Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, yeni eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada ailelerin eğitim harcamaları, okullardaki beslenme, temizlik ve güvenlik sorunları ile öğretmenlerin çalışma koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP'li Kılıç'ın açıklaması şu şekilde yer aldı:
Türkiye’de yaklaşık 20 milyon öğrencimiz ve 1 milyonu aşkın eğitim emekçimiz yeni eğitim-öğretim yılına başladı. Ama bu yıl okul zili her evde aynı duyguyla çalmadı. Bir evde okul zili çalarken, başka bir evde geçim alarmı çaldı. Çünkü milyonlarca anne baba bugün aynı sorunun peşinde: 'Çocuğumun beslenme çantasına yarın ne koyacağım?', 'Servis parasını nasıl ödeyeceğim?', 'Defterini, ayakkabısını, montunu nasıl alacağım?'
İşte Türkiye’nin gerçek eğitim tablosu budur. Saraydan bakınca başka bir Türkiye görebilirsiniz. Ama mutfakta başka bir Türkiye var. Okul kapısında başka bir Türkiye var. Kantinde, kırtasiyede, servis durağında başka bir Türkiye var. Ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz o Türkiye’yi görüyoruz. Çünkü biz siyaseti sarayların penceresinden değil, halkın sofrasından, çocuğun beslenme çantasından, emekçinin alın terinden okuyoruz.
Bu yıl bir ilkokul öğrencisinin uzun mesafe servisle okula başlamasının maliyeti 77 bin 559 liraya ulaştı. 28 bin 75 lira asgari ücret alan bir emekçi, çocuğunu okula gönderebilmek için neredeyse üç aylık maaşını harcamak zorunda. 23.552 lira en düşük emekli maaşı alan bir veli bu hesapla aylık 54 bin lira açıkla başlıyor. Memur bir veli ise aylık 7500 lira açıkla başlıyor. Bu ülkedeki kamu emekçilerinin bile maaşının tamamı çocuğunun eğitim başlangıç maliyetini karşılamaya yetmiyor. Bu bir ülke için utanç verici bir tablodur. Lisede bu rakam 81 bin 524 liraya kadar çıkıyor. Ve bunların içinde yıl boyunca yeniden alınacak defter, kalem, ayakkabı, mont, kantin ve diğer giderler bile yok.
Bir de iki, üç çocuğu okuyan aileleri düşünün. İşte o zaman eğitim masrafı olmaktan çıkıyor. Bir ailenin hayatta kalma hesabına dönüşüyor. İzmir’de, Manisa’da, Ankara’da büyükşehirlerde dahi kırtasiye parasını denkleştiremeyen ailelerimiz var. Sabahçı kardeş çantasını eve getiriyor, öğlenci kardeş aynı çantayla okula gidiyor. Beş veli bir araya geliyor, servis parasını ödeyemediği için çocukları sırayla kendi araçlarıyla okula götürüyor. Bir anne markette çocuğunun defteriyle mutfak yağını aynı anda hesaplıyor. Bir baba, 'Ayakkabıyı bu ay alırsam kirayı nasıl ödeyeceğim?' diye düşünüyor. Bir çocuğun çantası dolsun diye evin mutfağı boşalıyor.
Anayasamız açık: Temel eğitim parasızdır. Ama bugün devlet okullarında velilerimizden 'bağış' adı altında binlerce, on binlerce lira istendiğine ilişkin şikâyetler geliyor. Okulun temizliği velinin sırtında. Güvenliği velinin sırtında. Sabunu, tuvalet kâğıdı, bakım ve onarımı velinin sırtında. Sonra da çıkıp: 'Kayıt parası alınmayacak' diyorlar. Olmaz! Okula bütçe vermeden kayıt parasını kaldıramazsınız. Devletin görevini velinin cebine bırakarak parasız eğitimden söz edemezsiniz.
Şimdi soruyorum: Bu ülkenin parası yok mu? Var. Ama mesele kaynak değil. Mesele tercih! 2026 bütçesinde faize 2 trilyon 742 milyar lira ayrıldı. Millî Eğitim Bakanlığının bütün yıllık bütçesi ise 1 trilyon 944 milyar lira. Yani faize, Millî Eğitim Bakanlığından yaklaşık 798 milyar lira daha fazla kaynak ayrılıyor. Yalnızca ilk yedi ayda faize 1 trilyon 791 milyar lira ödendi. Günde ortalama 8,5 milyar lira!
Buradan iktidara soruyorum: Faize para var da çocuğa neden yemek yok? Yandaşa para var. Garantili ödemelere para var. Rant düzenine para var. Faize milyarlar var. Ama öğrencinin bir öğün yemeğine gelince 'yok' deniyor. Bu iktidar yandaşı yolsuzu hırsızı herkesi besledi bir bu ülkenin çocuklarını beslemedi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu tercihi değiştireceğiz.
Bir tost 95 lira. Bir ayran 20 lira. Bir öğrencinin her gün yalnızca bir tost, bir ayran ve su tüketmesinin aylık maliyeti yaklaşık 2 bin 990 lira. Ama daha acı olan şu: Bazı çocuklarımız o tostu bile alamıyor. Arkadaşları kantine giderken sınıfta bekliyor. Açlığını gizlemek için: 'Canım istemiyor' diyor. Bir çocuk yoksulluğunu gizlemek zorunda kalıyorsa, orada yalnızca eğitim sistemi değil, toplumsal vicdan da çökmüştür.
Ücretsiz okul yemeği sosyal yardım değildir. Temiz içme suyu lütuf değildir. Bunlar çocuklarımızın hakkıdır. Aç bir çocuktan ders dinlemesini bekleyemezsiniz. Öğretmenlerimiz de bu düzenin altında eziliyor. Aynı sınıfa giren, aynı sorumluluğu taşıyan öğretmenler farklı ücretlere, farklı haklara mahkûm ediliyor. Atama bekleyen öğretmenlerimizin önüne mülakat duvarı çıkarılıyor. Öğretmenin görevi çocuk yetiştirmektir; torpil aramak değildir. Öğretmenin ölçüsü siyasi sadakat değil, liyakat ve bilgidir.
Her kamu okuluna ihtiyacı kadar doğrudan bütçe vereceğiz.
Kayıt parası ve zorunlu bağış düzenine son vereceğiz.
Her öğrencimize en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek sağlayacağız.
Temiz içme suyunu okullarımızda ücretsiz hale getireceğiz.
Temel kırtasiye malzemelerini ve yardımcı kaynakları ücretsiz vereceğiz.
Servis ve ulaşım giderlerini kamusal olarak destekleyeceğiz.
Okulların temizlik ve güvenlik personelini kadrolu istihdam edeceğiz.
Mülakatı kaldıracağız. Öğretmen atamalarında liyakati esas alacağız.
MESEM sömürüsüne son vereceğiz ve köy okullarını yeniden açacağız.
Velilerimize sesleniyorum: Çocuğunuzun okul masrafını karşılayamadığınız için kendinizi suçlamayın. Bu sizin ayıbınız değil. Bu sizin eksikliğiniz değil. Bu, yanlış ekonomik ve siyasi tercihlerin sonucudur. Çocuğunuzun çantasına koyamadığınız defterin, beslenme çantasına koyamadığınız lokmanın, ödeyemediğiniz servis ücretinin sorumlusu siz değilsiniz. Sizin kaygınızı biliyoruz.
Size Cumhuriyet Halk Partisi adına söz veriyoruz: Hiçbir çocuk ailesinin gelirinden dolayı eğitimden mahrum kalmayacak. Hiçbir anne 'Yarın beslenme çantasına ne koyacağım?' diye uykusuz kalmayacak. Hiçbir baba servis parasıyla kira arasında seçim yapmak zorunda kalmayacak. Faize değil çocuğa yatırım yapacağız. Ranta değil eğitime kaynak ayıracağız. Sarayın değil halkın bütçesini yapacağız. Bu ülkenin hiçbir çocuğu yoksulluğa teslim edilmeyecek.





