İstanbul’da Taşdelen Mahallesi’ndeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana gelen olayda Biyoloji öğretmeni 44 yaşındaki Fatma Nur Çelik, öğrencisi F.S.B.’nin bıçaklı saldırısında ağır yaralandı. Çelik, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Öğretmenini öldüren 17 yaşındaki F.S.B emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilirken yaşanan cinayet, ülke genelinde öğretmenler tarafından protesto edildi. İzmir’deki eylemlerin merkezi ise Konak Meydanı oldu. Başta Birleşik Kamu-İş olmak üzere Eğitim Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen üyeleri iş bıraktı.
‘Bıçakla okula girdi’
Birleşik Kamu-İş İzmir İl Başkanı Barış Düdü, yaptığı açıklamada, “Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Yani eğitim yuvasında. Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde bu cinayet işlendi. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesini ‘münferit bir olay’ diye niteleyemeyiz. Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur” dedi.
‘Kaç öğretmen ölmeli?’
Öğrenciyle ilgili rehberlik bölümünün görüşmeler yaptığını da söyleyen Düdü, “Tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmekte. Buna rağmen gerekli önlemler alınmadı. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz. Buradan açıkça söylüyoruz: Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez. Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek? Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, ‘herkes öğretmenlik yapabilir’ diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir” ifadelerini kullandı. FİLİZ EROL
‘Bu anlayışla cinayetler sürer’
Eğitim yuvalarının iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olması gerektiğine dikkat çeken Birleşik Kamu-İş İzmir İl Başkanı Barış Düdü, “Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz. Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür. Eğer eğitim kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp piyasalaştırılırsa, okullar siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çevrilir ve liyakatsiz yöneticilerle doldurulursa benzer cinayetlerin yaşanılması kaçınılmaz olur. O nedenle ‘Eğitimde Şiddet Yasası’ derhal çıkarılmalı. Artık öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmak istiyor” şeklinde konuştu.




