İzmir’in ilçeleri ve semtleri yalnızca bugünkü kent yaşamının adreslerini değil, yüzyıllar boyunca değişen dillerin, medeniyetlerin, coğrafi özelliklerin ve yerel anlatıların izlerini de taşıyor. Kentin farklı noktalarında bugün kullanılan birçok yer adı, zaman içerisinde telaffuz değişikliklerine uğrayarak veya eski isimlerin Türkçeleşmesiyle bugünkü biçimine kavuştu.

Karşıyaka adının geçmişi Kordelya’ya uzanıyor
Karşıyaka’nın eski isimlerinden biri Kordelya olarak biliniyor. Bölgenin adının Fransızcada “arslan yürek” anlamına gelen “Coeur de Lion” ifadesinden veya sahilin kordon ve kurdele benzeri yapısından kaynaklanan “Kordelya” adından bugünkü Karşıyaka biçimine dönüştüğü belirtiliyor.
Zaman içerisinde halk dilinde yaşanan değişimlerle birlikte eski kullanım yerini Karşıyaka adına bıraktı. Böylece bugün İzmir’in en bilinen yer adlarından biri olan Karşıyaka ismi ortaya çıktı.

Bornova’nın eski adları Akropedon ve Pirino Barys
Bornova’nın isim geçmişi de antik dönemlere kadar uzanıyor. Bölge, geçmişte “Akropedon” ve “Pirino Barys” gibi isimlerle anılıyordu. Türklerin bölgeye yerleşmesinin ardından eski isimler zaman içerisinde dilde değişime uğradı. Bu değişim sonucunda yerleşimin adı bugünkü Bornova biçimini aldı.

Foça’nın adı antik Phokaia’dan geliyor
Foça’nın isim kökeni, Antik Çağ’da burada kurulan İyon yerleşimine dayanıyor. Bölgede denizde yoğun olarak görülen foklardan dolayı kente Yunancada fok anlamıyla ilişkilendirilen “Phokaia” adı verildi. Antik dönemde kullanılan Phokaia ismi, yüzyıllar içerisinde değişerek günümüzde kullanılan Foça adına dönüştü.

Göztepe adının geçmişinde Aya Agapi bulunuyor
İzmir’in önemli semtlerinden Göztepe’nin ismi, bölgede bulunan bir tepenin eski Rumca adına kadar uzanıyor. Tepenin “Kutsal Sevgi Tepesi” anlamına gelen “Aya Agapi” adıyla anıldığı belirtiliyor. Aya Agapi ismi zaman içerisinde Türkçeleşti ve halk arasında yaşanan söyleyiş değişiklikleri sonucunda Göztepe biçiminde kullanılmaya başlandı.

Çeşme ismini su kaynaklarından aldı
Çeşme’nin adı ise doğrudan bölgenin doğal özellikleriyle bağlantılı. İlçede bulunan bol ve soğuk su kaynakları ile bu kaynaklardan gelen suların aktığı tarihi çeşmeler, yerleşimin adının oluşmasında belirleyici oldu. Bu özellikler zaman içerisinde bölgenin Çeşme adıyla anılmasını sağladı ve isim günümüze kadar ulaştı.

Pergamon zamanla Bergama oldu
Bergama’nın adı, antik dönemde kullanılan Pergamon isminin zaman içerisinde Türkçeleşmesiyle ortaya çıktı. Ancak ismin geçmişi Pergamon’dan da daha eski dönemlere uzanıyor.
Helenlerden önce Batı Anadolu’da yaşayan Pelasglar ve Luviler döneminde bölge “Parg-a-uma” adıyla biliniyordu. Bu isimdeki “Perg” veya “Berg” bölümü burç ya da kale, “uma” bölümü ise halk anlamı taşıyordu.
Helenleşme sürecinde Parg-a-uma adı Pergamon biçimine dönüştü ve kent Antik Çağ boyunca bu isimle anıldı. Zaman içerisinde Pergamon ismi de Türkçeleşerek Bergama halini aldı.

Konak’ın adı sahildeki görkemli konaktan geldi
İzmir’in merkezindeki Konak ilçesinin adı, 18. yüzyılda bölgede yaptırılan bir yapıdan geliyor. Yörenin derebeylerinden Katipzade Mehmet Çelebi tarafından sahile yakın bir noktada görkemli bir konak yaptırıldı. Zaman içerisinde bu yapı bulunduğu çevrenin adıyla özdeşleşti ve bölge Konak olarak anılmaya başladı.

Gaziemir adında Gazi Umur Bey’in izi bulunuyor
Gaziemir’in isim geçmişi 14. yüzyıla ve Aydınoğulları Beyliği dönemine dayanıyor. Bölgede yaşayan Aydınoğlu Gazi Umur Bey, söz konusu toprakları “Seyyid Mükerremüddin Zaviyesi”ne vakfetti. Gazi Umur Bey’in adı zaman içerisinde halk arasındaki söyleyiş değişikliklerine uğradı. Bu ses değişimleri sonucunda yerleşimin adı bugünkü Gaziemir biçimini aldı.

Buca isminin kökeni eski Yunancaya dayanıyor
Buca’nın adının eski Yunancadaki “Kohi” kelimesinden türediği tahmin ediliyor. Kohi, “kapalı bir açının iç tarafı veya dibi” anlamına geliyor. Kelimenin zaman içerisinde geçirdiği dil ve telaffuz değişiklikleriyle bölgenin adı Buca biçimine dönüştü.

Dikili adının geçmişinde zeytinlikler var
Dikili’nin ismi bölgedeki zeytinliklerle bağlantılı bir geçmiş taşıyor. Yerleşimin adı, zeytin ağaçlarının dikildiği yer anlamında kullanılan “Dikmelik” tanımına dayanıyor.
Bölgede Karaosmanoğlu ailesine ait “Dikili Zeytin Bahçesi” adıyla bilinen çiftlik de yer adının oluşumunda etkili oldu. Zaman içerisinde yerleşim Dikili adıyla anılmaya başladı.

Balçova’nın adı arazinin yapısından doğdu
Balçova’nın isim geçmişi de bölgenin coğrafi yapısıyla bağlantılı. Eski dönemlerde yerleşimin bulunduğu arazinin önemli bir bölümünün balçık, yani çamurlu olması bölgenin adının oluşumuna kaynaklık etti. Balçıkla bağlantılı olarak kullanılan ifade halk dilinde zaman içerisinde değişerek Balçova biçimini aldı.

Urla adının geçmişinde üç farklı anlatı bulunuyor
Urla’nın adı tarih boyunca farklı anlatılar ve kelime kökenleriyle açıklanıyor. Bunlardan ilki “Vourla” veya “Vurla” kelimesine dayanıyor. Latince ve Rumca kökenli bu sözcük bataklık, sazlık ve sulu alan anlamında kullanılıyor. Bölgenin coğrafi yapısı nedeniyle yerleşimin bu adla anıldığı, zaman içerisinde Vourla isminin Urla biçimine dönüştüğü belirtiliyor.
Urla’nın adıyla ilgili Osmanlı dönemine uzanan başka bir anlatıda ise Çelebi Mehmed’in komutanlarından İbrahim Bey yer alıyor. İbrahim Bey sefere çıkarken söylenen “Uğurola” veya “Uğurlu geldi” ifadelerinin zaman içerisinde halk dilinde değişerek Urla adına dönüştüğü aktarılıyor.
Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde ise yerleşimin Kıdafe Kralı’nın kızı Ulice tarafından kurulduğu bilgisi yer alıyor. Bu dönemde şehrin “Urli” olarak adlandırıldığı, Urli isminin de zaman içerisinde Urla biçimine dönüştüğü belirtiliyor.

Seferihisar adı Tysaferin’den bugüne ulaştı
Seferihisar’ın isim kökeni Romalı General Tysaferin veya Tysaferinos adına dayanıyor. Bölge, Selçuklular dönemine kadar bu isimle bağlantılı olarak “Tysaferin” veya “Tysaferinopolis” şeklinde anılıyordu. Anadolu’nun Türkleşmesi sürecinde ismin sonuna kale anlamındaki “hisar” kelimesi eklendi ve ad Tysaferinhisar biçimine dönüştü. Kelimenin zaman içerisinde halk dilinde değişmesi ve harf uyumuyla yumuşaması sonucunda günümüzde kullanılan Seferihisar adı ortaya çıktı.

Kırkınca’dan Çirkince’ye, ardından Şirince’ye
Şirince’nin isim geçmişi de farklı dönemlerde yaşanan değişimlerle şekillendi. Köyün özgün adı Kırkınca olarak biliniyor. Kırkınca adının geçmişte dağlara vuran kırk kişi nedeniyle verildiğini anlatan bir efsane bulunuyor. Bir başka anlatıda ise Efes Antik Kenti’nden ayrılan kırk kişinin bölgeye gelerek yerleşimi kurması ismin kaynağı olarak gösteriliyor.
Kırkınca adı Rumca telaffuzlarda zaman içerisinde Kirkice ve Kirkince biçimlerinde kullanıldı. Daha sonraki süreçte ise köye yabancıların veya dışarıdan gelenlerin yerleşmesini önlemek ya da “nazar değmesin, kimse gelmesin” düşüncesiyle adın halk arasında Çirkince biçimine dönüştüğü aktarılıyor.
Köyün bugünkü Şirince adı ise Cumhuriyet’in ilk yıllarında ortaya çıktı. 1926 yılında dönemin İzmir Valisi Kâzım Dirik’in talimatıyla Çirkince adı değiştirilerek, köyün güzelliğine uygun olacak şekilde Şirince olarak resmileştirildi.





