Küresel iklim değişikliğinin kıyı kentleri üzerindeki etkileri tartışılırken, bilimsel çalışmalar İzmir açısından deniz seviyesindeki yükselişe dikkat çekiyor. Küresel ısınma ve buzulların erimesine bağlı olarak deniz seviyesinde yaşanan artışın sürmesi halinde İzmir'in özellikle alçak kıyı bölgelerinde uzun vadeli su baskını ve kalıcı alan kaybı riskinin büyüyebileceği belirtiliyor.
İklim istihbaratı şirketi AlphaGeo tarafından hazırlanan ve dünyanın en büyük 72 kentinin değerlendirildiği İklim Riski ve Dayanıklılık Endeksi de kentlerin iklim değişikliği karşısındaki durumunu gündeme taşıdı. Araştırmada Ankara beşinci, İstanbul ise sekizinci sırada yer aldı. Ancak Türkiye'nin kıyı kentlerine yönelik bilimsel çalışmalar, deniz seviyesindeki yükseliş nedeniyle farklı bir risk alanına işaret ediyor.
İzmir'de deniz seviyesindeki yükselişe dikkat
Bilimsel çalışmalarda küresel iklim değişikliği ve buzulların erimesiyle bağlantılı deniz seviyesi artışının İzmir'in alçak kıyı bölgelerinde uzun vadeli su baskını riskini artırdığı ortaya konuluyor.
İzmir açısından dikkat çekilen bir diğer konu ise bazı bölgelerde ölçülen zemin çökmesi. Bu durumun deniz seviyesindeki yükselişle birleşmesi halinde kıyı bölgelerindeki tehlikenin daha da büyüyebileceği ifade ediliyor.
Uzmanlar, Türkiye'nin kıyı şeritlerinde yalnızca deniz seviyesindeki yükselişin değil; deniz taşması, aşırı hava olayları ve olası tsunami etkilerinin de birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Ege kıyılarındaki tarihi alanlar da risk altında
Deniz seviyesindeki yükseliş tehdidi yalnızca yerleşim alanlarıyla sınırlı değil. Ege ve Akdeniz kıyılarında bulunan bazı tarihi ve arkeolojik alanların da iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle risk taşıdığı belirtiliyor.
İzmir Bergama'daki Elaia Antik Liman Kenti, yükselen deniz seviyesi nedeniyle yüksek risk taşıdığı belirtilen alanlar arasında bulunuyor. Muğla'daki Knidos ve Kaunos da aynı tehditle karşı karşıya olan tarihi ve arkeolojik alanlar arasında gösteriliyor.
Ankara beşinci, İstanbul sekizinci sırada
AlphaGeo'nun araştırmasında dünyanın 72 büyük kentinin iklim tehlikelerine karşı dayanıklılığı incelendi. Chicago'nun ilk sırada bulunduğu endekste Ankara beşinci, İstanbul sekizinci sıraya yerleşti.
Araştırmada iç ve kıyı selleri, aşırı sıcaklık, kuraklık, orman yangınları ve kasırga rüzgarları dahil altı fiziksel tehlike dikkate alındı. Kentlerin mevcut altyapıları ve iklim risklerine uyum kapasiteleri de hesaplamaya dahil edildi.
Ankara'nın fiziksel iklim risk puanı 19 olarak hesaplanırken, mevcut uyum önlemleri dikkate alındığında bu puanın 11'e gerilediği belirtildi. Ankara'nın iklim risklerini azaltma kapasitesi yüzde 42,1 olarak belirlendi.
İstanbul'un fiziksel risk puanı ise 20 olarak hesaplandı. Uyum önlemleri sonrasında kalan risk puanı 13 olurken, İstanbul'un iklim risklerini azaltma oranı yüzde 35 olarak kaydedildi.
İstanbul'da 120 kilometrekarelik alan gündemde
Endekste üst sıralarda bulunmanın kentlerin iklim değişikliğinden kaynaklanan tehlikelerden tamamen uzak olduğu anlamına gelmediği vurgulanıyor. AlphaGeo, sonuçların kentlerin tamamına ilişkin ortalamaları yansıttığını ve aynı kent içerisindeki mahalleler ile bölgeler arasında önemli farklılıklar bulunabileceğini belirtiyor.
İstanbul'a yönelik çalışmalarda, mevcut iklim eğilimlerinin devam etmesi halinde 2050'ye doğru kıyı bölgelerinde önemli risk oluşabileceği belirtiliyor. Kentte 6 milyondan fazla kişinin yaşadığı yaklaşık 120 kilometrekarelik alanın deniz seviyesindeki yükselmeden etkilenebileceği öngörülüyor.
Buzullardaki gerileme yüzde 80'e ulaştı
Türkiye'deki buzulların küçülmesi de iklim değişikliğinin ülkedeki göstergeleri arasında yer alıyor. Erciyes'te yaklaşık 700 metre uzunluğunda olduğu belirtilen buzulun günümüzde 130 metre seviyesine kadar gerilediği ve kayıp oranının yüzde 80'e ulaştığı ifade ediliyor. Türkiye'nin doğusundaki diğer buzullarda da benzer ölçekte gerilemeler yaşandığı belirtiliyor.





