamalarında ne israf ettiği ne de tebzir/saçıp savurduğu bir tutumdan uzak durması gerektiği ifade edilmiştir. (El-Furkân 24/67) Âyet, helal yoldan temin edilen mülkün sınırı aşarak harcanmasını israf ve imkânın harama harcanmasını tebzir ile ifade etmiştir. Kur’ân, helal bile olsa sınırlara ve ölçülere dikkat etmemizi isteyerek bize bir harcama ahlakı kazandırmaktadır.
Yetimlerin mali haklarının velayetini üstlenen kimselerin mali konularda dikkat etmeleri konusunda Kur’ân onları uyarmıştır. “...Onların mallarını, büyüyecekler de geri alacaklar diye israf ederek ve aceleyle yemeyin...” (En-Nisâ 4/6) buyuran Kur’ân, yetimlerin ekonomik haklarının ihlalini israfla ilişkilendirmiştir. Zulme maruz kalan kimsenin dahi hakkının teslimi durumunda zalime karşı israfa kaçmaktan sakındırmıştır. Bu konuda “...Kim zulümle öldürülürse, onun velisine (hakkını arama) yetkisi vermişizdir. Ancak o da öldürmede haddi aşmasın/israf etmesin” buyuran Kur’ân, mağdurun dahi cezada hukukun sınırlarını koruması gerektiğini bildirmiştir. (El-İsrâ 17/33) Ayrıca Kur’ân’da kötülükle kendilerini israf eden (Ez-Zümer /53), mahremiyetin/cinselliğin sınırlarının çiğnenmekle israfa kaçan (A’râf 7/81), idarede israfta bulunan (Yûnus 10/83) vb. birçok âyette israfın hayatın her tarafını kapsadığı görülmektedir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) israfın abdest ibadetiyle ilişkisini “Bir gün Sa’d b. Ebû Vakkâs abdest alırken Resûlullah (s.a.v.) onun yanına uğramıştı. “Bu ne israf?” buyurdu. Sa’d, “Abdestte de mi israf olur?” diye sorunca, Resûlullah (s.a.v.), “EVET, AKAN BİR NEHİRDE(N) BİLE (ABDEST ALIYOR) OLSAN (İSRAF OLUR).” diye cevap verdi.” ( İbn Mâce, Tahâret, 48) şekilde ifade etmiştir. İbadet maksadıyla yapılan gusül, abdest, iftar çadırı, misafir ağırlamada dahi israf günahından kaçınmamız gerektiğini bu hadisten anlamış oluyoruz. Ayrıca Resûlullah (s.a.v.) “Kibre düşmeden ve israfa kaçmadan (dilediğiniz gibi) yiyin, sadaka verin/harcayın ve giyinin!” (Nesâî, Zekât, 66) tüketimi helal olan sınırını israfla sınırlandırmıştır.
İsraf; ifrat ve tefride kaçmadan mevcut olanın dengesinin korunmasıyla geleceğin inşasını ifade etmektedir. Toplumun elindeki her türlü imkânı idareli ve tasarruflu kullanması sonradan gelecek neslin emanetini koruyarak onların geleceğini de düşünmektir. Mümin sadece kendi iç dünyasına kapanmadığı gibi sonrasını ve ilerisini düşünerek görmediği dönemleri tasarlamalıdır. Dedenin ektiği fidanın hem kendi döneminde kuraklık gibi afetlerle mücadelede hem de kendisi göremese de birkaç neslin istifadesine olanak sağlamaktadır.
Değerli okurlar; İslamın israfa bakışı bir bütün olarak okunduğunda net bir şekilde görülmektedir ki; literatürümüzde israf, sadece tabağındaki yemeği dökmek gibi dar bir çerçeveye sıkıştırılamaz. Ayetlerin ve hadislerin ilişkili olduğu konular; ekonomiden hukuka, ahlaktan inanca kadar hayatın her alanında "HADDİ AŞMAYI, DENGEYİ BOZMAYI VE ÖLÇÜSÜZLÜĞÜ" kapsayan geniş bir yönetim ve ahlak manifestosudur.
Hazırlayan: İzmir İl Müftülüğü İl Vaizi Dr. Rıdvan Sanur

Kaynak: Bülten