İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda farklı ülkelerden yerel yönetim temsilcileri, uluslararası kuruluşlar ve uzmanlar bir araya geldi. Biyolojik çeşitliliğin korunması ve doğanın kent yaşamına dahil edilmesi gündemiyle düzenlenen program, oturumlar, tematik masa çalışmaları ve saha gezileriyle sürecek.
Okyay: İklim ve biyolojik çeşitlilik birlikte ele alınmalı
Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, biyolojik çeşitlilik kaybı ile iklim değişikliğiyle mücadelenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Okyay, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da COP17’nin başladığını, Türkiye’nin ise gelecek ay Antalya’da COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını hatırlattı. Biyolojik çeşitliliğin sağlıklı ekosistemlerin yanı sıra gıda güvenliği, temiz su, insan sağlığı ve toplumsal refah için temel olduğunu ifade eden Okyay, kentlerin bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Arazi kullanımı, konut, altyapı ve kamusal alanlarla ilgili kararların biyolojik çeşitlilik kaybını artırabileceğini ya da bu kaybın önüne geçilmesine katkı sunabileceğini kaydetti. İzmir’in doğayla iç içe kent kimliğine de değinen Okyay, Gediz Deltası’nın Akdeniz’in en büyük flamingo kolonilerinden birine ev sahipliği yaptığını belirtti. Kent merkezindeki eski sanayi alanlarının da doğaya ve insanlara yeniden kazandırılabileceğini ifade eden Okyay, yaklaşımın insan, hayvan ve ekosistem sağlığı arasındaki bağlantıyı esas alan Tek Sağlık anlayışına dayandığını dile getirdi. Geçen yıl pakta katılan İzmir’in, biyolojik çeşitliliği kent politikalarının merkezine alma kararlılığının güçlendiğini söyledi.

COP17’ye sunulacak ortak bildiri görüşülecek
Okyay, yerel yönetimlerin küresel çevre politikalarında daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Kentlerin karar alma süreçlerine katılması, daha geniş yetkilere ve doğrudan finansman kaynaklarına erişmesi gerektiğini belirten Okyay, paktın siyasi liderlerinin COP17’ye sunulacak ortak bildiriyi görüşeceğini aktardı. Bildiride kentlerin yalnızca küresel hedefleri uygulayan değil, bu hedeflerin oluşturulmasına da katkı sunan ortaklar olduğunun vurgulanmasının önemine dikkat çekti.
Berlin Kentsel Doğa Paktı Koordinasyon Ofisi Berlin Temsilcisi ve Koordinatörü Sandra Naumann, toplantının kentler arasındaki iş birliğini güçlendirdiğini söyledi. Paktın 2021-2022 yıllarında şekillenmeye başladığını ve farklı bölgelerden yaklaşık 90 kenti bir araya getirdiğini belirten Naumann, kentlerin somut adımlar atmasının yanı sıra deneyim paylaşımı ve dayanışmayla biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sunduğunu ifade etti.
Lepori: Kentlerde biyoçeşitlilik lüks değil
Berlin Kentsel Doğa Paktı Koordinasyon Ofisi ICLEI Europe Temsilcisi ve Koordinatörü Paola Lepori, biyolojik çeşitliliğin kentlerde bir lüks olarak görülmemesi gerektiğini kaydetti. Konut, ulaşım ve ekonomi gibi önceliklerin gündemde olduğu kentlerde doğanın geri planda kalabildiğini belirten Lepori; ağaçlandırma, doğal alanların iyileştirilmesi ve koruma çalışmalarının sürdürülmesinin önemini vurguladı. Farklı kentleri ortak amaç çevresinde buluşturan paktın, doğayı korumaya çalışan yerel yönetimler arasındaki bağı güçlendirdiğini söyledi. Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) temsilcisi Lorena Skuto da IUCN Genel Direktörü Dr. Grethel Aguilar adına yaptığı konuşmada, sağlıklı ekosistemlerin kentlere katkılarını anlattı. Doğal alanların havayı ve suyu temizlediğini, sel riskini azaltabildiğini ve kentlerde sıcaklığın dengelenmesine yardımcı olduğunu belirten Skuto, doğanın insan sağlığını, toplumsal refahı ve kentlerin afetlere karşı direncini desteklediğini ifade etti. Berlin Kentsel Doğa Paktı’nın kentler arasında deneyim paylaşımını ve koruma çalışmalarını güçlendirdiğini kaydetti.
Kraus: Biyoçeşitlilik kent planlamasının parçası olmalı
Berlin Eyaleti İklim Eylemi ve Çevre Daimi Müsteşarı Andreas Kraus, planlama ve yatırım kararlarının kentlerdeki biyolojik çeşitliliği doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Doğanın korunmasının kentsel gelişimin temel unsurlarından biri olması gerektiğini belirten Kraus, Berlin öncülüğünde başlatılan paktın daha fazla kenti bir araya getirmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi. Kraus, iklim değişikliğiyle mücadele ve doğanın korunmasında yerel yönetimlerin önemli sorumlulukları bulunduğunu vurguladı.
Dublin Belediye Başkan Yardımcısı Alison Field ise kentlerde yeşil alanların çoğaltılması, çocukların doğayla buluşturulması ve yerel gıda üretiminin desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Doğayla temasın yaşam kalitesini ve çocukların çevre bilincini artırdığını belirten Field, su sıkıntısı ve savaşların gıda tedarikini etkileyebileceğine işaret ederek yerel üretimin önemini dile getirdi.
Panelde kent politikaları değerlendirildi
Prof. Dr. Pınar Okyay’ın moderatörlüğündeki panelde doğanın kent planlamasına dahil edilmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması ve yerel yönetimlerin çevre politikalarındaki rolü konuşuldu. Panele İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Elvin Sönmez Güler, Berlin Eyaleti İklim Eylemi ve Çevreden Sorumlu Müsteşarı Andreas Kraus, Dublin Belediye Başkan Yardımcısı Alison Field ve Matosinhos Belediye Meclis Üyesi Manuela Alvares katıldı. Sürdürülebilir kentler için uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi de gündeme geldi. Toplantının ilk gününde Tarihi Asansör’de düzenlenen törenle İrlanda’nın Dublin, Macaristan’ın Veszprém ve Portekiz’in Matosinhos kentleri Berlin Kentsel Doğa Paktı’na dahil oldu. İzmir’de 21 Ekim’e kadar sürecek program, oturumlar, tematik masa çalışmaları ve saha gezileriyle devam edecek.





