Türkiye’nin kırsal bölgelerinde kadın emeği çoğu zaman görünmeyen ama hayatın devamlılığını sağlayan bir güç olarak varlığını sürdürüyor. Muğla Fethiye Seydikemer ilçesinde yaşayan Hanife Zeytinci de bu görünmeyen emeğin temsilcilerinden biri. Alzheimer hastası annesine ve yaşlı babasına bakan, aynı zamanda hayvancılık ve bahçecilikle uğraşan Zeytinci, evinin önünde kurduğu küçük terzi dükkanında üretmeye devam ediyor. Üç oğlu başka şehirlerde yaşayan Zeytinci, günlük hayatındaki yoğun emeğiyle hem ailesini hem de üretimi ayakta tutuyor.
Kadın emeği çoğu zaman görünmüyor
Kırsal hayatın bir örneği olan Hanife Zeytinci’nin günlük hayatı sabahın erken saatlerinde başlıyor. Ailesinin bakım sorumluluğu, ev işleri ve üretim faaliyetleri günün büyük bölümünü kapsıyor. Zeytinci, sabahın ilk saatlerinden itibaren başlayan yoğun temposunu şu sözlerle anlatıyor: “Benim günüm sabah altıda başlıyor. Önce annemle babamın ihtiyaçlarıyla ilgileniyorum. Annem Alzheimer hastası olduğu için sürekli ilgilenmek gerekiyor. Babam da çok yaşlı. Onların yemeği, ilacı, bakımı derken saatler geçiyor. Sonra ahıra gidip hayvanların yemini veriyorum, sularını kontrol ediyorum. Hayvanlara sadece yem vermek ile bitmiyor. Onlara ayrı ilgi vermek gerekiyor bir nevi çoçuğumuz gibi oluyor. Ev ile ahır arasında vakit kaybetmemek için küçük elektrikli motor aldım bunun için. Çümkü kaybettiğim yarım saat bile işlerin aksamasına neden oluyor. Eve döndüğümde yemek, temizlik, çamaşır derken gün bitiyor. Bazen günün nasıl geçtiğini anlamıyorum.”
Kırsal yaşamın zorluklarına değinen Zeytinci, hayvancılık ve bahçe işlerinin ciddi fiziksel emek gerektirdiğini belirtiyor. Zeytinci, “Yem çuvalları taşımak, hayvanlara bakmak, bahçede çapa yapmak kolay değil. Bunlar ağır işler ama çoğu zaman kadınlar yapıyor. Bir yandan hayvanlarla ilgileniyorsun, bir yandan bahçeye gidiyorsun, sonra eve gelip yemek yapıyorsun.” Gün içinde yapılan işlerin büyük kısmının görünmez kaldığını ifade eden Zeytinci, kadın emeğinin çoğu zaman fark edilmeden sürdüğünü söyleyerek, “Dışarıdan bakıldığında sanki evde oturuyormuşum gibi görünüyor. Ama gün boyu yapılan işlerin çoğu emek isteyen işler. Kadınların yaptığı birçok şey görünmez oluyor.”
“Çalışkan deniyor ama bu çoğu zaman bir zorunluluk”
Kırsal yaşamın somut örneği olan Zeytinci, özellikle bakım sorumluluğu ile üretim faaliyetlerinin aynı anda yürütülmesinin kadınların günlük yaşamını daha da yoğun hale getirdiğini dile getiriyor. “Yorulduğunda dinlenmek istiyorsun ama annemin bakımı var. Bir işi bitirince diğerine geçmek gerekiyor. Bu hayat bazen çok yorucu oluyor ama yine de devam ediyor.”
Çevresindeki insanların kendisini genellikle “çalışkan” olarak tanımladığını belirten Zeytinci, kırsalda kadınların üstlendiği sorumlulukların çoğu zaman bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade ediyor. Zeytinci, “Çoğu kişi ‘Hanife çok çalışkan’ der ama bu benim için bir övgüden çok zorunluluk. Kadınlar çalışmasa aileler ayakta duramaz. Biz hem üreticiyiz hem bakım veriyoruz hem de evi yönetiyoruz.”
"Kadın üretince kendini daha değerli hissediyor"
Kırsalda yoğun bir yaşam temposuna sahip olan üç çocuk annesi Zeytinci için terzilik ise hayatında ayrı bir yere sahip. Başlangıçta yalnızca bir hobi olarak başladığı dikiş işi zamanla onun için hem bir üretim alanına hem de bir nefes alma fırsatına dönüşmüş. Gün boyu hayvanlarla ilgilenip bahçe işlerini yaptıktan sonra evinin önündeki küçük terzi dükkânında dikiş makinesinin başına geçen Zeytinci, bu işin kendisine güç verdiğini söylüyor. Zeytinci, “Başta sadece vakit geçirmek için başlamıştım ama zamanla çok sevdim. Dikiş dikmek bana hem huzur veriyor hem de kendimi güçlü hissettiriyor. Kadın üretince kendini daha değerli hissediyor,” diyen Zeytinci, terziliğin kendisi için yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda kadının üretici kimliğinin bir göstergesi olduğunu ifade ediyor. Ona göre köydeki kadınlar için küçük görülen bu tür uğraşlar aslında hem ekonomik katkı hem de kadınların kendilerini ifade edebilmeleri açısından büyük önem taşıyor.
Kırsalda yaşamını sürdüren kadınlar, hem ev içi sorumlulukları hem de üretim faaliyetleriyle aile ekonomisine katkı sunmaya devam ediyor. Günün erken saatlerinde başlayan çalışma temposu, tarladan hayvancılığa kadar birçok farklı alanda emek verilmesini gerektiriyor. Zeytinci, çevresinde kendisi gibi çok yönlü çalışan birçok kadın olduğunu belirterek kadın dayanışmasının bu yaşamın en önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi. “Dayanışma olmasa bu hayatı sürdürmek çok daha zor olurdu. Kadınlar birbirine destek oldukça güçleniyor.” ifadelerini kullandı.
Üretilen emek resmi olarak görünmüyor
Kırsalda üretim yapan kadınların çeşitli desteklerden yararlandığını ancak bu desteklerin sınırlı kaldığını belirten Zeytinci, özellikle bakım hizmetleri ve tarımsal üretim konusunda daha fazla destek gerektiğini söyledi. Kadınların üzerindeki yükün hafifletilmesi için yeni desteklere ihtiyaç olduğunu dile getiren Zeytinci, şunları söyledi: “Destekler var ama çok sınırlı. Kadınların yükünü hafifletecek daha fazla imkan lazım. Özellikle bakım hizmetlerinde yardım şart. Tarımda da kadın üreticiye daha fazla destek verilirse hem üretim artar hem de kadınlar ayakta kalır.”
Kırsalda üretime katılan birçok kadının sosyal güvenceye sahip olmadığını belirten Zeytinci, sigorta ve emeklilik gibi haklara erişimde sorunlar yaşandığını dile getirdi. Uzun yıllardır çalıştıklarını ancak çoğu kadının resmi kaydının bulunmadığını söyleyen Zeytinci, kadın üreticilere yönelik desteklerin artırılması gerektiğini ifade ederek, “Kırsalda kadınların çoğu sigortalı değil, emeklilik güvencesi yok. Biz yıllardır çalışıyoruz ama kaydımız yok. Ürettiğimiz şey resmi olarak görünmüyor.”dedi.
"Kadının emeği sadece kendi evini değil, dünyayı değiştirir"
Kendi yaşamından örnekler vererek kadın emeğinin toplumsal önemine dikkat çeken Zeytinci, kadınların aile ve toplum içindeki rolüne vurgu yapıyor. Zeytinci, “Ben anneme bakmazsam günlük hayatını sürdüremez. Babamın ihtiyaçlarını karşılamazsam zorlanır. Hayvanlara bakılmazsa evin geçimi bozulur. Yemek yapılmazsa evde kimse doymaz.” Kadın emeğinin aile düzeninin devamı için temel bir unsur olduğunu ifade eden Zeytinci, bu emeğin toplumsal hayata da doğrudan etki ettiğini belirterek, “Kadın aslında bütün hayatı örgütleyen bir güç. Bu yüzden kadının emeği sadece kendi evini değil, dünyayı değiştirir.”
Fethiye Seydikemer’in küçük bir köyünde Hanife Zeytinci’nin hikayesi, kırsalda kadın emeğinin ne kadar geniş ve çok katmanlı olduğunu gösteriyor. Hanife’nin hikâyesi, sadece bir kadının günlük yaşam mücadelesi değil; aynı zamanda kırsal kalkınmanın, bakım emeğinin ve üretimin görünmeyen yüzü. Onun sözleri, kırsalda kadın emeğini görünür kılmak için bir çağrı niteliğinde: “Kadının emeği dünyayı değiştirir..."










