Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneği tarafından paylaşılan hava kalitesi verileri, Türkiye'nin birçok kentinde hava kirliliğinin sağlık açısından risk oluşturmaya devam ettiğini ortaya koydu. Derneğin Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, 2025 yılına ait partikül madde ölçümlerini değerlendirerek önemli açıklamalarda bulundu.
İzmir, İstanbul ve Ankara'nın Önünde Yer Aldı
Açıklanan verilere göre Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği partikül madde sınır değerleri, yeterli ölçüm yapılan tüm illerde aşıldı. Türkiye'nin üç büyük şehri arasında yapılan karşılaştırmada ise İzmir dikkat çekti.
Partikül madde ortalamaları İstanbul'da 36,88, Ankara'da 39,35 ve İzmir'de 41,81 olarak ölçüldü. Bu sonuçlarla İzmir, üç büyükşehir arasında hava kirliliğinin en yüksek olduğu kent oldu.
Türkiye'nin En Kirli Havası Iğdır'da Ölçüldü
Türk Toraks Derneği'nin verilerine göre 2025 yılında partikül madde kirliliğinin en yüksek olduğu il Iğdır oldu. Iğdır'ı Malatya, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Hatay takip etti.
En yüksek partikül madde oranına sahip ilk 10 il sırasıyla Iğdır, Malatya, Osmaniye, Kahramanmaraş, Hatay, Ağrı, Hakkari, Mersin, Şırnak ve Bursa olarak kaydedildi.
En Temiz Hava Kırklareli'nde
Partikül madde düzeylerinin en düşük olduğu iller listesinde ise Kırklareli ilk sırada yer aldı. Kırklareli'ni Artvin, Bayburt, Sinop ve Bingöl izledi.
Veriler, Türkiye'nin bazı bölgelerinde hava kalitesinin görece daha iyi durumda olduğunu gösterirken, birçok kentte kirlilik seviyelerinin uluslararası standartların üzerinde seyretmeye devam ettiğini ortaya koydu.
"Çevre Politikaları Sosyal Devlet Anlayışıyla Ele Alınmalı"
Hava kirliliğinin özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireyler üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu vurgulayan Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, çevresel sorunların yalnızca ekolojik değil aynı zamanda halk sağlığı meselesi olduğuna dikkat çekti.
Aykaç, bilimsel verilerin çevresel bozulmanın en ağır sonuçlarının kırılgan gruplar üzerinde görüldüğünü belirterek, çevre politikalarının sağlıkta eşitlik ve sosyal devlet yaklaşımı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.




