Baro’da, avukatların aidiyetini artıracaklarını, sosyal haklarının takipçisi olacaklarını, kent gündemine ilişkin konularda farklı yollara da başvurarak daha çok ses çıkaracaklarını, Baro Meclisi, tüketim kooperatifi ve avukat hakları acil müdahale birimi kuracaklarını belirten İzmir Avukat Hareketi’nin Öncüsü Avukat Volkan Gültekin, “Baro’yu siyasetin sıçrama tahtası olmaktan çıkararak sadece yönetim kurulu ile değil avukatlarla birlikte yönetmeyi taahhüt ediyorum” dedi.

İzmir Barosu Başkanlığı’na aday olma nedeniniz nedir?

Nedeni şu; şimdi İzmir'de baroyu yöneten iki ana grup var: Biri Cumhuriyetçi grup, biri Çağdaş grup. Çağdaş gruptan çıktı, Cumhuriyetçi grupta. Biri birinin tam tersi. Biri bir şey yaparsa öbürü tam tersini yapıp baroda farklı önermelerle iktidara geldiler ama her iki grup da iktidara geldiğinde aynı yöntemleri kullandıkları görüldü. Aynı iktidarcı grup mantığıyla kendi kadrolarıyla çalıştılar. Diğer baronun hafızası olan, komisyon ve merkezlerde çalışma geçmişi bulunan, herhangi bir gruba aidiyeti olmayan ama baro aidiyeti olan ve bu konularda liyakat sahibi olan arkadaşları dışladılar. Bu ülkenin de sorunu zaten nepotizm diyoruz. Kendi grup mantığıyla, iktidarla da aynı yöntem. Yani her zaman söylediğim şey: Yöntem sizi belirler.

Izmir Avukat Hareketi Nin Oncusu Avukat Volkan Gultekin Yenibakishaber (2)

Bunu size hissettiren neydi?

Şöyle, ben de çalışmaya çalıştım. Şimdi yöntem sizi belirler. Söyleminiz ne olursa olsun, siyasi görüşünüz ne olursa olsun, aynı yöntemleri kullanıyorsanız aynı yerde düşersiniz, aynılar aynı yere gelir. Şimdi sadece kendi kadrolarıyla çalışıp diğerlerini dışlar, baronun kapılarını kapatırsa AK Parti iktidarıyla aynı yere düşersiniz.

Siz bunu yaşadınız mı?

Yaşadım tabii. Ben Çağdaş Avukatlar Grubu iktidar olmadan önce, 8 yıl önce Aydın Özcan zamanında, ilk baroda daha avukatlık merkezinde çalışmaya çalıştım. Geldiğimde de aynı şeyi gördüm; grup mantığı. Diğer komisyon ve merkezlerdeki arkadaşlar da aynı sıkıntıları yaşıyorlardı. Sonra Çağdaş Avukatlar Grubu geldi. Gelme nedeni de şu oldu: Cumhuriyetçi grup hem ikiye bölündü hem de Aydın Özcan baroyu bir atlama tahtası yapmaya çalıştığı, milletvekili aday adayı olmak için baro başkanlığından ayrıldığı için. Orada milletvekili adaylığı da yapılmadı gittiği yerde. Baro da başkansız kaldı. Mustafa Çetin başkan yardımcısı olarak genel kurula taşıdı baroyu. Bu avukatlar tarafından teveccüh görmedi. Baroyu bir ikbal yeri, bir siyasi atlama tahtası yapma ve ikinci planda görme avukatlar arasında kabul görmüyor. Aynı şeyi Çağdaş grup 2014 yılında yapmıştı, Sema Pektaş. O zaman Konak Belediyesi'ne başkan seçilmek için barodan ayrılmıştı, başkan oldu. O zaman da hatta ara bir genel kurul yapıldı, başkan yardımcısı Ercan Demir başkan seçildi. O götürdü 2014'teki seçime başkan olarak baromuzu. Ve o zamanda Çağdaş grup bu tasarrufundan dolayı kaybetti. Yani şunu öğrenmesi lazım arkadaşlarımızın: Baroyu atlama tahtası olarak, bir siyasi ikbal aracı olarak gören gruplar avukatlar tarafından teveccüh görmüyor. ‘Bunu size hissettiren nedir?’ diye sordunuz. Çağdaş grup döneminde de İnsan Hakları Merkezi’nde, Avukat Hakları Merkezi’nde çalıştım 2-2.5 yıl. Ve hani yakın olduğumu düşünüyordum arkadaşlara. Orada bile grup içi gruplar, kümelenmeler, iktidarlar var. Hatta Çağdaş grup dönemindeki başkanlık sistemi gibi yönetimi ilk kez o zaman daha fazla gördüm. Çünkü 11 kişiyle baro yönetiyorlardı, belki daha da az. Komisyon ve merkezlere söz hakkı vermiyorlardı. Her şeyden habersiz oluyorduk. Çalıştığımız alanla ilgili yönetim bir şeyler yapıyordu. Ama liyakat, o komisyon merkezlerinin de insan hakları hukukunda, avukat hakları hukukunda, diğer konularda avukatlık hukukunda bu arkadaşlara hiç söz hakkı vermeden baro yönetiyorlardı. Liyakat ihtiyaçları da yoktu açıkçası, her şeyi kendileri biliyordu. Ben de hatta şey diyorum; biz de seçilsek 11 kişi o kadar zeki olamayız. Komisyon ve merkezlerle çalışacağız. Onlara söz, karar, yetki vereceğiz.

Izmir Avukat Hareketi Nin Oncusu Avukat Volkan Gultekin Yenibakishaber

Bunu nasıl yapacaksınız? Kolektif çalışmayı nasıl sağlayacaksınız?

Baromuzun komisyon ve merkezleri var belli isimlerle, yıllara sarih: İnsan Hakları Merkezi, Avukat Hakları Merkezi, Çocuk Hakları Merkezi, Kadın Hakları Merkezi, Çevre Komisyonu, CMK merkezimiz gibi. Bu merkez ve komisyonlar ikişer hafta arayla toplanırlar ve çalışmaları olur. Bir yönergeleri vardır merkezlerin, yönetmelik yönergeleri. Komisyonların da vardır. Bir yürütme kurulları vardır. Yönetim kurulu üyeleri, merkezlerin ve komisyonların yönetim kurulu üyelerini belirler ve bu kurulların toplantılarında yer alırlar. Ancak geçmişte (örneğin Çağdaş Grup ve Cumhuriyetçi Grup döneminde) bu komisyonlarda görevli olan yönetim kurulu üyeleri, komisyona karar aldırmamak için çaba gösterirdi. ‘Biz yapıyoruz, siz kimsiniz yönetime karışıyorsunuz?’ yaklaşımı sergilendi. Göreve gelmemiz durumunda alanlarıyla ilgili kararları o konunun uzmanı olan arkadaşlarımızla birlikte alacağız ve bu kararları uygulayan birer köprü görevi göreceğimizi taahhüt ediyoruz.

Başka ne gibi zorluklar yaşadınız?

Örneğin Çağdaş Avukatlar Grubu 2022 yılında, Barolar Birliği’nin İzmir Barosu’ndan komisyon ve merkezlerde çalışacak isim talebinde bulundu. Ancak o alanda liyakati ve çalışması olan kişilere sormadan doğrudan kendi yönetim kurulu üyelerini veya yakın çevrelerinden isimler atadılar. Sırf ‘yönetici’ oldukları için yapılan bu atamalarda, o alanda hiçbir geçmişi olmayan kişiler belirlendi. ‘Daha güçlü temsil, liyakatla olur’ ilkesinin savunulması gerekilirken dışlanma ve örtülü linçe maruz kaldım. Bu durum staj veya CMK eğitimlerinde ve müdafi atamalarında zorluklar çıkarma gibi şekillerde de meslektaşlarımıza yansıtıldı. Bu da bir şiddet ve dışlama türüdür.

Peki siz neler yapacaksınız?

Biz bir defa grupçuluğu ortadan kaldıracağız. Liyakat grup aidiyeti üzerinden ölçülmeyecek. Türkiye'nin en büyük 3. barosu olan İzmir Barosu muazzam bir kadro zenginliğine sahip ve herkese eşit mesafede durması gerekiyor. İktidarı eleştirirken aynı hatalara düşmemek gerekiyor. Biz grupçuluğu ortadan kaldırmak için barolar arası iletişimi artıracak ‘Baro Meclisi’ gibi yapıların kurulmasının şart olduğunu söylüyoruz. Ancak İstanbul Barosu’nda 2001'den beri uygulanan baro meclisi kurulmasını İzmir Barosu’nun Genel Kurul gündemine alınmasını istedik. Fakat gerekçesiz olarak reddedildi. Benzer şekilde kapatılan genç avukatların meclisinin yeniden açılması ve tüketim kooperatifi kurulması talebimiz de reddedildi. Demokratik hakkımız hiçe sayıldı. Avukatlar artık bu düzene karşı değişim istiyor. Bırakın görüşelim, genel kurul reddetsin veya kabul etsin, gelen uygulansın; senin seçilip seçilmeyeceğin bile belli değil. Genel kurulu sansürle sakatlıyorlar, genel kurulu gündemsiz bırakıyorlar. Bu da doğru bir şey değil; demokrasi açısından, kurumsal demokratik işleyiş açısından sıkıntılı durumlar. Arkadaşlar bu kültürü var ettiler Baro'da."

İzmir Barosu, kentin gündemine ilişkin konularda örneğin Meslek Fabrikası’nın kapatılması gibi Büyükşehir Belediyesi’nin yayında yer aldı. Siz de aynı duruşu devam ettirecek misiniz?

Daha çok ses çıkaracağız. Haksızlığın karşısında olacağız. Meslek fabrikası veya elektrik fabrikası gibi kent gündemindeki konularda, çevre komisyonu başta olmak üzere komisyon merkezlerini daha faal hale getireceğiz. Ancak raporlara ve alana dayanmayan açıklamalar yapmayacağız. Sadece dayanışma göstermeyip davalar açacağız. Örneğin meslek veya elektrik fabrikası gibi konularda bir sempozyum kurularak idare hukukçularının, akademisyenlerin ve avukatların bir araya getirilip bir sonuç bildirgesi ve büyük bir kamuoyu yaratabilirdik. Ama böyle bir şey yapılmadı.

Avukatların başka ne gibi sorunları var size göre?

Şu anda avukatlarımızın en önemli sorunlarından biri yoksulluktur; ekonomik zorluklar yaşamaktadırlar. Asgari ücretle çalışan ya da sigorta primleri asgari ücretten ödenen avukatlarımız bulunmaktadır. Bağlı çalışmanın koşulları çok zor, avukat sayısı çok fazla ve şartlar oldukça ağırdır. Mesleğimiz, kanun itibarıyla bağımsız yapılmak zorunda olan bir meslektir. Kanunun yazım ruhu da bunu gerektirir. Ancak iş organizasyonu itibarıyla bazı meslektaşlarımız işi fazla aldığında dikey organizasyona gitmek, ofisleri büyütmek zorunda kalmaktadır. Bu durum kendi içinde bir zorunluluk olabilir, ancak bizim amacımız bağımsız çalışmanın şartlarını oluşturmaktır. Eğer meslektaşlarımız bağlı çalışmayı daha konforlu buluyorsa o şekilde çalışabilirler, bu bir zorunluluk olmamalıdır.

ALTERNATİF ORGANİZASYON VE OFİS DESTEĞİ

Biz başka bir organizasyon modeli öneriyoruz. Bağımsız çalışmanın şartlarını oluşturmaya çalışacağız. Baronun genç ofis açtırması yıllardır önerdiğimiz bir konuydu, ancak bu çok sınırlı sayıda meslektaşımızın faydalanabileceği bir organizasyon durumundaydı. Bu uygulama şu anda Salihağa İşhanı'ndaki Konak baro binasında yapılıyor, bunu Bayraklı'ya, avukatların en çok olduğu yere taşıyacağız. Orada avukatlarımıza daha geniş bir alan sunacağız. Bu proje, meslektaşlarımızın büro açma zahmetini ve mobilya, kırtasiye, teknolojik malzeme ile toner gibi sarfiyat maliyetlerini büyük ölçüde kolaylaştıracaktır.

TÜKETİM KOOPERATİFİ GİRİŞİMİ

Tüketim kooperatifi kurulana kadar ilk adım olarak ilana çıkacağız. Avukat arkadaşlardan önümüzdeki iki ay içerisinde ofislerinde ihtiyaç duydukları eşyalar ve konularla ilgili talepleri toplayıp baro olarak pazarlığa oturacağız. 14 bin 600 üyemizin örgütlü gücünü pazarlık masasına yansıtarak yasa değişikliği gerektirmeyen pratik çözümler üreteceğiz. Bu süreci daha da geliştirerek, baronun da kurucuları arasında yer alacağı bir tüketim kooperatifi kuracağız. Bu kooperatif, avukatların birçok sorununa çözüm getirecek ve daha büyük işler yapabilecektir. Ancak bu önerimizi gündemleştirmelerini istediğimizde baro yönetimi bunu reddetmiştir. Bir baro yönetiminin tüketim kooperatifine neden karşı çıktığını anlamış değilim. Genç avukatlar meclisine karşı çıkmalarını ‘gençlerinizin seçilememesi’ gerekçesiyle anladık, ancak buna niye karşı çıkıyorlar anlamış değiliz.

RUHSAT BEDELLERİ VE STAJYER İLİŞKİLERİ

Bir diğer talebimiz ise ruhsat bedelleridir. Mesleğe başlarken ruhsat bedeli öderiz ve henüz hiçbir kazancımız olmadan mesleğe borçlu başlarız. Kanunen ruhsat bedeli ücreti, memur maaş katsayısının 2000 ile 8000 arasındaki baremleriyle çarpılarak belirlenir. Biz bu bedelin 2000 katsayısı oranıyla belirlenmesi yönünde önerge verdik, ancak kabul etmeyerek reddettiler. Genç avukatların daha az para ödemesine neden karşı çıkılıyor? Bugün genç avukatlar intihar ediyor. Bu sorunların çözülememesi intiharlara yol açıyor. Mesleğimiz usta-çırak ilişkisiyle başlayan ve devam eden çok zor bir meslektir. Eskiden bu ilişkiler vardı ancak artık kırılmış durumda. Çok fazla mezun olması ve ufak tefek ofislerin açılmasıyla bu usta-çırak ilişki ağı da bozuldu. Eskiden çözemediğimiz konularda ilgilenen meslektaşlarımız olurdu. Bu ruhsat bedellerini barolar belirler, genel kurulda belirlenir. Biz bu baremin düşük tutulmasını istedik ancak istemediler. Sonra da ‘avukatlardan aidat toplayamıyoruz’ diyorlar. Sen avukata nasıl bakarsan, avukat da sana öyle bakar.

Genel Kurul’un belirlendiği tarih uygun mu sizce?

Baro genel kurulu 17-18 Ekim tarihinde yapılmasına karar verildi. Ben diğer gruplarla ve bağımsız adayla yaptığım görüşmelerde genel kurulun 11 Ekim'de yapılmasını istedim. Nedeni ise iki yılda bir açılan ve özellikle genç avukat arkadaşlarımızın katıldığı marka vekillik sınavının 17-18 Ekim'de yapılacak olmasıdır. Bu sınava meslektaşlarımız, Ankara ve İstanbul'da girmektedir. Genç avukatların bu sınava katılabilmesi için tarihlerin çakışmaması gerektiğini belirttik, ancak kabul etmediler. Çağdaş grup da Cumhuriyetçi grup da 17-18 Ekim'de yapılmasını istedi. Buna ek olarak, genç avukatların daha az para ödemesine veya baro yönetim süreçlerine katılmasına neden karşı çıkıldığını anlamakta güçlük çekiyoruz. Durumu aktardığımız, İstanbul ve Ankara barolarının genel kurul için farklı tarihler belirlediğini aktardığımız baro yönetimindeki bir kişiden ‘O baroları o kadar beğeniyorsan oraya gidebilirsin’ şeklindeki söylemiyle karşılaştık. Bu yaklaşımı, avukatsız bir baro yönetme anlayışı ve kibrin bir yansıması olarak değerlendirmekteyiz. 17-18 Ekim tarihinin özellikle seçilmesinin arkasında, genç avukatların mevcut yönetime mesafeli durması ve gençlerin sandıklardaki oy potansiyelinin etkilenmesinin istenmesi olduğu düşünüyoruz. Cumhuriyetçi grubun da genç avukatların sandıklarından yeterli oy alamadığı için bu tarihte ısrarcı olduğu ihtimalini düşünüyoruz. Seçim tarihinin bu şekilde belirlenmesi, şehir dışına gidecek olan avukatların oy verme ve genel kurula katılma hakkını elinden almaktadır. Yönetim tarafından cumartesi günü şehir dışından servis kaldırılacağı söylenmiş olsa da, bu durum pazar günü oy kullanmaya gelecek avukatların cumartesi günkü genel kurullarda söz hakkı almasını, yönetimi ibra etmemesini veya bütçe ve kaynak kullanımını eleştirmesini engellemektedir. Muhalif seslerin ve bilinçli hukukçu tartışmalarının istenmediği, usulüne uygun davranan avukatların dışlandığı bir yönetim anlayışı sergilenmektedir. Bu durum, İzmir Barosu'nun ve genç avukatlarla baro arasındaki bağın geleceğini tehlikeye atmaktadır.

Peki İzmir Avukat Hareketi’nin söylemi nedir?

Mevcut baro yönetiminin aksine, İzmir Avukat Hareketi olarak, ‘Yalnız değilsiniz, İZAH var’ diyoruz. Baro gibi aktif bir çalışma yürütüyoruz. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz bazı önemli hukuki ve toplumsal mücadeleler oldu. 19 Mart Eylemleri ve Valiliğin sokağa çıkma ve eylem yasağı kararına karşı grup kararıyla bireysel davalar açılmış, İdare Mahkemesi kararı iptal etmiştir. Bu sonuçla birlikte, vatandaşların yargılandığı davalar hukuka aykırı emir niteliği taşıdığı gerekçesiyle düşmüş ve beraatle sonuçlanmıştır. Genç avukatların büro açarken faydalandığı bir yıllık Bağ-Kur prim desteğinin KHK ile iptal edilmesine karşı davalar açılmış ve bu hak bireysel olarak kazanılmıştır. Bu desteğin tekrar uygulanması ve üç yıla çıkarılması için Meclis nezdinde girişimlerde bulunacağız. Ayrıca vatandaşların sağlık hakkı savunularak HPV aşılarının ulusal aşı programına alınması için dava açılmış ve kazanılmıştır. Barolar birliğinin pul paralarından oluşan muazzam bir bütçesi ve fonu bulunmaktadır. Bu fonun tüm avukatlara ücretsiz HPV aşılarının uygulanması için kullanılmasını talep edeceğiz ve bunu Barolar Birliği'nin gündemine taşıyıp çalışmasını yapacağız. Bu gerçekleşene kadar en azından İzmir Barosu bünyesinde, öncelikle kadın meslektaşlarımızdan başlayarak stajyer avukatlarımıza HPV aşılarının yaptırılmasını sağlayacağız. Bu aşıların genç yaşlarda yapılması çok hayati ve önemlidir. Gördüğünüz gibi barolar, sosyal haklar açısından da insanlar için çok büyük bir öneme sahiptir.

LİSTEMİZDE PATRON AVUKAT YOK

Öte yandan genç meslektaşlarımız kendi ofislerini kolayca açamadıkları için mesleğe bağlı çalışan olarak başlamaktadır. Bu durumdaki meslektaşlarımızın sorunlarına dikkat çekmek amacıyla aday listemizde bağlı çalışan avukat arkadaşlara yer verdik. Yönetim ve denetim kurullarımızda bu adaylarımız bulunmaktadır. Listemizde üç-beş avukat çalıştıran küçük bürolar veya büyük hukuk bürolarının patronları yer almamaktadır. Diğer grupların aksine bizim listemizde patron avukat bulunmamaktadır; biz avukatlığın bağımsızlığını öne çıkaran bir grubuz. Bunun yanı sıra Baro, kişisel kariyerin veya siyasi atlama tahtalarının yeri olmamalıdır. Siyaset ve politika yapılabilir; ancak mesleğimizin felsefesinden ve insan hakları hukukundan beslenerek hak arayan bir örgüt olmalıdır. Baro, sadece avukatların değil, vatandaşın da hak ve mücadele örgütüdür. Mevcut yönetimlerin grupçu anlayışları avukatları örgütsüz bırakmış ve barodan uzaklaştırmıştır. Biz avukatları yeniden örgütlü kılmak zorundayız; çünkü avukatlık kahramanlık değil, örgütlü yapılabilen bir meslektir. Ülkedeki anti-demokratik uygulamalar tek başına iktidarın tasarrufuyla oluşmamıştır; bizler alandan ve örgütlülükten çekildiğimiz için bu noktaya gelinmiştir. Toplum çok fazla apolitize edilmiştir. Bir televizyon programında canlı yayında bana ‘Korkmuyor musunuz?’ demişlerdi. Şunu söyledim: Örgütsüz olan insan korkar; ben örgütlüyüm, benim barom var ve tek başıma değilim. Avukatlar çok yalnız kaldı ve korkuyor; ancak biz korkuyu yöneterek baroyu yönetmeyeceğiz. Beraber her şeyi göğüsleyeceğiz.

Genel Kurul’da iddialı mısınız?

Evet, iddialıyız, alandayız ve organizeyiz. Arkadaşlarımızla alandan besleniyoruz. Bu cümleler benim değil, alandaki liyakatli arkadaşlarımızın programa yansıyan cümleleridir. Yani ben onların sesiyim, sözcüsüyüm.

Baro’nun mevcut sportif ve sanatsal faaliyetleri sizin döneminizde de devam edecek mi?

Edecek, hatta bütçeyi artıracağız. Mesela şu anda Baronun bir tiyatro topluluğu var. Onun kurucularından olan yönetim kurulu adayımız Telat Bey var. Sadece çalışmalar sırasında Baro önceden bir kumanya veriyormuş ve arkadaşlara su ikram ediyormuş. Ayda sadece 30 bin liralık bir bütçe ayırmışlar. Biz daha fazla bütçe ayırmaya çalışacağız ve çalışma yerleri organize edeceğiz. Çünkü onlar Baronun görünen yüzü ve meslektaşlarımızın bu zorlu hayatta birbirlerine tutunarak var oldukları bir yer. Kültür sanat faaliyetleri bu açıdan önemli. Elimizden geldiğince daha fazlasını yapmaya çalışacağız. Öte yandan yerel yönetimler ve kurumsal iletişim önceliklerimizden biri. Yerel yönetimlerin kapısını çalmaya mecburuz. Savcılıklarla iletişimimizi artırmak zorundayız. Muhalif de olsak her yolu deneyeceğiz, sadece tek bir yolu değil. Her aşamadan avukatları bilgilendirip kamuoyu yaratarak gideceğiz. Avukatların o sayısını örgütsel güce çevirip o basınçla bir çok istediğimizi alacağız. Pazarlık gücümüzü her alanda artıracağız, çünkü şu anda avukatların pazarlık gücü çok düşük.

Avukatlar kendilerini baroya ait hissedecekler mi?

Kesinlikle hissedecekler. Şundan dolayı; her komisyon ve merkez, kendi yürütme kurullarını seçimle belirleyecek. Şu anda atamayla belirlenen yerler var. En basitten şu taahhüdü vereyim: Baro genel kurulunun gündemini yönetim kurulu belirler. Normalde biz zorla dilekçeler verip ‘bizi de gözetin’ derken, biz şunu yapacağız: Genel kurul yapılmadan, gündem belirlenmeden bir-iki ay önce ilan edeceğiz. ‘Baro genel kurulu gündemi belirlenecek, şu tarihe kadar gündem önerilerinizi bize iletin’ diyeceğiz. Kanunen sakıncalı bir durum yoksa bu önerileri gündeme sunacağız. Bu bile arkadaşların genel kurula teveccühünü artıracaktır. Genel kurulu çalıştıracağız. Şimdi ne oluyor biliyor musunuz? Avukat meslektaşlarımız genel kurula gelmiyor, imza tamamlamak akşam saat 6'yı buluyor. Niye? Çünkü genel kurulu ‘mış gibi’ yapıyorsunuz. Eğer gündem zenginliği yaratıp bu gündemlerle genel kurula giderseniz, avukat arkadaşlar gelir, orayı ev gibi görür ve tartışır. Genel kurul baronun en üst karar organıdır ama şu anda genel kurulu sakatlamış durumdasınız. Seçimlere baktığımızda; 13.600 üye kayıttayken 2024 yılında 6.200 civarı avukat meslektaşımız oy kullanmaya gelmemiş. Bu sene de seçimleri sınav gününe koydular. Bakalım yüzde kaç oranında katılım olacak. Bunun için biz grup olarak ‘Sandığa Gel’ kampanyası başlattık. Kime oy verdikleri önemli değil, yeter ki baroya sahip çıksınlar ve sandığa gelsinler. Katılım artsın.

Avukatlar için başka nasıl projeleriniz var?

Avukatlarımız çok dezavantajlı; saldırıya uğruyoruz, güvenlik sorunumuz var, tehdit altındayız. Baktığımız davalarla özdeşleştiriliyoruz. Zayıf görüldüğümüz için bunlara uğruyoruz ve örgütsüz bırakıldık. Avukat Hakları Merkezlerimizin donanımını ve örgütlülüğünü artıracağız. Mevcut yönetim ise bunun yerine ‘Nöbetçi Yönetim Kurulu Hattı’ diye bir hat yapmış. Avukatın başına bir şey gelirse o hattı araması bekleniyor. Biz ise avukatın başına bir şey gelirse o hakkı aratmayacak, sorunları kökten çözecek bir sistem kuracağız. Nöbetçi Avukatlık ve Acil Müdahale Sistemi kuracağız. Nöbetçi avukatlık sistemi açılsa da açılmasa da nöbetçi olunacaktır; ancak açıldığında arkadaşlara şu söylenmektedir: Seçim zamanı tasarruflar farklıdır ama ‘Tutanak tut meslektaşım, uzak oraya gelemeyiz’ denmez. Seçim zamanı tasarruflar farklı olsa da tutanak tutma meselesi önemlidir. Bunun yerine biz bölgesel olarak nöbetler örgütleyeceğiz, Avukat Hakları Merkezinde acil müdahale birimi kuracağız ve bütçeyi buna göre organize edeceğiz. Baro yönetiminin önceliği avukatın can güvenliği, durumunun güçlendirilmesi ve dezavantajlı hâlinin her anlamda zayıflatılmasıdır. Acil müdahale birimi belirlenecek ve nöbet usulüyle meslektaşlarımız bir saat usulüyle şikâyetin geldiği yere baro araçlarıyla yetiştirilecektir. Siyah plakalı araçlarımız resmi olup, içinde yazıcı, bilgisayar bulunduracaktır. Ayrıca araçta, baro başkanı tarafından ıslak imzalı görev yazısı yer alacaktır. Avukatımız karakola veya savcılığa gittiğinde, elindeki kâğıtla ‘Baro adına avukat hakları bu olaya müdahale etmekle görevlendirildim’ diyebilecektir. Baro, kurumsal ciddiyetine uygun bir şekilde hareket edecektir. Bu şekilde organize bir gidiş bile işin yarısını çözer; çözemezse sırasıyla bir saat esasıyla avukat hakları yürütme kurulu üyeleri, yönetim kurulu üyeleri ve en son başkan gidecektir. Her müdahale edilen olaya örnek tutanaklar, dilekçeler ve davalar açılacak, sonuna kadar gidilerek bir içtihat bilgi bankası yaratılacaktır. Dolayısıyla avukatlar bu konforu yaşadığında baroya koşa koşa geleceklerdir. Geçmişte bağımsız avukatlığın teminatı olan ve adli yardımda da deneyimlediğimiz sistemden yetiştim. Sistemde yabancılaşma yaşamamak ve alanda olmak adına taahhüdümüz şudur: Yönetim kurulu üyeleri olarak hepimiz üç ayda bir, gece gündüz demeden birer soruşturma görevi alacağız. Alana hâkim olacağız; karakolda, savcılıkta ve sorguda yaşanan sıkıntılara karşı bir davranış modeli geliştireceğiz. Buradan edindiğimiz ücretleri da Avukat Hakları Merkezi’nin o birimine bağışlayacağız. Sizin başınıza bir şey gelse ‘Ben barodan avukat istiyorum’ dediğinizde görevlendirilen avukatlar ücretsiz bir şekilde bizler oluyoruz. CMK zorunlu müdafi vekil görevlendirmelerinde bölgesel örgütlenmeye gideceğiz. Bölgeler kendi sorumlularını seçecek, bu sistemi yönetecek ve sorumlulardan oluşan kurul, CMK sisteminin eğitim müfredatını ve kadrosunu belirleyecektir. Gördüğünüz gibi kendini ve avukatları yöneten bir baro var edeceğiz. Bu bir ütopya değildir; eskiden gelenekte böyleydi. Üstatlarım bu geleneği bana devrettiler, ben de geldiğimde barolar bu hâldeydi ve artık bu geleneği devretme vaktim geldi. Bugüne kadar hiçbir siyasetçiden bir yerde üyeliğim veya adaylığım olmamıştır. Genç arkadaşlar bugüne kadar gördükleri örnekleri, yöneten arkadaşlar da kendi örneklerini mutlak saymasınlar ve kendilerinden bu kadar razı olmasınlar. Başka örnekler, deneyimler ve baro tarihleri vardır; hiç kimse tarihi kendi ile başlatmasın. Barolarımızın ve avukatlığın mücadele gelenekleri vardır. Biz de bu geleneklere şahit olduk ve devraldık. İzmir Barosunun daha kurumsal, demokratik teamüllerle yönetilen bir kurum olmasını ve demokratik kurumsal işleyişin var edilmesini istiyoruz.

Muhabir: İlker Çoban