Manisa’nın Gördes ilçesinde, Gördes Çayı üzerinde inşa edilen Gördes Barajı, İzmir’e içme suyu temin etmek ve bölgedeki tarım arazilerini sulamak amacıyla planlandı. Yapımına 1998 yılında başlanan baraj, 2009 yılında tamamlandı, 2011 yılında ise resmen hizmete girdi. Yaklaşık 250 milyon liralık yatırım bedeliyle hayata geçirilen baraj, açılışından kısa süre sonra su tutmaması nedeniyle kamuoyunun gündemine oturdu.
Barajın hizmete alınmasından yalnızca bir yıl sonra, gövde tabanı ve yamaçlarında ciddi su sızıntıları olduğu iddiaları ortaya atıldı. Uzmanların ve yerel yöneticilerin değerlendirmelerine göre, barajın inşa edildiği bölgenin karstik, yani geçirgen jeolojik yapıya sahip olması, suyun baraj gölünde birikmek yerine yer altına sızmasına neden oldu. Bu durum, Gördes Barajı’nın en temel yapısal sorunlarından biri olarak kayda geçti.

Gördes Barajı ne zaman düzenlendi?
2013 yılında, barajdaki sızıntıyı önlemek amacıyla beton enjeksiyon çalışmaları yapıldı. Ancak bu müdahale de kalıcı bir çözüm sağlamadı. Sorunun devam etmesi üzerine 2015 yılında baraj tamamen boşaltıldı. Aynı yıl yaklaşık 20,8 milyon lira harcanarak baraj tabanında geomembran kaplama çalışmaları gerçekleştirildi. Bu işlemlerin ardından 2016 yılından itibaren baraj yeniden su tutmaya başladı ancak hiçbir dönemde planlanan seviyelere ulaşamadı.
Teknik sorunların yanı sıra iklim krizi ve kuraklık da Gördes Barajı’nın doluluk oranlarını doğrudan etkiledi. Özellikle 2025 ve 2026 yıllarında Ege Bölgesi’nde yağışların mevsim normallerinin oldukça altında kalması, barajı besleyen akarsuların debisinin ciddi biçimde düşmesine yol açtı. Artan hava sıcaklıklarıyla birlikte yüksek buharlaşma oranları da, barajda biriken sınırlı miktardaki suyun hızla kaybolmasına neden oldu.
Bölgedeki yoğun tarımsal faaliyetler ve buna bağlı yer altı suyu kullanımı da havzadaki su dengesini olumsuz etkileyen unsurlar arasında yer aldı. Baraj suyunun azalmasıyla birlikte, çiftçilerin yer altı sularına yönelmesi, özellikle kaçak kuyuların artması, su kaynakları üzerindeki baskıyı daha da artırdı.
Gördes Barajı, teknik ve çevresel sorunların ötesinde, İzmir kamuoyunda uzun yıllardır siyasi tartışmaların da merkezinde yer aldı. Devlet Su İşleri’nin (DSİ) İzmir’e su getirdiği yönündeki açıklamalarına karşılık, İzmir Büyükşehir Belediyesi yöneticileri barajın su tutmadığını ve buna rağmen İZSU’nun barajın bedelini ödemeye devam ettiğini dile getirdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanlarından Aziz Kocaoğlu, 2019 yılında yaptığı açıklamada, Gördes Barajı’nın su tutmadığını vurgulayarak, barajdan fiilen su alınamadığını ifade etti. 2022 yılında dönemin belediye başkanı Tunç Soyer de benzer bir değerlendirmede bulunarak, barajın tabanında ve tünelinde ciddi sorunlar olduğunu, İzmir’e taahhüt edilen suyun sağlanamadığını ve buna rağmen DSİ’ye yüksek tutarlarda ödeme yapıldığını açıkladı.
DSİ ile İZSU arasında 2006 yılında imzalanan protokole göre, İzmir’e yılda 59 milyon metreküp su verilmesi karşılığında barajın toplam yapım bedeli olan yaklaşık 270 milyon liranın 30 yıl boyunca DSİ’ye ödenmesi kararlaştırıldı. Ancak barajdan İzmir’e verilen su miktarı hiçbir yıl bu taahhüdün yarısına dahi ulaşmadı. 2015’in ikinci yarısından 2018’e kadar olan yaklaşık 3,5 yıllık süreçte ise, barajdaki su seviyesi güvenli çekim sınırının altına düştüğü için İzmir’e Gördes’ten hiç su alınamadı.
Bu süreçte İzmir’in, kendi kaynaklarıyla su ihtiyacını karşıladığı ve kent genelinde ciddi bir su krizi yaşanmadığı da resmi kayıtlara yansıdı.
Barajla ilgili teknik tartışmaların en dikkat çeken başlıklarından biri, saniyede yaklaşık 2 bin litre su kaçağı olduğu iddiası oldu. DSİ 2. Bölge eski müdür yardımcısı Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Hasan Baykal, barajın sağ yamacında karstik boşluklar bulunduğunu, bu durumun proje aşamasında raporlandığını ancak maliyet ve süre gerekçeleriyle önerilen önlemlerin tam olarak uygulanmadığını dile getirdi. Baykal, su tutulmaya başlandığında yüksek hidrostatik basınç nedeniyle ciddi kaçakların oluştuğunu ifade etti.
Bu iddialar, CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan tarafından Meclis gündemine taşındı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise verdiği yanıtta, barajda saniyede 2 bin litre su kaçağı olduğu iddiasını reddederek, baraj gövdesinde herhangi bir kaçak bulunmadığını ve su seviyesinin düzenli olarak online sistemlerle izlendiğini belirtti. Bakanlık, yapılan zemin iyileştirme çalışmalarının sorunu giderdiğini savundu.
Buna karşın, muhalefet temsilcileri ve bazı uzmanlar, barajın doluluk oranlarının yıllar boyunca düşük kalmasının yalnızca kuraklıkla açıklanamayacağını ve teknik sorunların tam olarak çözülmediğini dile getirmeye devam etti.
1 Şubat 2026 itibarıyla İzmir barajlarındaki doluluk oranları da Gördes Barajı’nın durumunu net biçimde ortaya koydu. Güzelhisar Barajı yüzde 43,37, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı yüzde 27,38, Tahtalı Barajı yüzde 6,13 doluluk oranına ulaşırken, Gördes Barajı’nın doluluk oranı yüzde 0 olarak açıklandı. Bu tablo, Gördes’teki sorunun yalnızca yağış eksikliğiyle sınırlı olmadığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Aradan geçen yıllara rağmen Gördes Barajı, planlanan işlevini tam olarak yerine getiremedi. Teknik kusurlar, iklim koşulları ve idari süreçler arasındaki belirsizlikler, barajı Türkiye’nin en çok tartışılan su projelerinden biri haline getirdi. Gördes Barajı’nın geleceğine ilişkin belirsizlik ise hem İzmir’in su politikaları hem de kamu yatırımlarının verimliliği açısından tartışılmaya devam ediyor.




